Yusuf Ziya DÖGER
Kürdler Nasıl Kürd Olarak Kalabilir
İnsan dünyaya geldiği andan itibaren varlığıyla vücut bulmaya çalıştığıtoplumsal çevre tarafından belli bir aidiyet duygusuyla şekillendirilmeye çalışılır. Oluşturulmak istenilen aidiyet duygusunun gerçeklik kazanması içinde onuçeşitli şekillerdebiçimlendirecek uyarıcılara tabi tutulur. Tarihsel süreç içerisinde oluşturduğu değerlere ait uyarıcılarla bireylerde ünsiyete dayanan aidiyet duygusu geliştirme amaçlanır.
Dünyaya tek başına gelen insanın tek başına yaşamını sürdürme olanağının olmaması onu bu anlamda toplumsal çevreye muhtaç kılar. İnsanın bu ihtiyaca sahip olması onu zorunlu olarak birlikte yaşama serüvenine iter. Böylece yaşadığı topluma ait değerleri içselleştirmesini sağlayacak manipülasyonlarla karşı karşıya kalır. Ancak süreç içerisinde ait olduğu toplumun kültürel değerleriyle diğer toplumlardan aktarılan değerler arasında zaman zaman bocalama durumunda kalabilir.
Kültürel bunalım olarak ad edilin bu durumbireyde,toplumsal yaşama yönelik değerleri tercih etmesineveya yol ayrımına gelerek yeni yönelimler belirlemesine de yol açabilir. Ancak her iki durumda da birey tam olarak nereye ait olduğuna dair kesin kararını veremezse içsel çatışma hali yaşayarak bir oraya bir oraya yönelen eğilimler ortaya koyar. Bireyin değerleri içselleştirmek adına bu çatışmalı ruh halini yaşaması doğrudan doğruya kendisinden kaynaklanmayarak toplumun kendi değerlerine atfettiği önemle de ilişkisi bulunmaktadır.
Birey açısından içsel çatışmayı zorunlu hale getiren bu soruna sebep olan öğelerin/sebeplerin doğru biçimde belirlenip buna uygun yapıların ortayakonulmamasından kaynaklanabilir.Dolayısıyla bireyden önce sorgulanması gereken toplumun bizatihi kendisidir. Çünkü hızlı değişim ve dönüşümlerle her an üretilenyeni değer biçimleritoplumunyerel kültürel değerlerini tehdit eder.
Topluma düşen kendisine ait yerellikten kopmadan değişim ve dönüşümlerle uyumlu olabilecek değerler ve veriler üretmektir. Bunları doğru biçimde üretemeyince bireylerinin gelecekte karşı karşıya kalacağısorunlardan da bi haber kalır.Elli yıl öncesinde sıradan bir insan için yirmi km çapındaki bir alan temel ihtiyaçlar ve yaşam alanı için yeterli iken,bugün gelinen noktada bu durum hızlı bir değişime uğrayarak dünya çapında ancak karşılanabilen temel ihtiyaçlar ve yaşam alanı oluşturmuştur. Dünyadaki bu hızlı değişim ve dönüşümler her an bireyler üzerinde tazyik oluşturarak hem toplumsal değerleri tehdit etmekte hem de bireyleri kendileri olmaktan çıkararak GDO’lu insanlar haline getirmektedir.
Bu satırların yazarı on yaşında kendi köyünden kopup bir yatılı okula başladığında ana dili/Zazaki dışında tek kelime bilmemekteydi. Oysa mensup olduğu köyde günümüzde on yaşın altındaki çocukların Türkçe dışında tek kelime bilmemelerini ancak bu durumla açıklayabiliriz. Eğer toplum kendisini hızlı değişim ve dönüşümlere karşı koruyacak veriler üretmekten aciz ise sorunu ona katılan bireylerde aramak abes ile iştigaldir. Öyleyse şunu ileri sürmek mümkün hale gelmektedir. Bu etki altındaki toplumlar kendi varlığını önemsememektedirler ki varlıklarını kaim kılacak tedbirleri göz ardı etmektedirler.
Bu durumu hâkim sistemlerin dayatmasına veya asimilasyona bağlayarak okumaya çalışırız ki bu bir nevi sorumluluktan kaçınmaktır. Oysa hâkim sistemtüm dayatmalarına rağmen aslında henüz evlerimize nüfuz edebilecek güce sahip değildir. Bizler gönüllü olarak buna çanak tutmaktayız. Hatta zaman zaman elimiz ve kolumuz bağlı bahanesinin arkasına sığınmaktayız.
Ki Diaspora Kürdlerinin önemli bir kısmının tüm iletişim ve tazyiklere rağmen evlerinde ana dilleriyle konuşmayı öncelemeleri yeni kuşaklarına kendi toplumsal değerlerini ve yerel kültürlerini kolaylıkla benimsetmelerini sağlamaktadır. Ancak çoğumuz değerler ve kültürel miras açısından ana kaynakta bulunmamıza rağmen bu hassasiyeti göz ardı ettiğimiz için yeni kuşakları temel değerleri ve kültür açısından kaybetme noktasına getirmiş bulunmaktayız.
Karşı karşıya olduğumuz sorun aslında hassasiyet göstermekten öte bariz şekilde ünsiyet bağı ile bağlandığımız ideolojik tutumlarımızdan kaynaklanmaktadır. Ki ünsiyet bağı oluşturduğumuz ideolojik düşünceleri kendi varlığımızı korumanın bir aracı olarak kullanma yerine kendimizi onun varlığına adayan araçlar haline getirmekteyiz.
Bu konuda BaşurKürdlerinin hem yüzyılı aşan mücadele tarihi hem de yerel değerlerine yönelik tutumları dikkatli analizlere tabi tutulduğunda ünsiyet oluşturdukları hiçbir ideolojiyi kendi varlıklarının önüne geçirmediklerini görmekteyiz. Bu onların hem varlıklarını korumada önemli işlev görmüş hem de yeni kuşakların Kürdlük değerlerini daha kolay benimsemelerine yol açmıştır.
SONUÇ:
Oysa biz BakurKürdleri kendi köyümüzün ve milletimizin çocuğu olmak yerine ya ümmetin çocuğu ya da enternasyonalistlerin çocuğu olmaya çalıştık. Böylece ideolojik ünsiyetlerimizi daha fazla önemsemek durumunda kaldığımız için toplum olarak kaybettiklerimizin farkına bile varamadık.Gark olduğumuz bu mantıkla parçalandıkça parçalandık. Çünkü kendimize ait değerler yerine enjekte edilen ithal değerlere önem atfettik. Dolayısıyla birbirimizi kucaklamaya yarayan ortak söylem dilinden, düşünceden ve kültürel değerlerden arındırıldık.
Geldiğimiz noktada dedelerimizi katlettik ve onlardan bir nebze da olsa kırıntılar taşıyan babalarımızı gömmekle meşgulüz.Ki binlerce yıllın birikimine dayanan kendi toplumumuza ait kültürel değerlerin katili haline geldik. Tercihlere sahip insanın toplumsal değerler skalasını içselleştirmesi veya red edip yenilerine yönelmesi birlikte yaşam zorunluluğunun sonucudur.
Ancak birey için toplumsal yaşamzorunluluğu ne kadar ön plana çıksa da belirleyicilik yine bireyin kendisinde dayanmaktadır. O halde her birimiz yeniden silkinmek zorundayız ki kaybettiklerimizi telafi edebilelim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017