Süleyman Seyfi Öğün
Bir büyüğüm vakt-i zamânında bana, değerini seneler içinde daha iyi idrâk ettiğim bir hayât görüşü hediye etmişti. Şöyle demiş olduğunu hatırlıyorum: “Hayat bir kömür galerisine benzer. Ve sen üzerinde bembeyaz bir gömlekle bu galeriye girersin. Ama ne kadar dikkât etmiş olsan da, bil ki galeriden çıktığında üzerinde büyük bir kısmının nereden geldiğini bile bilmediğin öbek öbek kurumlar olacaktır”..
İşlemeyen demirin pas tuttuğunu biliyoruz. Ama işleyen demir de ancak bir yere kadar ışıldar. Bir yerden sonra onun âkıbeti aşınmak olacaktır. Yâni işleyen demir ancak aşındığı yere kadar ışıldar. Hepimiz metâl yorgunluğunu biliyoruz. Işıldamanın bedeli dir bu yorgunluk…
Târihin en kirli galerilerinin savaş galerileri olduğunu herkes takdir eder. Târih bir dizi artığın birikimidir. Ama bu artıklar içinde en kirli olanı savaştır. Evvelâ şunu net olarak ortaya koyalım: Savaş tek başına kirli bir süreç değildir. Aldanma da genellikle burada ortaya çıkıyor. Romantik bakış savaşı istenmeyen, ârızî bir tarihsel çıktı olarak değerlendiriyor. Savaşları var eden, ortaya çıkan süreçlerle fazlaca ilgilenmeden savaşa îtirâz etmek olsa olsa çocuksu bir bakıştır. Hâlbuki savaş barışçıl gibi gözüken işlerin içinden gelir. Bizzât bu süreçlerin , ilk başta başka niyetlere yorulan maddî varlıkları savaşları var eder ve yönetir. Eğer savaşları, kendilerini var eden süreçlerden ayıklamadan, bütünlüklü bir bakışla teşrih masasına yatıracaksak buna diyecek bir şey olmaz. Rosa Luxemburg, Jean Jaures, Mahatma Gandhi gibi kahramanlar bunu yaptı. Ama, bu da kifâyet etmiyor. Çünkü târihi ilkesel ve bütünlüklü bir hesaplaşmaya taşımak hadd-i zâtında zor iş. Ama bundan daha zoru, bu hesaplaşmayı insanlığın “eşanlı” sırtlanmasıdır ki, işte işin en zor, belki de en olmayacak kısmı bu. Yukarıda isimlerini saydığım saygıdeğer şahsiyetlerin dramı da zâten bunu anlatır.
“Medeniyet” târihi savaşı yok edemedi. Ama onu kültürel olarak işledi ve yeniden üretti. Bu yeniden üretimin içine neler giriyor? Bir defâ savaşın düzenli ordularla; üstelik kâideli hâle getirilmesinden bahsedebiliriz. Hattâ bu îtibârla İslâm medeniyetinin öncü rolüyle iftihâr etmeliyiz. Savaşın hukûkunu inşâ etmek kolay iş değildir. İslâm savaş hukûkundan Westfalya’ya yapılan işleri hiç kimse küçümsememelidir. “Savaş suçu” kavramı bana her zamân tuhaf gelmiştir. Sanki savaş mâsum imiş de, onun içinde suç işlemek olmazmış gibi. Ama bu ihtirâzı kaydı diretecek değilim. Kurallı savaş her şekilde kuralsız savaştan evlâdır ve bunu taraflara kabûl ettirmek de küçümsenecek bir şey değildir.
“Haklı” ve “haksız” savaşlar ayırımı da, bahsettiğimiz kültürel yeniden üretimin konularıdır. Kanâtimce işin en fazla çatallaştığı nokta da budur. Haklı savaş, kurallı savaş manâsına gelmiyor. Hattâ “kurallı savaş” ile “haklı savaş “ arasında tam ters bir ilişki var. Kurallı bir savaş yürütebilirsiniz, ama haksızsınızdır. Kuralsız bir savaş yürütürsünüz; ama haklısınızdır. Değil mi ki Vietkonglar, Amerikan emperyalizmine karşı kuralsız; lâkin haklı bir savaş verdiler. Cümle anti-kolonyalist ve anti-emperyalist savaşlar da böyle değil midir? Donanımlı, düzenli ordular karşısında ne yapılabilirdi ki, denilebilir. İtirâz kaldırmayacak bir değerlendirmedir bu. Leylâ Hâlid uçak kaçırmayıp ne yapacaktı?
Kuralsız yürütülen savaşların kendi normları var mıdır? Meselâ sivilleri kayırmak, kollamak gibi..Buna dikkât etmek bu savaşları yürütenlerin insaflarına kalıyor. Ama çoğunlukla kuralsız ve haklılığına ölümüne inanmış insanların savaşlarında , haklılık duygusu körleştirici bir etki doğuruyor ve diğer duyarlılıkları ezip geçiyor. Gâliba genellikle ıskalanan şu: Haklı olmaktan daha zoru haklılığınızı sürdürebilmektir. Haklı olmak, belki gerekli ; ama asla yeterli olmayan bir koşuldur. İşte, haklı ama kuralsız savaşların yaşadığı metâl yorgunluğu ve kirlenme de burada ortaya çıkıyor. O romantik devirler çok, ama çok geride kaldı. Kimse Che’li, Marighellalı günleri, İspanyol iç savaşının o evrensel dayanışmasını dayatmasın. Bunlar Heminway’in, Exupery’nin edebiyatlarında kaldı. Süreç ise çoktan çoktan kirlendi. Kurtuluşçu grupların , mafyalara, uyuşturucu kartellerine eklemlendiği çok katmanlı bir kirlenme bu.
Ama en vahimi de şu: “haklı” savaşların “kuralsız” grupları , dünyâ ölçeğinde savaşı pazarlayan, kotaran güçlerin âleti, oyuncağı hâline geldi. Bugün, burnumuzun dibinde yaşanan savaşta bunu net olarak görüyoruz. Pek çok güç, bu ,maşaallah “pek haklı olan” bu kirli yapıları kullanarak işini yürütüyor. Bu da ,“Ben yapmadım ki, onlar yaptı” sorumsuzluğuyla, en yapılamayacak şeylerin bile yaptırılabileceği bir ortamı sağlayarak, savaş hukuklarını da aşındırıyor. Bugün artık kurallı savaşlarla kuralsız savaşlar arasındaki ayırımı o kadar kolay yapamıyoruz.
Köroğlu, “tüfeng icâd oldu; mertlik bozuldu” diyordu. Garibim vesâyet savaşlarını görseydi, ne derdi acaba?…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019