Şahin ALPAY
Hak ve özgürlüklere saygılı olmayan hiçbir iktidar uzun ömürlü olamaz.
Bu, arkasında iyi–kötü iki yüz yıllık hukuk devleti, en az 65 yıllık çok partili düzen birikimi, giderek güçlenen sivil toplumu olan, Batı ittifakı üyesi Türkiye için büsbütün böyledir. Başında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın olduğu AKP iktidarı, 1 Kasım'a doğru gidilirken eleştirel medya, dolayısıyla muhalefet üzerinde hukuk dışı baskıları artırdı. Tivibu'dan sonra Katarlı bir şirket tarafından satın alınan Digiturk de savcılık talimatıyla medyaya sansür uyguluyor. Bu hukuk dışı baskıların ters tepeceğinden, halkın bu iktidarın antidemokratik niteliğini daha iyi görmesine yardımcı olacağından eminim.
Belli ki AKP iktidarı, hükmettiği medyayla gerçekleri tepetaklak ederek, yalan ve iftira saçarak, hukuku ayaklar altına alıp muhalif basını susturarak yeniden tek başına iktidar olma hesabını yapıyor. Diyelim ki, uzak bir ihtimalle, 1 Kasım'da TBMM'de az farkla da olsa çoğunluğu elde etti. Anayasayı çiğnemeye, zorbalığa devam ettiği takdirde toplumun çok farklı kesimlerinden olduğu gibi, devlet kurumlarından, giderek AKP'nin içinden itirazlar yükselmesi, halkın çoğunluğunu karşısına alan bir iktidar olarak ülkeyi yönetemez hale gelmesi kaçınılmazdır. Bu konuda en çarpıcı uyarıyı içlerinden biri, Bülent Arınç yaptı.
Ne yazık ki, AKP iktidarı ülkeyi her alanda 1990'lara geri döndürmekte. Bu süreç sadece PKK ile çatışmaların yeniden alevlenmesi, ülkenin yeniden kan gölüne dönmesi, hukuk alanında AB reformları öncesine gidilmesi, yargının bağımsızlığını yitirmesi şeklinde tecelli etmiyor. İktidarın askeri vesayete son verdiği iddiasının da inandırıcılığı kalmadı. 17/25 Aralık Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya kalan iktidar, “darbe girişimi” olduğu iddiasıyla soruşturmayı örtbas etmeye girişti. Balyoz ve Ergenekon darbe davalarının “milli orduya kumpas” olduğu iddiasıyla TSK'ya yaranmaya çalıştığı gibi, giderek dizginleri MGK'ya kaptırma sürecine girdi. Ne var ki, TSK'nın kumpas safsatasına itibar etmediği, çeşitli hak ihlallerine yol açan söz konusu davaların arkasında siyasi iradenin bulunduğunun bilincinde olduğu anlaşılıyor. Belki bu nedenle TSK saflarında cadı avına izin verilmedi.
Geçen haftanın en dikkate değer haberi, TSK'nın iktidara ilettiği “iki çekince”yle ilgiliydi. Buna göre asker: 1) PKK'yla mücadele kapsamında şehir merkezlerine girerek halkla karşı karşıya gelmeyecekti. 2) IŞİD'le mücadele kapsamında BM Güvenlik Konseyi veya NATO Konseyi kararı olmadıkça Suriye topraklarına ayak basmayacaktı. (Hürriyet, 5 Ekim) Kısa süre önce basında yer alan bir habere göre de, takipsizlik kararıyla kapatılan, Uludere/Roboski'de 34 yurttaşın bombalanarak öldürülmesi soruşturmasında ifade veren askerlerin söz konusu kişilerin “terörist değil kaçakçı” olduklarını üstlerine bildirdikleri ortaya çıktı. (Cumhuriyet, 26 Eylül) Haber, askerin olaydan MİT'in yanıltıcı istihbaratını sorumlu gördüğünü ima ediyordu. Hemen ardından gelen ve iktidar kaynaklarına dayandırılan haber ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “sır küpü” MİT Başkanı Hakan Fidan'ın 1 Kasım sonrasında görevden ayrılacağına dairdi. (Cumhuriyet, 7 Ekim)
Gelinen noktada “Asker siyasi rolüne dönüyor mu?” şeklinde soruların sorulmaya başlaması şaşırtıcı değil. Bu bağlamda en dikkate değer yorum Metin Gürcan imzasıyla, Beyrut'ta yayımlanan Al Monitor'da çıktı. (1 Ekim) “Şimdilik hayır…” sonucuna varılan yorumda Genelkurmay eski başkanı Necdet Özel'in “çözüm sürecinde yol haritasından haberimiz yok” şeklindeki açıklaması (Milliyet, 31 Ağustos) da hatırlatılmakta. AKP iktidarının Türkiye'de demokrasiye verebileceği en büyük zarar, muhakkak ki, askerin yeniden vesayet rolü üstlenmesine yol açmak olur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020