Ahmet ALTAN
Politika, bir tercihler silsilesidir.
Seçtiğin amaç, o amaca ulaşmak için seçtiğin yöntem, amaca giden yolda seçtiğin müttefik, senin politikanı oluşturur.
AKP, demokrasiyi amaçlayan, bunun için Avrupa Birliği tarikiyle dünyalaşmayı yöntem olarak seçen, bu yolda dünyanın ve Türkiye’nin demokrat güçleriyle ittifak yaban, muhafazakâr tabanlı bir partiydi.
Tabanını muhafaza ediyor.
Ama politikasını, amacını, yolunu, müttefiklerini değiştirdi.
Şimdi, devletleşerek otoriterleşmeyi amaçlayan, yolunu Avrupa’dan ve gelişmiş dünyadan ayırarak askerîleşmeyi seçen, bu yolda da “eski devletle” ittifak kuran bir parti oldu.
Bu değişikliği, siyasette çok sık rastlanmayan bir hızla gerçekleştirdi.
12 Eylül referandumundan bu yana bir buçuk yıl bile geçmedi, o referandumdan önce AKP’nin söylediklerine, yaptıklarına, vaatlerine bakın, bir de bugüne bakın.
Bugün, Uludere katliamından sonra Genelkurmay Başkanı’na “teşekkür eden”, Kıbrıs’ta bir zamanlar kıyasıya mücadele ettiği Denktaş zihniyetini yücelten, Kürtlerin haklarını “sözde” bile savunmayan, darbe yasalarına dokunmayan, Avrupa Birliği kriterlerine omuz silken, Sayıştay Yasası gibi yasalarla orduya ayrıcalıklar tanıyan, andıç sanığı paşaları “tanırım, iyi paşadır” türü açıklamalarla kollayan, halkını değil devletini sakınan bir parti var karşımızda.
Bu, AKP’nin tercihi.
Onlara söyleyecek bir sözümüz yok.
Daha önce denenmiş olan bir yolu bir daha deneyip, oranın çıkmaz sokak olduğunu deneyerek öğrenecekler.
Burada önemli olan AKP’nin tabanını oluşturan muhafazakârlarla Kürtlerin bundan sonra ne yapacağı.
AKP’nin değişen siyasetine, amacına, müttefiklerine rağmen AKP’yi destekleyecekler mi yoksa AKP’yi yeniden eski haline dönmesi için zorlayacaklar mı?
Türkiye’nin kaderini belirleyecek soru bu bence.
Özellikle Uludere katliamından sonra Başbakan’ın ve iktidarının tutumu, başta Kürtler olmak üzere birçok insanın vicdanını yaraladı.
O yaralı vicdanlardan çıkacak ses toplumsal geleceğimiz için hayati bir önem taşıyor.
Elbette, Kemalist baskının acılarını unutamadığı için “iktidarda muhafazakâr bir parti olsun da ne olursa olsun” diyen çok kalabalık bir kitle var.
Ama bir de “vicdanı, haysiyeti, adaleti” ön plana alan, hayata sadece siyaset üzerinden değil“hakkaniyet” üzerinden bakan bir grup muhafazakâr insan da var.
O gruba dâhil olanların önemli örgütlerinden biri MAZLUMDER.
Dün, Uludere katliamı ile ilgili kapsamlı bir rapor daha yayınladı.
Yaşanan facianın birçok ayrıntısına değinirken hükümetin tutumunu da, “Uludere’de iktidarın kibrini gördük” diye değerlendirdi.
Otuz dört ölünün ailesine bir özrü bile çok gören bu “kibirden” hem gelenekleri, hem de inançları açısından rahatsız oldukları belli.
Uludere’de, bir gün önce 150 kişinin geçtiği yolda ertesi gün 38 kişinin bombalanmasından, yaralıları kurtarmaya askerlerin ambulans göndermemesinden, başbakanın “Elimizde dört saatlik Heron görüntüleri var” demesine rağmen o görüntülerin yayınlanmamasından, katliamın “sessizlikle”geçiştirilmeye çalışılmasından duydukları hoşnutsuzluğu raporlarında dile getirmişler.
Birçok muhafazakârın “iktidar” olma karşılığında benimsediği sessizliği MAZLUMDER reddediyor, dindarların çok iyi bilinen kalıbıyla söylersek, “dilsiz şeytan olmayı” içine sindiremiyor.
Aynı isyan, AKP’ye oy vermiş muhafazakâr Kürtlerde de görülüyor.
Uludere katliamından sonra yapılanları Kürtlüğe ve insanlığa hakaret olarak değerlendiriyorlar.
Sanırım, Başbakan’ın medyasının, 34 ölüyü bir kenara itip Başbakan’ı savunmaya sıvanması onları yaralayıp utandırıyor.
Eğer muhafazakâr kesimden “vicdanın” sesi güçlü bir şekilde çıkarsa, ya AKP kendine çeki düzen vermek zorunda kalır ya da alternatif bir siyasi hareketin tohumu toprağa atılır.
Bugün sessiz kalan ve AKP’yi hâlâ “kendi çocukları” sanan, onun “eski devletle” koyun koyuna girmesine aldırmayan dindarlarla muhafazakârlara, eğer izin verirlerse, onların meşrebine uygun bir soru sormak istiyorum.
Uludere katliamından sonra özür dilemeyen, ölenler için ortaklaşa bir duadan bile kaçınan, o insanları bombalayan ordunun liderine “teşekkür eden” Başbakan’ın yaptıklarını haklı gösterecek bir ayet, bir sure, bir hadis söyleyin.
“Muhafazakâr ve dindar” partiyi, eğer mümkünse kendi itikadınızca savunun.
Kendi itikadınız içinde bu davranışları savunmanıza elverecek bir “işaret” bulamazsanız, o zaman ya kendinizi ya partinizi iyi bir sorgulayın bence.
Bunu yapmadan önce de, 34 insanın ölümünü anlatan MAZUMDER’in Uludere raporuna şöyle bir göz atın.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018