Ümit KIVANÇ
Kanghua Ren, Youtube âleminde tanındığı adıyla ReSet, Çin’de doğmuş, İspanya’da büyümüş bir genç adam. 21 yaşındaki ReSet, İspanya ve Latin Amerika’da en popüler iki yüz Youtube’çu arasında. The Guardian’a göre 1,1 milyon, Al Jazeera’ya göre 1,2 milyon takipçisi var. Videoları şimdiye kadar toplam 111 milyon defa izlenmiş. Sayfasına reklam alıp para kazanıyor.
Popüler Youtube’çu ReSet’in aklına bir gün, sayfaya tık çekecek şahane bir fikir geliyor. Evet, şahane. Aynen! Gidip bir paket Oreo bisküviti alıyor ve bisküvitlerin arasındaki kremaları güzelce sıyırıp atıyor, yerlerine diş macunu sürüyor. Sonra çıkıyor, Barcelona sokaklarında yaşayan bir Romanyalı evsize bisküvi paketini veriyor. Adamın eline bir de yirmi Euro sıkıştırıyor. Ve karşısına geçip video kaydına başlıyor. 52 yaşındaki evsiz adam diş macunlu bisküvitleri yiyor. Ve kusuyor.
ReSet, bunları çektiği videoyu Youtube sayfasında yayımlıyor. Neyse ki birileri ayağa kalkıyor, video birkaç gün sonra kaldırılıyor. Kopan gürültüden yaklaşan tehlikeyi sezen ReSet hemen çıkıp adamı aramaya koyuluyor. Adamın kızını buluyor. Şikâyetçi olmasınlar diye kıza üç yüz Euro veriyor. Bu ReSet için kayda değer bir harcama değil, çünkü sırf bu videodan iki bin Euro kadar para kazanmış durumda.
Üç yüz Euro işe yaramıyor, dava açılıyor. ReSet’in davası, kadın yargıç Rosa Aragonés’e düşüyor. Duruşmada ReSet, “Belki biraz fazla ileri gittim,” diyor. “Ama işe iyi tarafından bakın: bu sayede adam dişlerini temizleyebildi. Yoksul düştüğünden beri fırçalamamıştır sanırım.”
Yargıç ReSet’in gözünün yaşına bakmadı, diyeceğim, ama genç adamın gözünden kimse için yaş akacağı benzemiyor, gördüğünüz gibi. ReSet, on beş ay hapse, yirmi bin Euro tazminat ödemeye mahkûm oldu. (Bir cezası daha var, aktaracağım.)
Yargıç Rosa Aragonés, kararını açıklarken, ReSet’in zalimliğe eğilimli olduğuna, savunmasız, kolay incitilebilir kurbanlara yöneldiğine dikkat çekti. Ve onun suçunu şöyle tanımladı: “bir insanın haysiyetini zedelemek”! Aragonés’in hükmünü ilan ederken kullandığı ifade, dünyanın ve hele bizim buraların şu haline bakınca, masal diyarından esinti gibi: Suçlu, dedi yargıç, “alkolizm yüzünden hayatı berbat olmuş, sokaklarda yaşayan... kendinden çok yaşlı, savunmasız, evsiz bir insanı aşağıladı ve taciz etti”. Aragonés bununla da kalmadı. Küstahlık ve acımasızlığı değer haline getiren Zamane Ruhu ile sanal âlemde yetişen sorumsuzluk, umursamazlık, ilgi çekmek için her haltı meşru sayma illetlerinin bileşiminden meydana gelen zehri de teşhir etti: sanık, bunları “takipçilerinin hastalıklı ilgilerini cezbedebilmek” ve sayfasındaki tıkları artırıp reklam gelirini yükseltmek için yaptı, diye özellikle belirtti. Nitekim ReSet, “Benim yaptığım bir gösteri işi,” diye konuşmuştu mahkemede. “İnsanlar iğrençliği beğeniyorlar.”
“Like” diyor yani; tılsımlı göksel armağan...
ReSet, ilk defa suç işleyenlerin aldığı iki yıldan düşük cezaların ertelenmesini öngören İspanya kanunları sayesinde hapse girmekten kurtuldu. Ancak, yirmi bin Euro’yu ödeyecek. Ve işte üçüncü cezası: Youtube fenomeni genç adam, beş yıl boyunca herhangi bir sosyal medya hesabına sahip olamayacak.
İlk soru şu: Acaba bir yolunu bulup sanal âlemde iğrençliklerine devam etmeyecek mi? Bilemeyiz. Etmezse, bu ihtiyacını nasıl giderecek, onu da kestirmek zor. Muhtemelen daha berbat işlere girip çıkacaktır. Veya takipçisi, beğenicisi, tıklardan kazandığı reklam parası filan olmayınca kimseye iğrençlik yapmayacak da olabilir.
