Akın ÖZÇER
ABD Başkanı Barack Obama dün 11 Eylül saldırılarının 13. yıldönümü vesilesiyle Amerikan Ulusuna Baba Bushvari bir ton ve retorikle seslenerek, dünyanın tek süper gücüne meydan okuyan İslam Devleti, namı diğer IŞİD cihatçılarıyla mücadele için Ortadoğu’ya müdahale gereğini vurguladı. Bu sesleniş ABD’nin Irak bozgununun ve bölgeyi terk etmesinin ardından bitirdiğini düşündüğü “İslam terörizmine” karşı yeni bir savaş ilanında bulunmaktan başka bir şey değildi aslında.
Kabul etmek gerekir ki Amerikan askerlerini Irak’tan çekme vaadiyle iktidara gelen ve bu vaadini yerine getiren Demokrat Başkan’ın, siyasi rakiplerinin başkanlarından Oğul olmasa bile en azından Baba Bush’a öykünmeden bölgeye müdahale edebilmesi pek mümkün değildi. Obama, 1991’de Saddam’ı işgal ettiği Kuveyt’ten çıkarmak için geniş bir koalisyon oluşturan Baba Bush’u örnek almak zorunda kalmış bulunuyor, anlaşılan.
Obama’nın dünkü konuşmasında gerçekten de Baba Bush’un stratejisi ve söylemini andıran ifadeler yer alıyor. Örneğin “ABD terörist tehdidi durdurmak için geniş bir koalisyona önderlik edecek” ve “ortak insanlık değerlerimizi ve güvenliğimizi paylaşan diğer milletlerle birlikte hareket edeceğiz” derken. Obama’nın konuşmasındaki anahtar sözcüklerin “liderlik” ve “koalisyon” olduğu ve 1991’de Baba Bush’un yaptığı gibi yeni savaş için Avrupalı ve Arap müttefikler aradığı ortada.
Ne var ki 1991’de 700 bin askeri bir araya getiren Washington bu defa böylesine kapsamlı bir savaş öngörmüyor. Yöntem ve tarz, Baba Bush’unki ile aynı ama 1991 ve 2003’teki gibi karada savaşan askeri birlikler de, tek yanlı müdahale de olmayacak. Obama’nın dediğine bakılırsa, ne Irak, ne de Afganistan olacak. Anlaşıldığı kadarıyla operasyonlar daha çok Yemen ve Somali’dekilere benzeyecek.
Başkan Obama’nın dün açıkladığı ve başarısı tartışma konusu olan IŞİD’e karşı mücadele stratejisi Oğul Bush’un savaş çığırtkanlığından kuşkusuz çok farklı ama iktidara gelirken dile getirmiş olduğu “Askeri çözüm yoktur, ABD bundan böyle kendi evindeki sorunları çözüme kavuşturacak, başkalarınınkini değil” söyleminden de bir hayli farklı. “Artık önceliğimiz Uzak Doğu” diyen Obama’daki bu değişimden kendisini mi, yoksa değişen koşulları, daha açık bir ifadeyle Ortadoğu’daki eylemleriyle IŞİD ve Ukrayna’daki yayılmacı politikalarıyla Putin’i mi sorumlu tutmak gerekir?
Washington’un temel ilkesi
Başkan Obama’nın dünkü konuşmasından altı ay kadar önce Rusya’nın Kırım’ı ilhakı üzerine dile getirdiklerine bakıldığında, Birleşmiş Milletler’in en önemli ilkesini içerdiği görülür: ülkelerin egemenlikleri ve toprak bütünlüklerine saygı. Obama, devletlerin daha güçlü oldukları gerekçesiyle komşularının egemenlik ve toprak bütünlüklerini çiğneyemeyeceğine vurgu yapmış ve Rusya’nın Ukrayna’nın bir parçasını kendi topraklarına katmasının kabul edilemez olduğunun altını çizmişti.
Ukrayna konusunun geçen hafta Cardiff’te yapılan NATO Doruğu’nun önemli gündem maddelerinin başında yer alması Washington’un, diğer Avrupalı başkentler gibi, bu ilkeye bağlılığını açıkça ortaya koymuştu. Dünyanın tek süper gücünün uluslararası meşruiyeti önceleyen bu tutumunu yerküremizin geleceği açısından alkışlamak gerekir elbette.
