Ümit KIVANÇ
Ankara’dan, özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Bağdat’a diplomatik dilin tamamen dışında, “seni takmayız” motifi içeren, tehditkâr mesajlar veriliyor, Türkiye’de “alırız, ezeriz, geçeriz, kimse de karışamaz” havası yaratılıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Irak topraklarına girip kafasına eseni yapabileceği, buna âdetâ doğal hakkı olduğu izlenimi uyandırılıyor. Bunun, artık pratik-fiilî önemi kalmasa da geride, zeminde Türkiye’deki iktidar yapısını belirleyen “oy oranı” faktörüne tesiri ne oluyor, bilmiyoruz. “Oluyor ki yapıyorlar” diye düşünmek durumundayız.
Ancak mesele şu ki, bu söylem, Türkiye toplumunun en büyük sorunlarından birini daha da büyütüyor, derinleştiriyor, marazîleştiriyor. Bu, hakikatle aramızdaki mesafe ve yalanla yaşama sorunudur. Yalanla yaşamak, yalanla yaşadığını bilen, ama böyle bir hayatın tabiatı icabı bunu külliyen inkâr etmek zorunda olanı hasta eder.
Hakikatle giderek açılan mesafeyi bir iktidarın ideolojik veya genel olarak dünya görüşüne dair dayanağı kılarsanız, haliyle, yalanlarınızın sayısı artar, yalanlarınız giderek çürükleşir, açığa çıkan yalanlarınızı mütemadiyen yenileriyle örtmeniz, tamir etmeniz, değiştirmeniz gerekir; hayatınız yalandan ibaret olur. Ve bu doğallaşır.
18 Ekim günü Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, AKP Meclis grup toplantısında şöyle dedi:“…koalisyon güçleri içerisinde havadan müdahalede bizim Hava Kuvvetlerimiz de yer almıştır. ‘Musul’da Türkiye’nin işi yok.’ diyenler cevabını almıştır.”
Aynı başbakan, aynı grup toplantısının çıkışında gazetecilerin sorularını cevaplarken de şunları söyledi: “Şu anda değil, [uçaklarımız] kullanıldığı zaman koalisyonun içinde bizimkiler de yer almış olacak. Önemli olan koalisyonun içinde yer almak. Türkiye’nin koalisyon içinde yer alması konusunda bir mutabakat var.”
Yani TC jetleri Musul harekâtı bünyesinde hava operasyonuna katılmış mı? Partililerin, tabanın daha çok haberdar olacağı, esip gürleme ortamı olan AKP grup toplantısına kulak verenlere göre, evet. Başbakanın gazetecilere dediklerini işitenlere göre, hayır.
Bu kadar bariz bir çelişkinin Türkiye’deki hayata tesiri olacak mı? Hayır. Niye? Çünkü, ilkin çelişkiden haberdar olacakların sayısı pek az kalacak, ikincisi, tarafımız belli, hepimiz kendi yalanlarımızı seviyoruz.
Fakat uluslararası politika alanına gelindiğinde işler böyle yürümüyor. Bu yüzden de, hakikatle mesafenin en çok açıldığı alan orası. “Girerim, ezerim, geçerim” diyorsun, “sen kimsin ya!” postası koyuyorsun, “onunla mı konuşacağım!” diye babalanıyorsun, fakat aslında heyet yollamışsın, oturmuş güzel güzel konuşmaktasın.
BAĞDAT İLE GÖRÜŞMELER
Al Jazeera Türk’ten Ece Gökçesedef, Bağdat’a giden dışişleri heyetinin temaslarının ötesini berisini gayet güzel toparlamış. Irak’ın militan Şii liderlerinden Mukteda el-Sadr’ın çağrısı üzerine on binin üzerinde insanın protesto için Türk Büyükelçiliği önünde toplandığı sırada gerçekleştirilen diplomatik görüşme, elbette, “kimsin lan!” babalanmalarıyla, “girerim, ezerim, geçerim” postalarıyla alâkası olmayan, mâkûl bir havada cereyan etmiş.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ümit Yalçın başkanlığındaki TC heyeti, AJ Türk’ün haberine göre, Telafer ve Musul şehir merkezlerine Şii milislerin girmemesi, Sincar’daki PKK unsurlarının başka yerlere yayılmasının önlenmesi konusunda Bağdat’tan güvence almış.
Esas ilginç nokta: heyet Iraklı yöneticilere, “çekin-çekmeyiz” krizine yolaçan Türk askerlerinin bulunduğu Başika kampının uluslararası koalisyon komutasına geçmesini önermiş! Yani kampın Bağdat tarafından kabul edilebilir bir meşru statüye geçmesini bizzat istemiş!
Niye bu cümlelerin sonunda ünlem var? Çünkü bu talep, “sen kimsin lan!” babalanmasının nasıl bir kandırık tiyatrosu repliği olduğunu ortaya koyuyor. Ankara Bağdat’a diyor ki: Benim askerlerimin bulunduğu ve eski Musul valisinin silahlı adamlarını eğittiği kamp, senin davetinle burada bulunan, senin açından meşru olan uluslararası koalisyonun komutasına geçsin, böylece ben de burada sana rağmen asker bulunduran gayrimeşru dış güç konumundan kurtulayım.
Bunu başbakanın “önemli olan koalisyonun içinde yeralmak” sözüyle birarada düşünelim. Havuz medyası üslûbuyla bu haber -tersten- pekâlâ şöyle verilebilirdi: “Ankara yalvardı: Bizi de alın!”
