Oya BAYDAR
Başlıktaki “dönüş” sözcüğü aslında yanlış. Çünkü Ergenekon, kontrgerilla, gladyo, vb., adını ne koyarsanız koyun, devletin derinliklerindeki o yapı kendi içinde çatışarak, yenilenerek, kimi zaman inine çekilip kimi zaman ortaya çıkarak varlığını hep korudu, koruyor. Gelişmiş demokratik ülkelerde hiç değilse görünüşte hukuk sınırlarına çekilse de, 1990’larda İtalyan Gladyosu başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde büyük ölçüde tasfiye edilse de, Türkiye’de devletin temeli olmayı sürdürdü, sürdürüyor.
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan’ın “Bizden yukarda öyle bir örgüt var ki, her şeyi o tezgâhlıyor, biz uyguluyoruz” dediği; Ecevit’in, adını varlığını ilk kez 1973’te duyduğunu anlattığı, 1970’lerde derin yapılanmanın içinde olduğu iddia edilen General Memduh Ünlütürk’ün 1950 ortalarında “Kıbrıs Türklerini korumak için” kurulduğunu söylediği, Seferberlik Tetkik Kurulu/ Özel Harp dairesi olarak da anılan yapı, 12 Mart 1971 darbesinde, 12 Eylül 1980 darbesinde, 28 Şubat müdahalesinde hep aktif ve perde arkasındaydı. 2007’den itibaren yaygın olarak Ergenekon adıyla anılmaya başlanması, Ergenekon davaları yüzünden oldu.
Derin devletin uygulama aparatı
Komplo teorilerinden, devletin karanlık işlerinden anlamam, hiçbir “derin”in yanına uğramam (onlar da beni yanlarına uğratmazlar zaten), uzmanlık alanım da değil. Ama şu uzun yaşamımda Ergenekonvarî yapıların icraatlarına, melanetlerine tanık oldum, dolaylı saldırılarına maruz kaldım. Önemsiz görülen, gözden kaçan ayrıntıları, beyanları, kimi dava dosyalarını, kimilerinin anılarını, güncelerini, itiraflarını dikkatle izledim. Yakın çevremdeki pervasız konuşmalardan, “kimse duymasın”lı paylaşımlardan da bir şeyler öğrendim. “Derin devlet” denilen yapının, iç ve dış egemenlerin/muktedirlerin iktidarlarına yön veren, adımlarını kurgulayan ortak akıl olduğu sonucuna vardım. Kişilerden oluşan ama tek tek “derin”lerin iradesini aşan; ülke, bölge, dünya hâkimiyetini ve bu hâkimiyeti sürdürecek iktidarı korumak için, legal siyaseti manipüle etmek yanında illegal güçleri de kullanan, gereğinde müdahale kararı alan karanlık odak…
Gladyo, Kontrgerilla, Ergenekon, vb. türü örgütlenmeler, yaygın alt örgütleri ve kendi içlerindeki hiyerarşileriyle, merkezdeki bu odağın kullandığı aparatlardır. Bu aparatların kompozisyonu, kadroları, eylem biçimleri, propaganda ağları iktidarın yönüne ve dönemin koşullarına göre değişse de yapı varlığını korur.
Derin devlette NATO’cu Avrasyacı kanatlar
Türk derin devletine ve onun Ergenekon/Gladyo aparatına, 1950’lerden yakın zamana kadar NATO’cu-Batıcılar hâkimdi. Özellikle sosyalist sistemin çöküşünden önceki çift kutuplu dünya koşullarında Türkiye’de solun yükselişini ve/veya İslamî kesimlerin siyaset sahnesine çıkışını tehdit olarak algılayan ABD-NATO blokunun askerî darbelere verdiği destek bu bağlamda ele alınabilir.
Ancak, derin devlet ve güdümündeki güçler içinde ulusalcı-Avrasyacı mihraklar, ordu içinde de Avrasyacı subaylar-generaller hep vardı. Bu kanadı güçlü kılan; ideolojik anlamda Avrasyacı olmamakla birlikte ulusalcı-Kemalist reflekslere sahip “kurtarıcı” askerlerden aldıkları destekti.
2000’lerin başında AKP’nin iktidara gelmesinden sonra, AKP’yi iktidardan uzaklaştırmaya azmetmiş geleneksel darbeci-vesayetçi kadrolarla Avrasyacıların yolları kesişti. Sonraki birkaç yıl, darbeci-Avrasyacı ittifakın AKP’ye karşı darbe planları, müdahale hazırlıkları ve destabilizasyon (istikrarsızlaştırma) girişimleriyle geçti.
