Ahmet ALTAN
Bütün dünya, “atom altı parçacıklarının” ışık hızını aşmasını tartışıyor.
Yapılan deney on beş bin kere tekrarlanmış, her seferinde de bu parçacıklar “ışık hızını” aşarak hedefe varmış ama deneyi yürüten bilim adamları gene de emin olamıyorlar, “Başkası da denesin, onlar da aynı sonuca erişirse emin oluruz” diyorlar.
Bu kadar kuşkulu davranmakta çok haklılar çünkü buluşları doğruysa insanoğlunun bildiği bütün fizik kuralları, dünyayla ve evrenle ilgili teoriler altüst olacak.
Evreni, dünyayı, maddeyi bambaşka bir gözle incelememiz, bir anlamda her şeye yeni baştan başlamamız gerekecek.
Tabii bu, “uzayda yolculuktan” “ışınlanmaya” kadar birçok hayali de gerçekleştirecek yolu açacak.
Umarım İsmet Berkan pazar günü o harika “fizik” yazılarından birini yazıp bize ne olup bittiğini daha iyi ve daha ayrıntılı biçimde anlatır.
Dünya “ışık hızının aşılmasıyla” uğraşıyor ama biz Türkiye’de yaşadığımız için bizim gündemimiz farklı, biz henüz Kürt sorununun çözümü aşamasındayız.
Işık hızını çözme aşamasına biraz yavaş ilerliyoruz.
Bütün “büyük devlet” övünmelerimize rağmen galiba ilerlemiyoruz bile.
Önceki akşam Başbakan Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler’deki konuşmasını dinledim, etkileyici bir konuşmaydı bence, Somali’den başladı, İsrail, Kıbrıs, Suriye, Azerbaycan’dan bir tur attı.
İki küçük sorun vardı, İsrail’i BM kararlarına uymamakla suçlarken Türkiye’nin BM’nin Kıbrıs kararlarına ne kadar uyduğunu söylemedi.
İkincisi de, Gazze meselesinin çözümünü isterken Kürt meselesinden bahsetmedi.
Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz bölgesinde “ağırlıklı bir rol” talep eden ülkenin kendi içini, üstünde durduğu zemini sağlam tutması gerekiyor sanırım.
Hâlbuki bizim üstünde durduğumuz zemin hiç sağlam değil.
En birinci sorun da Kürt meselesi.
Bunun birinci sorun olması PKK’nın şiddeti arttırmasından dolayı değil.
Bu ülkede huzursuz, güvensiz, kuşkulu bir halk yaşıyor, huzursuzluklarının, güvensizliklerinin, kuşkularının çok haklı nedenleri var, çok fazla haksızlığa uğradılar, çok fazla acı çektiler, kendilerine verilen sözler hiç tutulmadı.
Her şeyi bir kenara bırakın, bugün bu ülkede bir Türkle bir Kürt eşit değil, Türk çocuğunu anadilinde eğitiyor, Kürt eğitemiyor, dağa taşa “Ne mutlu Türküm diyene” diye yazıyoruz ama “Ne mutlu Kürdüm diyene” diye yazmak yasak, her sabah Kürt çocukları “varlıklarını Türk varlığına armağan edeceklerine” dair ant içmek zorundalar, onların da “olduğu” söylenen devlet dairelerinde onların dilinde bir işlem yapılamıyor, mahkemeler onların dilini “bilinmeyen bir dil” diye kayda geçiyor.
Türkler, kendilerinin kabul etmeyeceği bir haksızlığı Kürtlerin kabul etmesini istiyorlar.
Bunu hiçbir Kürt kabul etmez, niye kabul etsin?
Hükümet, Kürtlerin haklarını vermek için adım atmak niyetiyle ayağını kaldırıp sonra da kaldırdığı ayağını aynı yere yeniden koyuyor, yerimizde sayıp duruyoruz.
Kürt halkı, öyle bir iki “armağanla” kandırılacak çocuk değil, “ben sana şunu verdim, bunu verdim” kibrini hakaret kabul ederler haklı olarak.
Ben Kürtlerin haklarının “müzakere” konusu olmasını bile kendi açımdan fevkalade alçaltıcı buluyorum.
Neyin müzakeresini ediyorsunuz?
Bunlar Kürtlerin hakkı mı, değil mi?
Haklarıysa, o hakkı alırlar, hakları değilse müzakere de etmezsin.
İstiyorsanız Öcalan’la, PKK’yla, bu örgütün ne olacağını müzakere edin ama Kürtlerin haklarını “müzakere” falan etmeden tanıyın artık.
Kürtlerin haklarının verilmesini “şartlara” bağlayarak ne kendinizi alçaltın, ne de Kürtleri.
Dünya “ışık hızının aşılmasını” konuşuyor, Türkiye “büyük devlet olma” ihtirasıyla kükrüyor ama Kürtler anadillerini çocuklarına öğretemiyor.
Bunun saçmalığını görmüyor musunuz gerçekten?
Bu ülkedeki her vatandaşın “istisnasız” her konuda “eşit” olduğu, “ayrılıkçılık” da dâhil her konuyu konuşmanın ve talep etmenin yasal güvenceye kavuştuğu bir toplum haline gelmedikçe, “ışık hızının aşılmasını” konuşan dünyaya ayak uyduramayacağımızı, bu çağın gerilerinde bir yerlerde pinekleyeceğimizi ve asla “büyük bir devlet” olamayacağımızı anlamıyor musunuz?
İyice sıkışıp kendisine bir siyasi rota çizmekte aciz kalan BDP’yi “Kürt sorununu ortaklaşa çözme” sözü vererek Meclis’e davet edin, gelsinler, birlikte meseleyi çözün, gelmezlerse onlarsız çözün.
Yıl 2011.
Işık hızını aşan deneyler yapılıyor dünyada.
Kürtler anadilde eğitim yapamıyor.
Somali’deki, Gazze’deki “insanlık dramına” sahip çıkmak alkışlanacak bir davranış ama haritada bir de Güneydoğu diye bir bölge var, oranın sorunlarını kim çözecek?
İnsana, “önce kendi dertlerini çöz” derler.
Ha, derdimizi PKK sanıyorsanız elbette çözemezsiniz.
Ama bu çağda “sorununun” ne olduğunu dahi anlayamayan bir devlet, bırakın “büyük” olmayı “devlet” bile olamaz.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018