Devam edelim. Aynı habere göre, Özbekistan’da bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Bağdat ile görüşmelerin “son derece pozitif” geçtiğini söylemiş, “Düşüncelerimizi yazılı şekilde de paylaştık, onlar da başbakanlarıyla [vurgu benim -ük] görüşüp düşüncelerini bizimle paylaşacaklar,” demiş. Bağdat’tan bir heyet de belki Ankara’ya gelecekmiş.
HAKİKAT VE HAMASET
Acaba TC dışişleri bakanının bahsettiği “başbakanları”, TC cumhurbaşkanının “benim kıratımda, kalitemde değilsin” diye azarladığı uzak Osmanlı vilayeti valisi mi? Bu diplomatik süreçler yürürken, TC cumhurbaşkanı, akademik yıl açılışında, “Senin ‘Bağdat Bağdat’ dediğin nedir?” diye haykırıyor. “Senin ‘Bağdat’ dediğin, tamamen Şia’dan oluşan bir ordunun yönetmenidir. Biz onlarla mı konuşacağız?” Evet, onlar kim ki onlara danışılıp da heyetler gelecek falan?
Ve fakat konuşuyorsun işte! Hakikat bambaşka.
Gökçesedef’in haberine göre, TC dışişleri, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Mesud Barzani’nin “Ankara operasyona katılacaksa Bağdat’la anlaşsın” açıklamasını “anlayışla”karşılıyor! Bakın, yine ünlem. Neden? Çünkü gerekiyor : ) Çünkü uluslararası ilişkiler, reel politika falan, bunlar babalanmayla, posta koymayla yürümüyor. Çünkü hakikat bambaşka.
Buraya kadar aktardıklarımdan anlaşılmış olmalı ki, aslında Ankara da bu işleri öyle yürütmüyor. Dışişlerinden heyet gidiyor, muhataplarıyla oturup doğru dürüst konuşuyor, dışişlerinden mâkûl birileri, “e tabiî, Barzani öyle konuşacak, çünkü şartlar şöyle, gereklilikler böyle” diyor.
Fakat Türkiye içerisinde yaratılan manzara, Yavuz Selim’in Dabık’ı aldıktan sonra Halep’e sancak dikeceğini, Musul’dan, üzerine koca ayyıldızlı bayrak serilmiş büyükçe bir petrol borusunun Marmara sanayi bölgesine uzatılmasının an meselesi olduğunu vaat ediyor. Bakın, şu anda Türkiye’de iktidara hakim olmuş, hakimiyeti toplumsal hayatın her alanına yaymaya çalışan siyasî hareketin lideri, “Reis”, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti adlı egemen devletin cumhurbaşkanı nasıl konuşuyor: “Şimdi onu da konuşuyorlar. İşte 30 bin kişiyle Haşdi Şabi geliyor. Kaç bin kişiyle gelirse gelsin, geleceği varsa göreceği de var.”
Bu hamasetle nereye kadar? Üstelik sorun sadece hamaset yapılıyor olması değil. Bunun büyük yalanlarla yaşamaya katkısı.
YALAN ÂLEMİNİN DELİKLERİ
Zaten memleketteki bilumum belanın baş kaynaklarından olan eğitim sisteminin de, yerine kesinlikle hiç değilse kendi içinde tutarlı bir alternatif konmaksızın berhava edildiği şu ortamda, yalanla yaşamanın bedeli bugüne kadarkinden çok ağır olacak. Şimdiye kadar, dünya ölçeğinde, uluslararası kalitede bilim-teknoloji (hemen hiç) ve sanat eseri (pek az) üretememiştik, mantık-muhakeme alanında acayip geri kalmıştık, bu yüzden eşit haklar-hukuk, fair play, herkes için geçerli kurallara tâbi ortak yaşama alanları vs. kavramlarımız gelişmemişti. Şimdi, bunun üzerine, geleceğe dair, hepsi de kanlı çeşitli ihtimallerden başkasını üretemeyecek bir toplumsal ortam oluşturuyoruz. Hakikat ile ilişkinin kopması kötüdür. Faşistlere, diktatörlere yarar.
Nâçizâne, herkesin oturup şu “hakikat ile ilişki” meselesi üzerine kafa yormasını çok isterdim. Zira hayata dair iddialarınız, dünyayı görüşünüz, anlamlandırışınız, bizzat yarattığınız bir yalanlar tünelinden geçerek şekilleniyorsa, ister istemez müzmin kişilik bozukluğuna sürükleniyorsunuz. Ve kişilik bozukluğu illetine, tek tek münasebetsiz bireyler olarak değil de koca koca toplum kesimleri olarak tutulduğunuzda, işte, ortaya bizimki gibi bir toplumsal hayat çıkıyor.
Ne yazık ki bunun tek sorumlusu, etrafa posta koymayı aslî iç politika silahı haline getirmeye niyetli, totaliterlik peşindeki iktidar değil. Biz, deliklerinden hakikatin bölük pörçük de olsa kendini gösterebildiği bir yalanlar âleminde büyütülmüştük; şimdi gözleri kulakları 7/24 boş bırakmayan, aklı ve muhayyileyi ezen, paramparça eden, kimsede deliklerden dışarı, hakikate doğru bakma isteği bırakmayan, hattâ hakikat diye bir şeye lüzum olduğuna dair şüphe kırıntılarını da savaş meydanlarının tozuna karıştırıp yok etmeyi amaçlayan bir manevî saldırı karşısındayız.
Katılmış mı peki uçaklar operasyona?
http://www.gazeteduvar.com.tr/analiz/2016/10/18/musul-ve-yalanla-yasamada-yeni-asama/
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları





















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024