Ergenekon devredeydi. Hrant Dink’in ve Agos gazetesinin yargılandığı günlerin boğucu siyasal atmosferini yayınları hatırlayalım. Veli Küçük’leri, Kerinçsiz’leri, Perinçek’leri, adı ünü duyulmuş nice ulusalcının, milliyetçinin mahkeme kapılarında attıkları sloganları, açtıkları pankartları, sözlerini, yazılarını hatırlayalım. (Şimdilerde Dink cinayeti de FETÖ’ye ihale edilince, aklanmış ünlü Ergenekoncular millî kahraman gibi geziniyorlar ortalıkta.) Rahip Santano cinayetini, Menzil kitabevi katliamını, 2003 Nevruzu’nda Mersin’deki bayrak provokasyonunu, Kuvayı Milliye derneklerinin ayinlerini, Mersin-Trabzon hattını, eski Jandarma Genel Komutanı Eruygur’un şehir şehir dolaşıp verdiği buram buram darbecilik kokan “Parola vatan, işareti namus” konferanslarını, ulusalcıların mitinglerinde açılan “Ordu göreve” pankartlarını, yüzlerce istikrarsızlaştırma operasyonunu, ve de Güneydoğu’daki faili meçhulleri hatırlayalım.
Büyük kapışma: Ergenekon - Balyoz davaları
2007’de Ergenekon soruşturması, 2008 Ocağında Ergenekon davası başladı. Sanıklar arasında Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz, Susurluk hükümlüsü Sami Hoştan, mafyacı Sedat Peker vb. gibi Ergenekon ilişkileri geçmişleriyle de bilinen figürler yanında Avrasyacı generaller, Perinçek ve çevresi, ulusalcılar da vardı. Sonraki gelişmeler, o davaların darbecilik ve vesayetçiliğin geriletilmesi görünümü altında büyük bir kapışma olduğunu gösterdi: NATO’cu Fethullahçılarla AKP, ordu içindeki Avrasyacı-ulusalcılara karşı operasyona girişmişlerdi. Necmettin Erbakan, “Ergenekon davası, TSK’da ABD karşıtlarının tasfiyesidir” yorumunu yaparken haklıydı.
Aradan geçen on, on iki yılda bölge değişti, dünya değişti, baştan sona yanlış iç ve dış hesapları tutmayan Erdoğan ve partisi de başladığı noktadan 180 derece dönüşle değişti. Bir zamanlar Ergenekon davalarının savcısı olduğunu söyleyen Erdoğan, özellikle NATO’cu Batıcı FETÖ’cülerin 15 Temmuz darbe girişiminden sonra derin devlette güç kazanan Avrasyacı Ergenekoncularla ittifak kurmak, onlardan destek almak zorunda kaldı. Otoriter - totaliter tek adam yönetimini rahatça sürdürebilmek için de insan hakları, demokrasi, özgürlükler konusunda başını ağrıtmayacak Putin ve benzerlerine yanaşmak işine geliyordu. Değerlerini asla benimsemediği Batı dünyası, Batı demokrasisi Erdoğangillere zaten yabancıydı ve hayallerindeki İslamî Türkiye’yi kurabilmelerinin önünde engeldi. Öte yandan Putin Rusya’sı bölgede güç kazanmaktaydı. Erdoğan, dümeni Rusya’ya kırarak bölgeye adım atmanın ve Müslüman Türk milliyetçiliği adına Kürtleri geriletmenin daha kolay olacağı hesabı yapıyordu.
Şimdilik Erdoğan mı Perinçekçi Avrasyacılardan yararlanıyor, yoksa giderek Avrasyacılaşan Ergenekon mu Erdoğan ve partisini burnundan sürüklüyor, bilemiyorum. Belki de aynı hamurdan oldukları için anlaşıyorlar. Kısaca: FETÖ ile ittifakın sona erdiği noktada Tayyip Erdoğan ve partisi Avrasyacılarla ittifak halinde görünüyor. Ergenekon yapılanması da kılıf ve sahip değiştirerek Sayın Erdoğan’ın himayelerinde, Putin’in, Dugin’in yönetiminde “yenilenmiş” olarak sahnelere dönüyor.
Kimileri de bunun adına ulusalcılık, bağımsızlık diyor.
***
Bu genel çerçevenin günümüzün siyasal gelişmeleri ve sürmekte olan davalarla ilişkisini sonraki yazıda açıklamaya çalışacağım.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024