Şahin ALPAY
Hâlâ aynı kanıdayım. AKP iktidarının, 2002’den 2011’e uzanan kabaca ilk iki döneminde uyguladığı gerek iç, gerekse dış politika Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygundu.
İç politikada özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi yerleştirme yönünde ilerlenirken, dış politikada “komşularla sıfır problem” şiarında ifadesini bulan yaklaşım çok başarılı sonuçlar veriyordu. Mimarlığını dönemin önce dışişleri danışmanı, sonra bakanı olan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı dış politikanın dayandığı temel ilkeler, özetle, şunlardı:
Komşularla sorunlar diyalog, müzakere ve uzlaşmayla çözülecektir. Hepsiyle ekonomik karşılıklı bağımlılık ilerletilecek, böylelikle barışçı ilişkiler güven altına alınacaktır. Ankara barış ve istikrar için bölgedeki tüm sorunların diplomasiyle çözümüne destek verecektir. Bu politika AB’ye katılım perspektifiyle çelişmez, aksine, komşularla barışçı ilişkiler, bölgeyle siyasi ve iktisadi ilişkilerin gelişmesi, gerek büyümesine, gerekse güvenliğine katkı yaparak Türkiye’nin giderek AB ile bütünleşmesine yardımcı olacaktır.
Bu yaklaşımla hemen bütün komşularla ilişkilerde beklenmedik ölçülerde iyileşme sağlandı. Suriye ile ve Irak Kürtleriyle hasmane ilişkiler tersine döndü. Yunanistan’la ikili sorunlar çözülemediyse de, savaş düşünülemez hale geldi. Kofi Annan planına destek verilerek Kıbrıs’ta çözüm yanında Ermenistan ile normalleşme yönünde birçok adım atıldı. Ankara, Filistin – İsrail, Suriye – İsrail arasında barış için büyük çaba harcadı. Bu politika son derece başarılı oldu ve Türkiye’nin dünyadaki saygınlığına büyük katkı yaptı. AB ile katılım müzakerelerine başlayan Türkiye, bütün İslam ülkelerine model gösterilir oldu.
Evet “sıfır problem” bölgede Arap Baharı gibi büyük bir altüst oluş yaşanabileceğini, yerleşik otokratik rejimlerin devrilebileceğini öngörmüyordu. Dolayısıyla bölgede ortaya çıkan yeni koşullara uydurulması gerekecekti. Ne yazık ki öyle yapılmadı. 2011 genel seçimleri, kabaca, AKP iktidarının gerek içte, gerekse dışta yön değiştirdiği dönüm noktası oldu. O tarihten sonra içte giderek keyfîleşen ve otoriterleşen bir idareye yönelindi, dışta “sıfır problem” politikası hemen tamamen terk edildi. Bunun yerine, otokratik rejimlerin yerini Müslüman Kardeşler’in öncülük ettiği yeni rejimlerin alacağı ve Ankara’nın da bu yeni rejimlerle iyi ilişkiler üzerinden bölge üzerindeki nüfuzunu yayacağı, Sünni İslam dünyasının lideri haline geleceği varsayımına dayalı bir politika benimsendi.
2015 genel seçimlerine gitmekte olduğumuz bugünlerde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetimi altında Türkiye’nin geldiği nokta şu: Demokrasi ve hukuk devletinden giderek uzaklaşıldı, artan kutuplaşma istikrarı tehdit ediyor. Dış ilişkiler her yönde kötülemiş ve problemli durumda. Bölgeyle başlarsak Suriye, Mısır ve Libya ile ilişkiler tamamen koptu, Tunus bile geçen gün Ankara’yı “teröre destek” vermekle suçladı. İsrail ile sadece ticarî ilişki var.
Irak Kürtleri, Hamas ve Katar dışında iyi ilişkilerden söz edilebilecek bir taraf kalmadı. Erdoğan, (nedendir anlaşılmaz) Yemen’de, karşısına aldığı General Sisi ile birlikte, Suudi Arabistan’ın kuyruğuna takıldı; Tahran’ı tedirgin etti. Şimdi büyük olasılık olarak görünen nükleer anlaşma halinde, İran’ın bölgedeki nüfuzu artacak. (Belki bundan Suriye’deki rejim yararlanacak.) Kıbrıs’ta çözümden, Ermenistan’la normalleşmeden çok uzaklaştık. ABD ile son derece soğuk bir hal alan ilişkiler AB ile kopma noktasında. Ankara’nın dünyada bu ölçüde yalnızlaştığı bir dönem görülmedi demek abartma olmaz.
Yeniden demokratikleşmeye ve “sıfır problem” temelli bir dış politikaya odaklanmayan Türkiye’yi çok sıkıntılı günler bekliyor.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Fark, karizma olabilir mi?
14.06.2023 - Harikalar diyarında
21.12.2020 - Kaçık Radyo'ya uzun ömürler
6.02.2020 - Kemalizmin amaçlanmayan sonuçları
18.11.2020 - Darbecilikle boğuşurken popülizme yakalanmak
30.09.2020 - Assar Lindbeck ve liberal sosyal demokrasi
24.09.2020 - Yeni dünya görüşüm
20.07.2020 - Kadri bilinmemiş bir şah-eser
8.05.2020 - Trump'ın dünyaya verdiği dersler
29.04.2020 - Ne umduk, ne bulduk
21.04.2020
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Ro$ev sîtav
Dêsim ve Kabata$.! Peki, oldu.! Evet Kabata$ ta o haksizliga "ugrayan" ki$i, deprasyon geçiriyormu$, depresiv olmu$, kabuslar görüyormu$, toplum içerise çikmak istemiyormu$..vs vs. Pekî1938 den bu yana, yani "Dêsim Tertelesi"nden sonra kendi insanlarini katleden devletin simgelerini (cami ve Atatürk ün heykelleri..) hergün gören Dêsmliler, nasil ya$iyor acaba.! Zehra bu saldirilardan dolayi bu Kadar gündemi me$kul ediyorsa, niye Dêsim katliamnindan sonra yapilan camilerin ve Atatürk heykellerin kaldirilmasi gündem konusu yapilmiyor.. Hele bir dü$ünün, bugün Israil de Yahuileri katleden Hitlerin heykeli yapilsin.! Ben bir$ey diyeyim; degil cami ve heykelleri Dêsime, Hitlerin heykelini de Israile yapmak, böyle bir$eyi insanin rüyasinda görmesi bile ayiptir ayip.. Ya biraz insan gibi dü$ünün, biraz empati kurun lütlen.!