Ali BAYRAMOĞLU
Sıcak siyasi gelişmelerin doğal olarak çekici bir yönü var. Hem siyasi bir hareketliliğe işaret ediyorlar hem de muhtemel iktidar alternatiflerini, kombinasyonlarını, yeni ittifak ihtimallerini gündeme ve akla getiriyorlar. Ne var ki ‘siyaset ve gelecek’ söz konusu olunca, dikkat kesilmek gereken tek alan ve mevzu bu değil.
Geçen yazıda altını çizdiğim ve önemli gördüğüm şu hususu tekrar etmek isterim. Siyasi iktidarlar gelip geçicidir, buna karşın geride bıraktıkları kurumlar ya da iktidarları sırasında tahrip ettikleri yapılar ve gelenekler meselesi görece olarak kalıcıdır. Doğanın tahrip edilmesine benzerler. Bazen telafi edilemezler bazen düzeltilmeleri onlarca yılı alır. Özellikle ülkenizdeki süreç, bugün olduğu gibi, yeni bir ‘kurumlaşma’dan çok (eskinin tasfiyesi ve yeni düzenin siyasi sorumluluktan fiilen muaf kişisellik eğilimiyle) derin bir ‘kurumlaşmadan arınma’yı andırıyorsa...
HANGİ DEVLET?
2017’de kabul edilen 2018’de uygulamaya giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türk siyasi hayatı ve kurumsal yapısı bakımından önemli bir kopuş noktası oluşturdu.
Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişe ilişkin, aşırı kuvvetli bir cumhurbaşkanlığına, fiili kuvvetler birliğine, denetim zaafına, parti-devlet modeline işaret eden anayasal hükümler, bu kopuşu kendi başına tarif edecek kadar güçlüydü.
Ancak bunun yanında kısa sürede belirleyici başka girdiler de bu kopuşun unsurları haline geldi. 2015’te ortak bir beka hassasiyetiyle Kürt meselesinde yeniden çatışma safhasına girilmesi, 2016 askeri darbe girişiminin travmatik etkileri, bu girdilerin önde gelenleri.
Bunlar, 2014-2018 arası yaşanan siyasal ve kurumsal kopuşla üç noktada birleşti ve onu daha keskin hale getirdi.
- Bir yandan tehdit ve tehlike fikri üzerinden anayasal düzenle ima edilen otoriter ve keyfi eğilimleri meşrulaştırma işlevini gördüler.
- Öte taraftan ürettikleri olağanüstü hal rejimi, (son kayyum atamalarıyla bir kez daha görüldüğü gibi) yeni dönemin ‘kurumsallaştırıcı iktidar’ı işlevini görerek, bugüne değin uzanan siyaset bir tarzını oluşturdu.
- En nihayet darbe ve savaş gerekçeli olağanüstü hal tedbirleri ve düzenlemeler (tasfiyeler, bu konudaki kalıcı yasal düzenlemeler, yeni memur alımlarının, partizanlığa, en azından yeni ideolojik yapılanmalara da kapı açan sübjektif güvenlik ve sadakat kriterleri), başkanlık sistemine ilişkin anayasal-yasal değişikliklerle iç içe girip, onlarla bütün oluşturarak, devletin yeniden yapılanması sürecinde önemli bir rol oynadı.
Yapılanma hâlâ devam etmekte olan bir süreç. “Devlet yeniden nasıl yapılanıyor?” sorusu, Türkiye’nin hem bugününe hem geleceğine dair önemli bir sorudur.
Bu açıdan önümüzde yol alınan dört pist var.
İlki, yeni anayasal ruh, düzen, işleyişle (organlar ve ilişkileri) ilgilidir. İkincisi, yürütme ve idarenin yeni yapısı ve kurumsal düzenine ilişkindir. Üçüncüsü Olağanüstü Hal dönemi kararnameleriyle devlet kadrolarındaki 130 bin memura ulaşan büyük tasfiyenin, devlet yapısı ve işaret ettiği yer değiştirmeler bakımından sonuçlarıdır. Dördüncüsü, devlet kadrolarına sayısı 150 bine ulaşan ve her geçen gün artan yeni alımlar, bu alımların nitelik, yapı, alım koşulları, liyakat, sadakat bakımından işaret ettiği kimi ipuçlarıdır.
Bu dört pist çerçevesinde devletin savunma, adalet, içişleri gibi asli işlevlerini oluşturan kurumlarında, kurallar, idari özerk alan-siyasi bağımlılık dengesi, iç işleyiş, hiyerarşi, yetki ve sorumluk mekanizmaları ve kadro nitelikleri bakımından son derece önemli değişiklikler yaşanıyor.
Bu konuda devlet ve siyasi iktidar kapalı bir rejimi andıracak derecede ketum. Siyasi partiler bu meseleye yüzeysel yaklaşıyor ya da başka acil gündemler içinde hareket ediyor. Gazeteciler ve akademisyenler ülkedeki siyasi iklimin yarattığı tedirginlikten olsa gerek, bu sürece el atmıyor, yayın ve araştırma yapmıyorlar. Adliyede yaşanan değişiklik, TSK’daki yeniden yapılanma, en azından adalet ve güvenlik işlevlerinin sağlıklı, hukuka uygun işlemesi bakımından nasıl tartışılmaz, bunu izah etmek pek mümkün değil.
