Yüksel TAŞKIN
Son dönemde her seçimi umut, korku, endişe gibi yoğun duygular eşliğinde yaşamak zorunda kaldık.
Bazı insanlarımız haber izlemeden duramıyor. Pedallara basmayınca yere düşecekleri gibi bir endişeleri var. Referandumda “Evet” kazanırsa yaşam alanlarına daha da fazla müdahale edileceğinden korkuyorlar.
Haksızlar mı? Yıllardır hedef gösterildiler, “gayrı-milli” ilan edildiler, temel hak ve hürriyetleri ellerinden alındı.
Kendileri gibi var olamadıkları, daha da var olamayacakları bir ülkede yaşamaktan, daha doğrusu yaşayamamaktan kokuyorlar.
Var olamamanın dayanılmaz ağırlığını yüreklerinde bir kıskaç gibi taşımak zorundalar.
Tekçilik buldozeri, “bize benze, yoksa çek git!” diyerek üzerlerine üzerlerine geliyor.
Tekçilik buldozeri, “çokluk içinde birlik olmaya” gönül indiremiyor: “Yokluk içinde birlik” olmayı dayatıyor.
İktidardaki partinin kurmayları, “kazanan her şeyi alır” mantığıyla hareket ediyorlar. Bütün güç alanlarını ele geçirmek istiyorlar. Frensiz bir kamyon gibiler.
Üstelik OHAL koşullarında aceleyle geçirmeye çalıştıkları bir sistemle (“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”) Türkiye’yi Tek Adam Vesayetçiliği’nin Üçüncü Ligi’ne düşürmek istiyorlar.
Sadece tek bir kişinin gerçek anlamda siyaset yapacağı, Yargı, Yürütme ve Yasamanın Türkiye’nin bugüne kadar gördüğü en merkeziyetçi ve tek adamcı vesayetçiliğe teslim edileceği bir paket söz konusu olan.
Üstelik Cumhurbaşkanı iktidar partisinin de Genel Başkanı olacak. Parti Devleti inşa etmek için bu kadar insanın seferber olmaları elbette endişe verici.
İktidar partisinden olmayanın bırakın iş bulmayı, hayat alanı bulamadığı ülkede, bugün dahi örneklerini gördüğümüz kurnazlıklar, ikiyüzlülükler devreye girecektir:
İktidar partisine gönülsüzce üye olan korkmuş insanlar görebiliriz. Milyonlarca insan iktidar partisine üye olacak ve birileri bunu güç zannedecek kadar körleşmiş olacaklar.
Neden mi? Düşmek etrafı görmemektendir de ondan.
Tek adam rejimlerinde liderin etrafı dünyayı her daim tozpembe gösterenlerle doludur.
Demokrasilerin güzel tarafıysa, ilkeli muhaliflerinizin konuşma cesareti göstererek size ayna tutabilmeleridir.
Bir lider en çok neye ihtiyaç duyar? İlkeli muhaliflerin boy aynasına mı, ilkesiz yandaşların dev aynasına mı? Varın siz karar verin.
Herkesin aynı partiye üye olduğu rejimlerin sonunu 1990’larda hep beraber izledik. Halk artık bu ikiyüzlü varoluşu sürdürmek istemedi. Daha önce de istemiyordu ama mecburen katlanıyordu.
Ama umutlarımızı yeşertecek şeyler de oluyor:
Bu kadar seçim kaybetmiş insanlar, şaşırtıcı bir umut ve hızla örgütleniyorlar. Yaratıcı olmak zorundalar ve oluyorlar. Renkli ve çok sesli olmak zorundalar ve bunu başarıyorlar.
Nedeni o kadar basit ki: Kendi özgür iradeleriyle itiraz edebiliyorlar ve özne olarak hayata müdahale etmek istiyorlar.
Özgürleşmenin yolunun “Hayır” demekle başlayacağının bilincindeler.
Üstelik daha önce pek yapamadıkları bir şeyi ilk defa yapmayı deniyorlar. “Diğer mahallelere” gitmeye, onlarla konuşmaya gayret ediyorlar.
Elbette önce ürküyorlar ama temas ettikçe bu ülkede her şeye rağmen ve hala gönülden gönüle giden köprüler, yollar olduğunu görüyorlar.
Bizi ayrıştırmak üzerine kurulu siyasete inat, yıkılan köprüleri tamir etmeye çalışıyorlar.
Ülkemizi kurtaracak olan gerçek manada demokratik siyaset de budur. Bir toplum olacaksak, işte bu yollardan geçerek olacağız.
Çünkü demokratik siyaset, hiç kimseyi bir öze, bir kimliğe mahkûm etmeden ikna etmeyi amaçladığı müddetçe birleştirici bir pratiktir.
Demokrasimiz güçlendikçe, haysiyetli insanların kendi iradeleriyle beraber yaşadıkları bir toplum olacağız.
Ama önce demokrat olmayı öğrenmeliyiz ve de öğreniyoruz.
16 Nisan’da sonuç ne olursa olsun, yüzde 50’nin ötesine konuşmayı bilen, temas etmeyi öğrenen siyaset şimdiden en büyük kazanımımızdır…
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017