Ahmet ALTAN
Yeryüzünde rüzgâr olmasaydı, yelkenliler olmazdı.
Yeryüzünde değişim olmasaydı, politika olmazdı.
İkisi de varlıklarını, hızlarını, güçlerini, kendilerinden başka bir şeye borçludurlar.
İkisini de “başarılı” kılacak olan, yelkenlinin rüzgâra, politikacının değişime göstereceği uyumdur.
Ama bir yelkenli yarışında rüzgârı değil yelkenlileri izlersiniz, bir politik yarışta da değişime değil politikacılara bakarsınız, an gelir rüzgârı da değişimi de unutur kendinizi sadece seyrettiğinize kaptırırsınız.
Hiçbir yelkenli, rüzgârı kendisinin yarattığı gibi yanılgıya kapılmaz ama politikacılar bir zaman sonra biraz da seyircilerin alkışlarıyla değişimi kendilerinin yarattığını sanmaya başlarlar.
Yarattığını, kontrol edersin.
Politikacılar da değişimi yarattıklarına inanmaya başladıklarında, değişimi kontrol etmek, değişimin ritmini ayarlamak sevdasına düşerler.
Bu, ciddi ve tehlikeli bir hatadır.
Türkiye değişiyor, toplumsal yapısı sarsılıyor, sahte bir yapıyı ayakta tutan zorbalık kırılıyor, toplum devletten daha güçlü hale geliyor ve bu gücüyle devleti yeniden yoğurup ona yeni bir biçim veriyor.
Bu ülkeyi, toplumun bu büyük rüzgârı değiştiriyor.
Yaşadığımız toplumun rüzgârını yelkenlerimize doldurmamıza yardım eden, dümeni doğru tutan, yelkenleri elverişli açılara ayarlayan da sekiz yıldır iktidarda bulunan AKP ve Başbakan Erdoğan.
Çok tehlikelerden geçtik, çok badireler atlattık.
Zaman zaman ciddi sarsıntılar yaşasak da yelkenlimiz hep ilerledi.
Yıllarca hapsedildiğimiz sığ bir koydan şimdi açık denizlere açılmaya, uzun maceralara çıkmaya hazırlanıyoruz.
Erdoğan’ın söylemekten çok hoşlandığı gibi şimdi gerçek “ustalık” zamanı.
Eskiden uğraşmak zorunda kaldığımız sadece devlet ve onun zorbalığıydı.
Ama şimdi bütün toplumun yapısı yeniden karılıyor, talepler çeşitleniyor, keskinlikler artıyor, sürtüşmeler çoğalıyor.
Rüzgâr hızlanıyor.
Bu büyük dinamizm, bu güçlü rüzgâr, eğer doğru kullanılırsa bu yelkenliyi çok süratle götürecek.
Yelkeni nasıl kullanacağın çok önemli.
Bu, Türkiye’nin bugüne dek görmediği yeni bir rüzgâr, bütün şartlar değişik.
Tekneyi devirmemek için çok önemli kararlar vermek gerekiyor.
Kürt sorununu doğru biçimde çözmeyi başarabilirse örneğin, tekne çok hızlanacak, çözülemezse tekneyi parçalamak da var.
Muhafazakârların hak ettiği iktidarı onlara demokrasi içinde verebilirseniz, dünyayla ilişkiler kurmuş, zenginleşmiş, yeni ölçüler ve değerler edinmiş o ana omurga tekneyi güvenle taşıyacak ama muhafazakârların demokratik iktidarı yerine, “muhafazakârlığın” iktidarını tercih eder, diğer bütün değerleri dışlarsanız, tekne o ağırlıkla dibe çökecek.
Rüzgârın gücü, tekneyi hızla götürebileceği gibi yanlış bağlanmış bir yelken nedeniyle batırabilir de.
Biz bu seçime bu şartlarda giriyoruz.
Ama bu en hayati anda, benim görebildiğim AKP’nin rüzgârın gücünden, teknenin hızından korkup, aklını teknenin hedefinden ziyade “kaptanın” kimliğine takması ve açık denizlere çıkmak yerine, alıştığımız o eski sığ sulara dönmeyi aklından geçirmeye başlaması.
Sanki Erdoğan ve AKP, teknenin yelkenlerini dolduran ve onu ileriye doğru hızlandıran rüzgârı kontrol edebileceklerini sanmaya başladılar.
Eğer tekneyi rüzgâra karşı çevirir, onu yeniden sığ sulara döndürmek isterseniz, rüzgâr buna izin vermez.
Tekneyi devirir ama geri döndürmez.
Benim gibi birçok insan bunu sezdiği için “Rüzgârı denetlemeye, rüzgârı durdurmaya kalkma, beceremeyeceğin işle uğraşma, yelkenleri doğru ayarla” diye bağırıyor.
Bu rüzgâr durmaz çünkü, bu toplumun güçlü değişim talebi geri çekilmez.
Korkmaya, teknenin kaptanlığına aklını takıp onu daha rahat kullanmak için yavaşlatmaya kalkmanın bir sonucu olmaz.
Erdoğan da AKP de, değişimi kendilerinin yaratmadığını, değişimin onları yarattığını anlaması, bu gerçeği kabul etmesi ve yelkenleri doğru kullanması gerekiyor.
En hayati anda rüzgârla kavga etmeye, rüzgârı durdurmaya kalkarsa, kaybeden kaptan olur.
Tek istediğim kaptanın bunu anlaması ve bize boşa zaman kaybettirmemesi.
Kaptan kim olursa olsun bu rüzgâr dinmez.
Ve rüzgâr varsa, eninde sonunda gemiyi götürecek biri bulunur.
Yeter ki kaptanın hataları yüzünden tekneyi batırmayalım.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018