Yasin AKTAY
Demokratik çözüm sürecinde ilerleme kaydedildikçe, siyaset zemini bütün sorunların ele alınıp çözüm yollarının aranabileceği seçeneklerle zenginleştikçe, bu zemini zayıflatacak şekilde davranmaya can atması, bir PKK ve BDP klasiği haline gelmiş bulunuyor. 2004 yılından beri, Türkiye'nin demokratikleşmesiyle PKK'nın şiddeti tırmandırıp demokratikleştirici adımları sekteye uğratması arasında giderek daha görünür hale gelen bir paralellik sözkonusu. Bu da Kürt sorununun Türk siyaseti içinde demokratikleşme için itici bir güç olmaktan ziyade sabote edici bir etken olarak kullanılma çabasına hem PKK'nın hem de onun siyasi uzantılarının verdiği desteği gösteriyor.
Başbakanın "Kürt sorununun çözülmüş olduğu" tezi kuşkusuz konuyla ilgili yapılacak bir şey kalmamış iddiası taşıyorsa, kabul edilebilir değil. Yapılacak daha çok şey var. Ama bu soruna yaklaşımda bütün yasal, siyasal, sosyolojik ve psikolojik zeminin hazırlanmış olduğu gibi bir iddia taşıyorsa bu son derece doğrudur.
Üstelik böyle bir söz aynı zamanda soruna yaklaşımda iyiniyete ve yapıcı yaklaşımlara davet eden bir yaklaşımı da sergiliyor. Sorunun bütün boyutlarıyla çözümü isteniyorsa bundan başka çare de yok. Böyle bir yaklaşım karşısında sorunun hiç de çözülmemiş olduğunu savunmak üzere ilgili ilgisiz bir sürü konuyu Kürt sorununun sepetine doldurarak konuyu abartmanın neye hizmet ettiğini hep birlikte gördük, belli ki görmeye de devam edeceğiz.
Bugün Kürt sorununun çözülmemiş olduğunu göstermek için gösterilen örnekler yüzde on seçim barajı, KCK davalarındaki uygulamalar, askeri operasyonlar ve anadilde eğitim gibi konulara indirgenmiş durumdadır ki, özellikle ilk üç konunun doğrudan Kürt sorunuyla hiç bir ilgisi yok.
Sondan başlayalım. Anadilde eğitim konusu, Kürt sorununun çözülmemiş önemli bir parçası. Anadilde eğitim hakkının tanınmadığı bir çerçeve sorunu hiç bir zaman bitirememiş olacaktır. Ancak bu konuda başbakanın sergilediği tutum çözüm için asgari çıtanın gerisinde. Ancak konu tartışılmaz değildir. Siyaset zemininde tarafların ikna edilmesi için zemin müsait hale gelmiştir. Başbakan da kendi görüşünü söylemiştir ve demokraside başbakan da olsa kimsenin söylediği mutlak değildir.
Seçim barajı meselesi Türk demokrasisinin genel bir sorunudur ve hedefi Kürtler değil, iktidardaki partinin bütün muhalifleridir. Nitekim daha önce de dediğimiz gibi bu seçimlerde BDP zaten kendine özgü yollarla bu barajı geçersiz hale getirmiş bile. Bu yüzden bu baraj Kürt siyasetine karşı değil, başta MHP olmak üzere diğer bütün küçük partilere karşı çalışmaktadır. BDP'lilerin barajı sadece kendilerine dönük bir tedbir olarak düşünmeleri bir yanıyla sadeece kendilerini abartmaktan bir yanıyla da politik kazanca çevrilen bir mağduriyet söyleminden başka bir anlam taşımıyor. Üstelik barajın indirilmesi ile ilgili gündem demokratik tartışma zemininde olmayacak bir şey değil.
Aynı şekilde KCK davalarının da askeri operasyonların da Kürt sorunuyla bir ilgisi yok. Şehirde insanlar üzerinde askeri veya silahlı herhangi bir tehdit, tedhiş, şantaj, baskı veya sair devletimsi oluşumlara karşı normal bir devletin sergilediği basit bir reflekstir. Bu konuda haksızlıklar veya yanlışlar da oluyordur, ama konunun özü Kürt sorunuyla değil hukuk ve vatandaşın güvvenliğiyle ilgilidir. PKK'nın silahsızlandırılması ve normal hayata (siyaset de dahil olmak üzere) katılması da çözülmesi gereken bir sorundur. Bu sorunun çözümü üzerinde ayrıca durmak gerekiyor, ama bunun çözümünün bölgeyi PKK'nın örgütlü ve silahlı vesayetine terketmekten geçtiğini kim söylemiş?
KCK uygulamalarının bölge insanları üzerinde yaşattığı tehdit ve baskının haddi hesabı yok, bu konuda bir dokunulmazlık talebi var ki, bu da bırakınız devletin güvenliğini diğer vatandaşların güvenliği ve huzuru adına bile kabul edilebilir değildir.
PKK sskeri operasyonları kendi eylemlerinin bir gerekçesi olarak kullanıyor, ama zaten bütün askeri veya sivil operasyonların kendi eylemleriyle tam bir senkronizasyonla Türk demokrasisine karşı ortak operasyonlara dönüştüğü de artık gizlenemiyor. Dağlıca, Aktütün, Anafartalar. Gedikli, Reşadiye, Kastamonu... Listeyi daha da uzatabilirsiniz. Bütün bu operasyonlarda PKK nerede? Derin devletin güçleri nerede? BDP nenere? Gerçek anlamda barış ve demokrasinin geliştirilmesine çaba harcayan güçler o esnada nerelerde ne yapıyor?
PKK'yı bıraktık, ne yazık ki, BDP de kendilerine Türkiye'nin toplamda daha fazla demokratikleşmesinde değil, demokrasi karşıtı güçlerin daha fazla palazlandığı vasatlarda geziniyorlar. Bu vasatlarda Kürtlerin zerre kadar bir kazançları olmayacağını, aksine başlarına bambaşka bir tiranlığı musallat ettiğini Kürtlerin arasında vicdanıyla yaşayan herkes görüyor.
Kürt sorunu ile kendi beka sorunu arasında bir özdeşlikte ısrar ediyor PKK ve buna herkesin razı olmasını istiyor. Oysa bu özdeşliğe kendisinin de inanmadığı, Kürtlerin yüzde 20'yi bulan oranının yarısının bile kendisine oy vermeyeceğini biliyor ve hesabını ona göre yapıyor olmasından belli.
O yüzden Kürt sorununun çözülmüş olduğu düşüncesi tartışılmıyor bile. Kızdırıyor, öfkelendiriyor ve hatta sorunun inkarı söyleminin bir parçası olarak mahkum ediliyor. Çünkü zaten geriye sorunu olduğundan büyük ve farklı göstererek ondan geçinenlerin tutumundan başka bir sorun kalmamış.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları













































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019