Yüksel TAŞKIN
Modern dönemin başlarında İslamcılığın ürettiği söylemler, iktisadi, siyasi ve kültürel yoksunluk ve dışlanma gerçekliğinin izlerini taşıyordu. “Sabretmek, vazgeçmek, yoldan çıkmamak” gibi vurgular, “iktidar firavunların, iman benim olsun” tavrını yansıtıyordu. Burada ortaya çıkan İslamcılık anlayışı, kıtlık toplumlarında şekillenen bir vazgeçiş ve çilecilik kültürüne yaslandığı için, geleneği olan bir teolojik zemine oturmaktaydı.
Oysa bugün bolluk toplumunda yaşıyoruz ve İslamcılar iktidarda. İçerisinde yaşadığımız bolluk toplumlarında, çileciliğin, vazgeçişin, dünyevilik tuzağına düşmeden sürdürülebilmesi kolay değil. Şimdi asıl mesele güç sahibi Müslümanlara hitap eden söylemler üretmektir ki bu konuda pratik, yani hayat, teorinin ve teolojinin önünde gidiyor.
Güç sahibi Müslüman, gücünden vazgeçmeden var olmak istiyor. Güçlenmesine imkân tanıyan düzenin temellerini sorgulayan, toptan değiştirmek isteyen İslamcılık, artık ona modası geçmiş görünüyor. Türkiye’de bireyselleşen, kentlileşen Müslümanlara hitap eden söylemler üretmek konusunda Gülen Cemaati’nin belli bir birikimi var. Sadece kentlilere değil, dünyanın çok uzak yerlerinde hayat kuranlara da hitap edebilen bir birikim sözkonusu.
Cemaat, güç sahibi takipçilerine, aktif dindarlık dediğimiz, sürekli hizmet etme kaygısı üzerine bina edilen bütünsel bir model sunuyor. Cemaati dünyeviliğin dehlizlerinde gezinirken, kendisini çileci bir hayata hapsedip, bağlılarının yüklerini sırtlanmak ve arındırmak işi de Gülen’e düşüyor. Cemaat dünyevileştikçe, Gülen kendisini daha fazla çileye vurmakta ve bu arındırma görevi, giderek daha büyük bir çaba gerektirmektedir. Gülen, cemaate büyüsünü veren, onları arındıran kişidir ama bu zorlu, sancılı işi, kendisinden başka ve sonra kimin yerine getirebileceği şüphelidir...
Fakat geleneksel tarikatlardan ilham alan cemaatlerin durumu Gülenciler kadar parlak değil. Bu yapıların yüzyıllar içerisinde oluşturdukları karmaşık disiplin pratikleri, şeyh ve müritler arasında yüz yüze ilişkilerin devamına bağlıydı. Geleneksel cemaatler, beden üzerinden hareket ederek ruhu eğitmeyi hedefleyen disiplin mekanizmalarını yeniden üretemiyorlar. Günümüzde çözülen tam da budur. Yani, şeyh-mürit ilişkilerini var eden bedensel disiplinler çözülüyor. Bedenin denetimi üzerine kurulu disiplin çözüldükçe, tatilde jet-skiye binen, daha sonra içeriği son derece radikal görünen vaazlarını mizahi biçimde sunup, “korkuturken güldüren” şeyhler ortaya çıkabiliyor. Sohbet yüz yüze niteliğini kaybedip bir seyirlik hâline gelirken, müritler için de bağlayıcılığını yitiriyor.
AKP’lilere gelince, onların da bolluk toplumunda iktidarda olan Müslümanlara özgü tutarlı pratik ve söylemleri üretebildikleri söylenemez. AKP’ye yakın ilahiyatçıların, bu konudaki “teolojik açığı” kapatıp kapatamayacaklarını zaman gösterecek. Kendisine bakamayan tüm siyasal hareketlerde olduğu gibi, AKP’li aydınlar da son derece reaksiyoner bir İslamcılığa meyletmiş durumdalar. Artık mağdur olmayanların, hâlen mağduriyet İslamcılığına başvurmaları, bolluk toplumuna özgü muktedir İslamcılığın dilinin henüz inşa edilemediğini de gösteriyor. Bu çevrelerde, “olağan zamanlara özgü” bir söylem inşa edilebilecek mi, hep beraber göreceğiz.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- CHP’nin Yerel Seçim başarısı ve iktidar yürüyüşüne dair bazı gözlem ve öneriler (1)
20.04.2024 - Popülizm Tartışmaları Üzerinden Son Yerel Seçimleri Anımsamak
15.12.2019 - 31 Mart-23 Haziran Seçimleri Türkiye Sağı Açısından Ne Anlama Geliyor?
26.07.2019 - Kudüs Tartışmasının Gösterdikleri: Benzin Kovalarıyla Medeniyetler Çatışmasına Koşmak
18.12.2017 - İki meselede netleşemeyen bir muhalefetin şansı olmaz
27.09.2017 - Şerif Mardin: Sosyal Bilimlere Saygınlık Kazandıran Bir Bilim İnsanının Ardından
19.09.2017 - Yaşam tarzı siyasetini veya yüzde 50’ye sıkışmayı reddetmek
10.08.2017 - Hakikat bükücüleriyle nasıl mücadele etmeli
27.07.2017 - Adalet Yürüyüşünün gösterdikleri
10.07.2017 - Bir mezuniyet töreni vesilesiyle
26.06.2017
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları





































Palmiye yayınları
Palmiye yayınları olarak gazeteci, yazar, şair arkadaşlarımıza bir imkân sunuyoruz. Destekli yayıncılık kapsamında yazılarınızı kitaba dönüştürebiliriz. Siz yazın biz basalım yayınlayalım. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen iletişime geçiniz. İletişim bilgilerimiz: [email protected] https://www.facebook.com/palmiyeyayinlari Tel: 0555 2915061-0539 3602045