Ümit Akçay
Geçtiğimiz hafta Türkiye’de bir ekonomik kriz var mı yok mu sorusunu ele alarak, özellikle birikim/büyüme modeli krizini açıklamıştım. Bunun yanında, firma kârlılıklarının katlanarak arttığına, istihdamın korunduğuna ve ekonomik büyümenin devam ettiğine işaret ederek dar anlamda bir ekonomik krizden ya da depresyondan söz edemeyeceğimizi açıklamıştım.
Peki ortada bir ekonomik kriz yoksa bu yaşadıklarımız nedir? İngilizce’de ‘cost of living crisis’ olarak ifade edilen ve pek çok uluslararası finansal kurum tarafından da detaylı bir şekilde tartışılan hayat pahalılığı krizi, yaşadığımız süreci açıklıyor. Bu kavram, temel olarak reel ücretlerin enflasyon karşısında gerilemesini ve geniş toplum kesimlerinin alım güçlerinin kısa bir sürede ve sert bir şekilde gerilemesi durumunu tanımlamak üzere kullanılıyor. Türkiye’deki politik ekonomi tartışmalarında son birkaç yılı açıklamak için Korkut Boratav hocanın kullandığı ‘bölüşüm şoku’ kavramı, hayat pahalılığı krizinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Bu yazıda hayat pahalılığı krizinin küresel ve yerel dinamiklerine değinerek, şu görüşü açıklayacağım: Türkiye’deki hayat pahalılığı krizi, önceki birikim modelinin tıkanmasına karşı geliştirilen arayışların bir sonucu olarak yaşanmaktadır. Bu bağlamda, birikim/büyüme modeli krizinin görünümlerinden biridir.
KÜRESEL GELİŞMELER
2020’li yıllarda pek çok ülkede çalışanları zorlayan en önemli sorun hayat pahalılığıdır. Özellikle Pandemi döneminde küresel değer ve tedarik zincirlerinin kopması, belirli hammadde ve mamul ürünlerde büyük fiyat artışlarına neden olmuştur. Buna Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi ve G7 ülkelerinin Rusya’ya karşı ilan ettikleri ekonomik yaptırımları eklediğimizde, özellikle petrol, enerji ve gıda fiyatlarında büyük sıçramalar görülmüştür.
Bu gelişmeler sonrasında, küresel gelişmelerin hayat pahalılığı üzerine bir seferlik değil uzun dönemli etkileri olabileceği konusu, uluslararası literatürde giderek daha fazla tartışılmaya başlandı. Özellikle ABD ve Avrupa’nın Çin’e olan bağımlılığın azaltılması gündeme geldiğinde, bu ülkelerin Çin’den yaptıkları ucuz ithalat yerine yerli üretime geçtikleri takdirde enflasyonun kontrol edilmesinin daha da zorlaşacağı biliniyor. Kısacası, 1980 sonrasında oluşan ve Batı’da düşük enflasyona ulaşılmasını mümkün kılan küresel politik-ekonomik rejimde yaşanan değişimler, temel bir dönüşümün eşiğinde olduğumuz yönündeki belirtilerin artmasına neden oluyor.
Jeopolitik riskler ve küresel değer zincirlerinin kısalması gibi gelişmelerin enflasyon üzerinde kalıcı etkilerini tartışmak bir başka yazıya kalsın, Türkiye’deki duruma dönelim. Bilindiği gibi iktidar çevreleri Türkiye’deki enflasyonun nedenleri tartışılırken, genellikle yukarıda aktardığım çerçeveye değinmekle yetiniyor. Yani, Türkiye’deki hayat pahalılığının, dışarıdaki gelişmeler nedeniyle yaşandığını savunuyor. Böylelikle iktidar, kendi uyguladığı ekonomi politikasının sonuçlarını başkalarına aktararak mesuliyetten kurtulmaya çalışıyor.
PARA POLİTİKASI DENEYİ
Hayat pahalılığı krizinin içerideki en görünür nedeni, 2021’deki para politikası deneyidir. Yüksek negatif faiz politikasının doğrudan sonucu TL’den kaçış ve birbirini takip eden döviz şokları oldu. Her ne kadar 2021’in Aralık ayında Kur Korumalı Mevduat mekanizmasının devreye sokulması sonrasında TL’deki değersizleşme kademeli olarak idare edilebilse de, hayat pahalılığının etkilerini sınırlamak mümkün olmadı.
2021’deki bu para politikası deneyinin gerisinde ise, iktidarın siyasi öncelikleri ile rekabetçi kur talep eden sermaye kesimlerinin çıkarlarının uyumlanması yatmaktadır. Bu politika, her ne kadar enflasyonu patlatsa da, istihdamı koruyabilmiş ve 2023 seçimleri öncesi ilave istihdam sağlanabilmiştir. Yani uygulanan politika sonucunda daha fazla kişinin daha ucuza çalıştığı bir ekonomik yapı ortaya çıkmıştır.
HAYAT PAHALILIĞI KRİZİ
2021’deki para politikası deneyi, 2002-2013 arasında uygulanan ve sonrasında tıkanan bağımlı finansallaşma modelinin krizine, yani birikim/büyüme modeli krizine karşı geliştirilen yanıtlardan biridir. Bu yanıt ile Türkiye sermayesi, Pandemi dönemini fırsat bilmiş ve yüksek negatif faiz sayesinde bir yandan çok avantajlı bir TL finansman olanağına kavuşmuş, diğer yandan da TL’nin değersizleşmesi nedeniyle ihracatta fiyat avantajı elde etmiştir. Dolayısıyla hayat pahalılığı krizi, yüksek firma kârlılıklarının diğer yüzüdür.
Buraya kadar açıkladıklarım, enflasyonun küresel ve ulusal nedenlerine işaret ediyor. Ancak şu konuda bir tereddüt olmasın: Yaşanan sorunların siyasi sorumluluğu mevcut iktidardadır. Yalnız analizi burada bırakınca, sanki bir iktidar değişimiyle bu sorunların çözülebileceği gibi bir sonuç çıkabilir. Bu da doğru değil maalesef, keşke bu kadar kolay olsaydı. Zira yukarıda açıkladığım enflasyonist dinamik bir kere harekete geçtiğinde, artık enflasyonun maliyetlerinin kimin üzerine kalacağı sınıf mücadelesinin bir konusudur.
Önümüzdeki hafta, enflasyonu sınıf mücadelesi perspektifinden ele alarak bu tartışmayı sürdürmek istiyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
17.01.2026
5.01.2026
21.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
3.12.2025
26.11.2025
17.11.2025
2.11.2025