Şahin ALPAY
ABD Başkanı Obama ilan ettiği “kırmızı çizgileri” aşan Esad diktatörlüğüne karşı “dar ve sınırlı” bir cezalandırıcı askeri müdahaleyi Kongre’nin onayına sundu; Kongre onay vermese de yetkinin kendisinde olduğunun altını çizdi. ABD ve müttefikleri, BM Güvenlik Konseyi kararı olmaksızın Suriye’ye müdahaleye hazırlanıyor. Bu olası müdahale hakkında ne düşündüğümü bir kez daha okurlarla paylaşmak ihtiyacını hissediyorum.
Düzenli okurlarımın hatırlayacakları üzere, Suriye’deki iç savaşın başlangıcında ısrarla soruna diplomatik, politik bir çözüm bulunmasını savundum. Ankara’yı Moskova ve Tahran ile sahip olduğu iyi ilişkilerden yararlanarak, bu çabaya odaklanmaya çağırdım. Ne var ki diplomatik çabalar, şu veya bu nedenle, sonuç vermedi; iç savaş tırmandı. Bugüne kadar 100 bin Suriyeli can verdi, 2 milyonu komşu ülkelere sığındı, 5 milyona yakını da kendi ülkesinde mülteci haline geldi.
Esad diktatörlüğünün Rusya, İran ve Hizbullah’ın artan diplomatik, askeri ve mali yardımlarıyla iç savaşta giderek inisiyatifi ele geçirmesi üzerine, savaş alanında dengenin sağlanması, böylelikle müzakere yoluyla çözüme yol açılabilmesi açısından muhalefetin silahlandırılması gereğini savundum. Çatışmalarda kimyasal silah kullanıldığının ortaya çıkmasından sonra da şöyle yazdım: “ABD öncülüğünde kurulacak uluslararası koalisyonun diktatörlüğün zulmüne dur diyebilecek ve tarafları müzakere yoluyla çözüme zorlayacak nitelikte bir ‘insani müdahale’de bulunmasına olumlu bakıyorum…” (29.08.2013)
Yazıma özellikle Batılı okurlarımdan tepkiler geldi. Bu tepkiler genel olarak “insani müdahale”ye yönelik itirazları içeriyordu. Suriye’ye yapılacak müdahalenin “insani” bir yönü olmayıp, Batı’nın / ABD’nin jeopolitik çıkarlarına hizmet edeceği, durumu daha da kötü hale getireceği, iç çatışmalar ne denli korkunç sonuçlar doğursa da her halkın kendi geleceğini kendisinin çizmesi gerektiği söyleniyordu. Ayrıca, Türkiye’nin bu müdahaleye hiçbir şekilde karışmaması, ABD, Suudi Arabistan ve İsrail ile aynı cephede yer almaması gerektiği de hatırlatılıyordu.
Cevaben şunları söylemek istiyorum: Radikal solculuk dönemini geride bıraktıktan sonra, yani yaklaşık 40 yıl öncesinden bu yana şu değerlere bağlıyım: Şiddetten, savaşlardan, silahlardan nefret ediyorum. Orduların ve her türlü silahların yeryüzünden silinmesinden yanayım. Anlaşmazlıkların müzakere yoluyla, politik yöntemle çözülmesini savunuyorum. Bu anlayışın bütün dünyaya yayılıyor olmasından mutluluk duyuyorum. Nitekim olası askeri müdahaleye ABD, AB ve Türkiye’de geniş muhalefet var.
Ama gerçekçi olmak zorundayız: Güç mücadeleleri devam ettiği sürece ordular da, silahlar da var olacak. 1990’larda Bosna ve Kosova’da olduğu gibi “insani müdahale”ler pekala zulmü durdurabilir. Şurası muhakkak ki, bugün Suriye halkı geleceğini kendisi belirlemiyor. Baas rejimi sağladığı dış destekle kendi iradesini dayatıyor. Rejimin ateşkese zorlanması, giderek iki tarafın makul temsilcileri arasında yapılacak müzakereler yoluyla politik bir çözüme gidilebilmesi için, askeri dengenin sağlanmasından başka bir çıkar yol göremiyorum.
Elbette ki, yanılıyor olabilirim. Suriye’ye ABD öncülüğünde “sınırlı ve dar” bir müdahale, hiç beklemediğim, bugünden daha kötü sonuçlara yol açabilir. Şunu da kabul ediyorum: Türkiye’nin güney komşumuzda barış ve istikrarın bir an önce sağlanmasındaki ulusal çıkarı tercihlerimi etkiliyor olabilir. Şimdi bir küçük umut, ABD’nin müdahale tehdidinin, Moskova ve Tahran’ın devreye girmesiyle siyasi bir çözüme yol açması.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020