Üstelik sadece (özellikle bu bakanlıklarda) kamu görevinden uzaklaştırılan ve yeni işe alınan kadroların, alınma ve atanma gerekçeleri ve istatistikleri, değişen atama kriterleri ve geleneklerinin dökümü, ilgili yönetmelikler, yasalar ve kimi ilk uygulamalar, bu konuda devasa bir malzeme oluşturuyor.
HANGİ ORDU?
Birkaç kez değindiğim, ordu konusuna tekrar dönelim...
Genelkurmay Başkanlığı’nın 15 Temmuz 2016 öncesine ilişkin son resmi personel açıklaması Mayıs 2015’te yapılmıştı. Darbe girişimini ordu bu tarihte verilen personel sayısıyla karşıladı. Darbe girişimi sonrası askeri makamlar ve bakanlar tasfiye edilen personel ilgili çeşitli tarihlerde çeşitli açıklamalar yaptılar. Tasfiyeleri ve onlardan doğan boşluğu doldurmak için yapılan alımları ilan ettiler. Bugün, tasfiyeler devam etmekle birlikte alımlar, Harp Okulları ve Yüksek Astsubay okullarından gelen (iki yıllık hızlı eğitimden geçen) yeni mezunlarla birlikte orduda, subay-astsubay kadroları sayı itibariyle 15 Temmuz’dan doğan boşluğu, en azından rakamsal olarak dolduracak bir noktaya geldi.
Ordu personel yapısıyla ilgili son resmi veriler, Ekim 2017 tarihide Devlet Personel Başkanlığı’nın hem TSK hem (İç İşleri Bakanlığı’na bağlanmasına rağmen) JGK’yle ilişkin açıkladığı personel rakamlarına dayanıyor. Bunların yanında, eski Milli Savunma Bakanı Canikli’nin 8 Ocak 2018 tarihinde verdiği 2017 ve 2018 yılına ilişkin yeni kadro alımlarıyla ilişkin kesin rakamlar, mevcut Milli Savunma Bakanı Akar’ın 14 Aralık günü TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmeleri sırasında, 15 Temmuz 2015’den bugüne kadar yapılan toplam tasfiye ve alımlarla ilgili verdiği bilgiler bulunuyor. Bunlara her yıl kadrosuzluktan emekli edilen subayları eklerseniz, 2018 Aralık sonu itibariyle yaklaşık rakamları ana hatlarıyla, en azından esası değiştirmeyecek bir yanılgı payıyla oluşturmak mümkün.
Bunlara göre 2016 Mayıs ve 2019 Ocak arasında ordu yapısı bakımından dikkat çeken değişiklikler (TBK ve JGK birlikte ele alındığında) yine yaklaşık olarak şöyledir:
1. General amiral sayısında yüzde 43’lük bir azama yaşanmıştır. (358 kişiden 203 kişiye)
2. Subay sayısı yüzde 17 azalmıştır. (39 bin 721 kişiden, dışarıdan temin edilenler ve Ağustos ayında MSÜ’den mezun olan 3 bin teğmen dahil 33 bin 58 kişiye)
3. Astsubay sayısı yüzde 4.9 azalmıştır. (97 bin 243 kişiden Ağustos ayında MSÜ, AYO’den mezun olan 2 bin 554 astsubay dahil 92 bin 518 kişiye)
4. Uzman jandarma sayısı yüzde 16 azalmıştır. (22 bin 43 kişiden 18 bin 526 kişiye)
5. Buna karşılık uzman erbaş sayısında yüzde 37.7’lik bir artış olmuştur. (26 bin 800 asker artışıyla 71 bin 29 kişiden 97 bin 828 kişiye)
6. Sözleşmeli er erbaş sayısında da yüzde 102’lik bir artış olmuştur. (8 bin 54 kişiden 18 bin 526’ya)
Buna karşın TSK ve JGK toplamında asker mevcudunda sayı azalmamış, Tersine artmıştır. 238 bin 443’den 252 bin 930’a çıkarak artmıştır.
Bu çerçevede 2019 başı itibariyle general, subay, astsubay payı yüzde 12.42 oranında düşmüş, uzman er, erbaş, uzman jandarma ve sözleşme er sayısı yüzde 31.9 artmıştır. Ordu terkibinde general, subay, astsubayların payı bugün yüzde 58’den yüzde 48’e inmiş, lejyoner askerleri akla getiren, aktif gönüllülerden oluşan diğer grubun payı ise yüzde 42’den yüzde 52’ye çıkmıştır.
Şunları da eklemek gerek: 2016 öncesi 16 orgeneral/amiral’den oluşan komuta kademesi 9’a inmiştir. Belli bir merkezileşme eğilimiyle ya da sert hiyerarşi eğilimiyle ordu komutanlıkları korgeneral kadrolarına hasredilmiştir. Yeni hükümet sistemi uygulamasında savunma bakanlığı ve ordu komutası işlevi iç içe girmiş, bağımlılık ve sorumluluk mekanizması kurumsal olmaktan çok, kişisel ve siyasal nitelikli bir işleyiş kazanmıştır. Orduya yeni alınan (önümüzdeki yıllarda komuta kademesi oluşturacak grup) 8 bini aşkın teğmen sivil okullardan sınavla alınmış, 6 aylık kursla kıtaya çıkarılmıştır. İşe alımlarında kullanılan güvenlik ve mülakat kriterleri soru işaret taşımaktadır.
Tüm bunlar devletin güvenlik işlevi, yeni kurumsallaşmanın niteliği, ordu-siyaset ilişkisinin geleceği bakımından sorular üretmez mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları













































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026