Yüksel TAŞKIN
Hükümet yanlısı medyanın Haşim Kılıç’ın konuşmasına gösterdiği tepkilerde insan biraz nüans arıyor. Bu kadar tek sesli bir saldırı korosunun varlığı, bir ülkede demokratik zihniyetin ne kadar yerleşebildiğinin de göstergesi. Belki bazı kalemler, Kılıç’ın konuşmasının içeriğine yoğunlaşıp özeleştiri yaparlar diye bekliyorsunuz ama konuşmasının içeriğine hiç giren yok.
Çok sayıda yazıda da, “seni bizim adamımız biliyorduk şimdi ne oldu?” ifadesinde özetlenebilecek “eleştiriler” var. Yeni Şafak gazetesinden Abdülkadir Selvi, “Haşim Kılıç cüppe değiştirdi” yazısında tam da bunu yapıyor ve artık kabak tadı veren, “mahalle değiştirme” söylemine başvuruyor:“Haşim Bey, içinden çıktığı eski mahallesini rencide edecek, karşı mahalleyi sevindirecek ne varsa söyledi.”
Sanki iki mahalle arasında bir iç savaş var. Sanki “öteki mahallenin” haklı kaygı veya korkuları olamaz. Bu kaygıları hukukçu kimliğinizle dile getirdiğinizde “karşı tarafın adamı” oluyorsunuz. Susup dile getirmediğinizde de “bizim adamımız!” Hukuk iki mahalleyi de zaman zaman karşısına alması gereken evrensel bir arayış değil mi? Kılıç, Kemalist vesayetçiliğe eleştiri getirirken de benzer bir dil kullanmıyor muydu?
Bugün Türkiye’de Başbakan’ı eleştirmenin ne kadar zor hâle geldiğini hükümet yanlısı medyada yazanlar bilmiyorlar mı? Bal gibi biliyorlar ve eleştirilmesi gereken meseleler ortaya çıktı mı, topa girmemeyi seçiyorlar. Buna öz sansür denir. Başbakan ve etrafındakiler hep takdir bekliyorlar ve hükümet yanlısı medyada “takdir etme performansı” düşenler, heves kaybedenler, “acaba ne oluyor?” demeye başlayanlar hızla gözden düşüyorlar.
“Biz duygusu” organik toplum tasavvurunu aşamayanlar için bir hapishaneye dönüşebilir. Böyle bir hapishaneyi haklı çıkarmak için “mahallenizin” sürekli saldırı altında olduğu fikrini yaymanız ve inanmanız gerekir. Soğuk Savaş döneminde de bu durum böyleydi. İki mahalle arasında gidip gelenler, iletişim kurmaya çalışanlar aforoz edilirlerdi. Bunun neticesi ciddi bir entelektüel sığlık olarak ortaya çıktı.
Bugün hükümet yanlısı medyada ciddi bir sığlaşma gözlemliyorum. Burada kalem sallayanlar, fazlasıyla şimdici (presentist) bir tavra savrulmuş durumdalar. Hep güncelle ilgili yazıyor ve iktidarın tavrına göre tutum takınıyorlar.
Bu kadar güncele gömülmüş, iktidarın güncel ihtiyaçlarına göre yazı yazmak durumunda bırakılmış olmak, İslamcı kökenden gelenlerin hepsinin kabullenebilecekleri bir durum değil. Bu nedenle de başka geleneklerden gelen, iktidarın mıknatısına vurulmuş “devşirme” gazeteciler, bu esnekliği daha kolay gösteriyorlar. Onların sürekli esneklik hâllerini vicdani baskı altına alabilecek ideolojik bir geçmişleri de yok. Nitekim en gözde kalemler de bu devşirmelerden çıkıyor.
Aslında sürekli iktidara ayarlı yazmanın uzun vadeli sakıncaları vardır. İktidarla aynı ideolojik frekansta olsanız bile, nispi bir özerklik ilişkisi oluşturmanızda yarar var. Tarih boyunca siyasi güç sahipleri, aydınların ahlaki, ideolojik saflık ve tutarlılık iddialarından ürkmüşlerdir. Saygınlık ve bilgi, aydının en kalıcı silahlarıdır. Siz bu silahlarınızı güncel kazanımlar adına heba ederseniz, kendinizi iktidarın organik uzantısına dönüştürürsünüz. Bir süre sonra da sizi dikkate almalarını gerektiren ahlaki baskı ortadan kalkar. Kültürel sermayeniz kuruduğu için sürekli siyasi sermaye peşine düşersiniz. Ne var ki böyle aydınlardan iyi siyasetçiler de çıkmaz.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017