Kabul etmek gerekir ki Cardiff Doruğu’nun bir diğer önemli gündem maddesi olan IŞİD terör örgütü, gerçekleştirdiği kanlı eylemlerle sadece başta yaşam hakkı olmak üzere insan hakları ihlallerine yol açmıyor, aynı zamanda Irak’ın toprak bütünlüğüne karşı (hatta iç savaş yaşayan Suriye’ninkine de) tehdit oluşturuyor. O bakımdan IŞİD ile mücadele ayrıca BM’nin bu ilkesi bağlamında da meşru bir nitelik taşıyor. Sonuç itibariyle Washington’un Ukrayna konusunda olduğu gibi IŞİD sorununun çözümüne de öncülük etmesini ilkesel olarak olumlu karşılamak gerekir.
Ne var ki Amerikan yönetimi dünyadaki sorunların çözümünde hep ilkeli davranmıyor. Ortadoğu başta olmak üzere, yerkürenin birçok bölgesinde bu ilkeyi çiğneyen politikaların altına imza atıyor. Bu da belki aldırmadığı ama dünyadaki saygınlığı açısından gidermesi gereken bir çifte standart oluşturuyor.
Ukrayna’da kınadığını Filistin’de hoş görmek
Obama yönetiminin (tüm Amerikan yönetimlerinin) çifte standardına örnek olarak Slate. fr internet dergisinde dün yayımlanan Amerikalı Musevi yazar William Saletan’ın “İsrail Rusya’dan daha iyi yapmıyor” (La Russie ne fait pas mieux que la Russie) başlıklı yazısını (http://www.slate.fr/story/91861/israel-russie-annexion-territoire) aktarmak istiyorum.
Derginin özgün versiyonu olan Slate. com da, yazarı gibi, Amerikan Musevi Topluluğu’na yakın duruyor. Yazının Musevi bir yazar tarafından kaleme alınması ve yine o cemaate yakın bir dergi tarafından yayımlanması ayrıca takdire şayan elbette.
Saletan, Amerikan yönetiminin Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ihlal ederek Kırım’ı ilhak eden Rusya’yı eleştirirken, yıllardır Filistin’de aynı şeyi yapan ve sınırlarını sürekli genişleten İsrail’e hoşgörü göstermesini ilkesizlik olarak takdim ediyor. İsrail’in son savaştan sonra Filistin’e ait 400 hektarlık bir araziyi (son 30 yılda ele geçirilen en büyük toprak parçası) ele geçirdiğine işaret eden Saletan, bunun resmen “hırsızlık” olduğunu, zira hiçbir anlaşmaya dayanmadığını vurguluyor.
Saletan’ın altını çizdiği bir başka husus, ele geçirilen toprak parçasının, Hamas’ın füzeler gönderdiği ve tüneller kazdığı Gazze’de değil, İsrail’in güvenliğini doğrudan tehdit etmeyen Batı Şeria’daki Beytüllahim’de bulunduğu gerçeği. Filistinli ailelere ait zeytinlik arazinin dünyanın gözleri Kırım’ın üstündeyken savaş ganimeti olarak kaçırıldığına dikkat çeken Saletan, İsrail’in bu hırsızlığı Filistinlilerin “kullanmadığı” ya da “mülkiyet haklarını kanıtlayamadığı” gibi gerekçelerle haklı çıkarmaya çalıştığı, başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerinin de buna göz yumduğunu vurguluyor.
Saletan’a göre, konunun çok daha vahim yönü, İsrail’in bölgedeki yayılmacılığını Rusya’nın Kırım’ı ilhakında kullandığı argümanlarla savunuyor olması. Başka bir deyişle Filistin’e ait Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te Yahudilerin yaşıyor olmasından dem vurulması. Saletan bu nedenle Tel-Aviv’in yayılmacılığını sivilleri kullanarak, işgal altındaki topraklarda yerleşim merkezleri kurarak yürüttüğünün altını çiziyor.
Buna karşılık, Amerikan yönetimi ve Avrupalı büyük devletler İsrail’in bu oldubittisine karşı seslerini yükseltmiyor, hatta bu ülkenin meşru savunma hakkını vurgulamak suretiyle bir yerde istediklerini yapmasına olanak sağlıyorlar. IŞİD ve Ukrayna uluslararası platformlarda gündeme gelirken, İsrail’in politikalarıyla ilgili herhangi bir girişimde bulunulmuyor.
Kabul etmek gerekir ki günümüzün tek kutuplu dünyasında barış ve istikrarın sağlanabilmesi için Washington’un evrensel ilkelere her zamankinden çok daha fazla önem atfetmesi ve bu tür çifte standartlardan mutlaka kaçınması gerekiyor. Bu, Demokrat ya da Cumhuriyetçi başkanların zaman, zaman yeğleyecekleri bir seçenek değil, tüm Amerikan yönetimlerinin dünyaya karşı yerine getirmek zorunda olduğu bir sorumluluk aslında.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025