Esas soru
Fakat galiba esas sorunun bunlarla ilgisi yok: İnsanları kendilerinden zayıf durumdakilere bu kadar rahat kötülük yapmaya yönelten içsel güdü nedir? Ya da şöyle soralım: Böyle, üstelik ucuz, yapanı da yükseklere çıkarmayan, aksine, alçaltan kötülükleri yapmaktan insanı alıkoyması beklenen içsel güdüler bazılarımızda niye yok? Şöyle de sorabiliriz: Bu şeytanî güdülerin varlığı ya da insanî fren mekanizmalarının yokluğu, bazı hastalıklı bireylere özgü mesele midir, ortam meselesi midir? Ortam derken, başta Zamane Ruhu’nu kastediyor olmalıyız herhalde.
Hangi ihtimalden yana olursanız olun, sanırım şuna itiraz etmezsiniz: Ortam böyle şeyleri teşvik eder veya engeller. Şunlarda da aşağı yukarı hepimiz anlaşırız sanıyorum: Kimi insan, her türlü kötülüğün teşvik gördüğü ortamda bile kötülük yapmaz, kimisi de bin türlü iyiliğin ortasında bile, başkasını ezmekten zevk alır, fesat peşinde koşar, sırf birisine yardım edebilecekken etmemekten dahi tatmin duyabilir.
Çin doğumlu İspanyol Kanghua Ren’in, Türkiye’de yaşasa, böyle bir suçtan yargılanma ve hüküm giyme ihtimali olur muydu? Sırtı bile sıvazlanabilirdi, yılışık zalim yalakalarının kahkahaları eşliğinde. “Olm nasıl yedirdin lan Suriyeli’ye macunu!” diye omzuna pat pat vurulabilirdi.
Yaygın lumpen kültürü ve onun beslediği âdetâ kendinden faşizmli mahalle delikanlılığı alt-kültürümüz bir yana, sokakta yaşayan alkolik evsizin haysiyetinin zedelenebileceğini varsayan, bunu mesele edecek, hükmüne eksen yapacak kaç yargıcımız vardır? Sözkonusu kararı verecek ve meseleyi alkolik evsizin haysiyetine bağlayacak yargıçla alay edilir miydi? Edilmez miydi? “Artizlik yapmış lan” denir miydi? Denmez miydi? Ya da belki alkolik evsizin hangi partiye oy verdiğine bakılabilir, ona göre hakkı korunur ya da “s.ttirsin terörist!” falan diye itelenirdi. Bakılmaz mıydı? İtelenmez miydi?
Adalet dediğimiz şeyin aranacağı alanın sınırı nereden başlar? Eğlence olsun diye diş macunlu bisküvit yedirilip kusturulmuş alkolik evsizin haysiyetini içine alır mı bu sınır? Dışarıda mı bırakır?
Haysiyet başlığı, bizim hayatî meselelerimizin arasında yeralıyor mu, diye sormalıyız belki başta.
Alacağın olsun Rosa Hanım, ne muazzam özlemleri alevlendirdin içimizde! Yani hikâyenin kahramanlarından birine “aşkolsun”lu kırgınlık duyuyoruz.
İkinci kahramana üzülüyoruz, ama onun alkolik olanıyla, olmayanıyla, kaldırımda yatanıyla, çöpten eşeleneniyle hep karşılaşıyoruz; yanından geçip iki adım attığımızda onu çoktan unutmuş oluyoruz. Onun çöpten eşelendiği dünyada yaşamak bize ağır gelmiyor. Haysiyetimize bir şey olmuyor. Belki bu yüzden, onun haysiyetine neler olduğunu hiçbir zaman düşünmüyoruz. Belki bu yüzden bizim haysiyetimize de epey birşeyler oluyor.
Üçüncü kahraman da belki bizi ölçü alıp kan dondurucu umursamazlığını takınabiliyor. ‘Onlar yanından geçip gidiyor, ben de alt tarafı bir diş macunu yedirdim, ne olmuş ki!’ diyor. Herhalde. Bu kahramandan da çok var etrafta. Hepsi üstünlük tatmak için evsizlerin peşinde koşmuyor. Kimin açığını ne zaman bulabilirlerse sıkıyorlar diş macunlarını zaaflarının, kırıklarının üzerine.
İkinci kahramanı o rolden kurtaramıyoruz. Üçüncünün türevlerinden biz kurtulamıyoruz. Bari Şu Rosa Hanım’dan biraz olsaydı civarda.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024