Pelin CENGİZ
İstiklal Caddesi’ne 11 yıllık iktidarları boyunca düzgün taş döşemekten aciz bir iş yapma anlayışının başta İstanbul olmak üzere ülke genelinde yapacağı “kentsel dönüşüm” projesi, bütün ürkütücülüğü ile üzerimize yıkılmak üzere. Kentler, kent sakinlerinin ihtiyaç ve isteklerine göre değil, iktidarın istek ve beğenisine göre dizayn ediliyor. Geçen yıl Van’da meydana gelen deprem sonrası gündeme gelen, altı ay gibi epey kısa bir sürede hazırlanarak, Meclis’ten geçirilen “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı” ile kentsel dönüşüm 35 kentte geçen cuma başlatıldı. Başbakan Erdoğan’ın “iktidarımıza mal olsa bile yapacağız” diye ısrar ve inatta geri kalmadığı kentsel dönüşümü, tahminimce epey uzun bir zaman boyunca konuşuyor olacağız. Kentsel dönüşüm, aslında tek bir muktedirin ve çevresindekilerin heyecanına kurban edilmeden toplumsal, sosyal, bilimsel ve mimari açılardan ele alınıp planlanabilseydi, iklim değişikliği, sel, heyelan gibi afetler, trafik gibi pek çok kentsel konuda yenilenme fırsatları getirebilirdi. İktidarın böyle bir niyetinin olmadığı açık. Aksinebugün bu yapılanın kentsel dönüşüm adı altında mahalle algısına son vermek, yoksulu sürgüne göndermek, şehir dokularını tahrip etmek, müteahhide rant yaratmak, iktidar mensuplarına yeni söylem kapısı açmak olduğu da gayet açık.
Ülke genelinde 20 yılda 14 milyon konutun elden geçirilmesinin planlandığı dönüşüm esnasında oluşacak hafriyat, yıkıntı ve toz dâhil inşaat atıklarının çevreyle uyumlu olarak değerlendirilmesi için atık borsası ve depolama alanları oluşturulması gerekiyor. Henüz, herhangi bir yetkiliden buna ilişkin bir planlama duymuş değiliz. Türkiye’de genelde dönüşüm sorunları fiziksel mekânın dönüşümüne indirgenmiş, dönüşümün toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutları tamamen gözardı edilmiş durumda. Kentsel dönüşüm için yoksulluk, yoğunluk, nüfus gibi farklı yönlerden ele alınacak ulusal strateji planlarından bahseden görmedim. Kentsel dönüşüm mekânsal bir dönüşüm olduğu kadar aynı zamanda ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla da ele alınması gereken bir konu. Kamu, özel sektör, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve dönüşüm alanlarında yaşayanlarla uzlaşma gibi bir olgudan da epey uzaktayız.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde kentler gelişimlerini alt gelir grupları, yoksullar ve ötekileştirilmiş kesimler üzerinden sağlıyor. Bu grupların yaşadığı semtler şehrin büyümesiyle merkezî konuma gelip ranta uygun hâle gelince, yenileme ya da kentsel dönüşüm adı altında sermaye yatırımlarına açılarak, burada yaşayanlar zorla yerlerinden göç ettiriliyor. Bir zamanlar kentin çeperindeyken, genişleyen kentin merkezi ya da merkeze yakın bölgesi hâline gelen ve kentsel rantı artan gecekondu bölgeleri, tapu tahsisli alanlar, merkezî yerlerdeki tarihî dokuya sahip yıpranmış konut alanları dönüşüm için biçilmiş kaftan hâline geliyor. Dolayısıyla deprem riski, yasadışı yerleşim, düşük nitelikli konut, çöküntü alanı, bozulan tarihî doku filan gibi gerekçeler rantsal dönüşümü meşrulaştırılma aracı olarak kullanılırken, yine aynı araçlarla gerçek amaç rahatlıkla gizli özne oluyor. Konutları kentsel dönüşüm kapsamında yıkılmak zorunda bırakılanların hukuki olarak da elleri kolları bağlanıyor. Ev sahipleri yıkıma itiraz edip davayı kazansa bile, evleri çoktan yıkılmış olacak. Yapının afet riskine karşı dayanıksız olmadığı bilirkişi kurullarınca tesbit edilse de, mahkemeler yürütmeyi durdurma kararı veremeyecek.
Sulukule’nin hukuki anlamda geçirdiği süreç, bundan sonrası için önemli bir emsal teşkil edebilir. İstanbul’da 2010’da Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri düzenlenirken, Sulukule’de kültür, kentsel doku ve tarih katliamı yapılıyor, TOKİ çirkinliği yükseliyordu. İstanbul Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası ile Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği, Sulukule projesinin SİT alanı üzerine Koruma Bölge Kurulu kararlarına aykırı olarak inşa edildiği ve Romanlar’ın mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle iptal davası açmıştı. Bu dava proje aleyhine sonuçlanırken, şu anda AİHM’de Sulukule ile ilgili devam eden üç dava var. Yarın öbür gün mülkiyet haklarını yitirmiş kişiler, tek tek dava açtıklarında AİHM’in keseceği tazminat cezalarının haddi hesabı olmayacak. Bu tür davalarda AİHM’in bireyin konut ve barınma hakkından yana karar aldığını da hatırlatalım.
Bir “Musibet”, bin nasihatten yeğdir
Kentsel sorunlar ister istemez, tasarımcıları da etkiliyor. Geçen hafta İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Özlem Yalım Özkaraoğlu ile bir öğlen yemeğinde biraraya geldik. Eczacıbaşı, üç yıldır hazırlandıkları ve 13 ekimde başlayacak olan İstanbul Tasarım Bienali ile ilgili son bilgileri bize aktardı. Bienalin teması, Londra Tasarım Müzesi Direktörü Deyan Sudjic tarafından “Imperfection” yani Kusurlulukolarak belirlenmiş. Kentsel dönüşüme start vermiş İstanbul’da insanları sormaya, daha çok düşünmeye ve sarsmaya yönelik projeler içerdiğinden bienalin zamanlaması mükemmel. Küratörlüğünü Emre Arolat’ın üstlendiği “Musibet”, İstanbul Modern’de 165 tasarımcı ve mimarla ilgili kentsel dönüşüme ilişkin ilginç projeleri biraraya getirecek. Bürokrasinin karşıtı “Adhokrasi” ana temalı bir diğer serginin küratörü ise Joseph Grima. 120’ye yakın tasarımcı ve mimarın projesinin yer alacağı serginin mekânı ise Karaköy’deki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu.Eczacıbaşı, bienali gezecek olanlara şöyle bir mesaj veriyor: “Burada güzel masalar, sandalyeler olmayacak. Tasarım konusunda düşündürmek, ufukları zorlayan çalışmaları getirmek ve ticari kaygıları geri planda tutarak sorular sordurmak istiyoruz.”
Bienalin Direktörü Özkaraoğlu da, Çin’in Şanghay Belediye Başkanı’nın dört yıl önce “‘Made in China’yı ‘Design in Chine’ yapacağım” sözünü hatırlatınca, Eczacıbaşı, “‘Türkiye’de tasarlanmıştır’ dediğimiz gün cari açık başta tüm sorunların yok olduğu noktaya ulaşırız. Bunu hedeflemeliyiz” diyor. Düşünmeye değer...
[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022