Ali Türer
Geçen hafta Berlin duvarının yıkılışının 30. Yıl dönümüydü (9 Kasım 1989). Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin liderleri duvar önünde, gönüllendiler, anı tazelediler.
Oysa Avrupa ülkeleri, göçü önlemek için Avrupa çevresine son on yıl içinde Berlin Duvarının altı katı büyüklüğünde bir duvar örmüş durumdalar.
Bu duvar, doğrudan Jiletli tellerin yanı sıra bunu destekleyen helikopterler, sahil güvenlik, radar ve sensör güvenlik sistemleri, yüksek irtifa uyduları gibi araçlar ve teknolojiler ile de destekleniyor.
Bu Duvarın yapımcıları arasında Avrupa Güvenlik Organizasyonu Lobisi başı çekiyor, Avrupa’nın ileri gelen Silah ve güvenlik sistemi şirketleri de bunun içinde yer alıyorlar.
İspanyol jiletli tel üreticisi European Security Fencing, geçtiğimiz on yıl içinde Macaristan, Sırbistan, Bulgaristan, Türkiye, Yunanistan, Avusturya, Slovenya ve Birleşik Krallık ve Fransa sınırlarını jiletli teller ile kuşattı bile. Fransız silah ve güvenlik şirketi Thales, sahil güvenlik gemileri için ürettiği radar ve sensör sistemleriyle; İtalyan silah firması Leonardo, sınır güvenliğinde kullanılan helikopterlerle; Airbus ise sınır kontrolü için ürettiği helikopter ile katkı veriyormuş bu “Güvenlik” duvarına.
Bu silah sistemi üreticileri ve tüccarların, kendilerini Avrupa’nın en saygın bilim insanlarının isimleriyle pazarlamaları da ayrı bir paradoks! Sizce de dahiyane bir buluş değil mi?
Bizim liderler Suriyeli göçmenler için 40 milyar harcadık, bırakırız sınırdan göçmenleri bakın ha, diye akılları sıra Avrupa ülkelerine gözdağı veriyorlar. Oysa adamlar önlemlerini çoktan almışlar bile. Peki bu iş için ne büyüklükte para harcamışlardır sizce?
Avrupa Komisyonu Dış Sınırlar Fonu'ndan 2007-2013 tarihlerinde 1,7 milyar avro (yaklaşık 10,8 milyar TL), 2014-2020 dönemini kapsayan AB İç Güvenlik Fonu'ndan 2,76 milyar avro (yaklaşık 17,5 milyar TL). Sadece 2006-2017 tarihlerinde duvar ve tel örgü inşasına 900 milyon avro (yaklaşık 5,7 milyar TL) harcamışlar. İnsanları Avrupa sahillerinden uzak tutmak için deniz operasyonlarına ise 676,4 milyon avro (yaklaşık 4,3 milyar TL) harcamışlar. Yani Avrupa ülkeleri de Türk parası ile 40 milyar, hatta daha fazla para harcamış görünüyorlar.
Demek ki neymiş, isteseniz de sınırdan dört milyon Suriyeliyi Avrupa’ya öylece boca edemezmiş siniz!
Sıkı durun: Bu silah tekelleri, aynı zamanda Suriye’deki savaşa silah tedarik eden şirketler! Dünyada savaşlarda, çatışmalarda kullanılan silahları bunlar üretiyorlar. Savaşları çıkarırken de kazanıyor, savaş sonunda ortaya çıkanı kontrol ederken de kazanıyor adamlar!
Bu bilgileri nereden öğreniyoruz?
2016 yılında, Avrupa Silah Ticaretini Durdurun İnisiyatifi ve Transnational Institute (TNI) tarafından Mark Akkerman imzalı yayınlanan bir rapor var, oradan. “Sınır Savaşları: Silah Satıcıları Avrupa’nın Mülteci Trajedisinden Kâr Elde Ediyor” isimli bu rapor, ikiyüzlülüğü görmek bakımından da önemli.
Bu rapora göre AB üyesi devletler, 2005’ten 2014’e dek, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya 82 milyar Euro’nun üzerinde silah ihracat lisansı sağlamışlar. Yani dünyada yaşanacak olası çatışmalardan kar elde etmek için, açıkça yatırım yapmışlar.
Ayrıca, çatışmaları körüklemek için provokasyonlar örgütlemişler mi diye de bir bakmak lazım.
Bunu yaparken diğer yandan da kendilerini bu çatışmaların sonuçlarından koruyabilmek için de tedbir almış adamlar. Avrupa’nın dört bir yanını güvenlik ağı ile örmek için kolları resmen sıvamışlar. Pes doğrusu!
ABD ulus ötesi enstitüden savaş karşıtıNiamh Ni Bhriain durumu şöyle açıklıyor: “Berlin Duvarı'nın yıkılışını kutlarken, gezegenimizde yaşayan en savunmasız insanları dışarıda tutmak amacıyla Avrupa genelinde bu kadar yeni duvarın inşa edilmesi trajik. Bu rapor, yeni duvar örme çağının, AB sınır siyasetini şekillendiren ve mali kazançlar elde eden güçlü bir askeri sanayi ve güvenlik endüstrisi tarafından yönlendirildiğini gösteriyor.”
Sonuç: Sadece Akdeniz’de beş yıl içinde ölen 15.826 göçmen var. Avrupa ülkeleri bu güvenlik şemsiyesi sayesinde mülteci sayısını 170 binde tutmayı başardılar. Zaten bu göçmenlerin 60 binini Yunanistan’da toplama kamplarında tutuyorlar.
İnsan merak ediyor, silah satmak için, güvenlik duvarları için, bu duvarları ayakta tutmak için harcanan bunca para, Orta Doğu’nun, Afrika’nın yoksul insanlarının yaşamlarını iyileştirmek için kullanılsaydı. Bu gün geldiğimiz noktada dünya, hepimiz için daha güvenli olmaz mıydı? Daha umutlu, daha huzurlu olamaz mıydık?
Bir de, insanın insana karşı doğrudan ördüğü sanal duvarlar var, Milliyetçilik gibi, ideolojik bağnazlık, inanç gettoları gibi… Bunları da konuşmak lazım kuşkusuz! Fakat konuşsan ne olacak, karşıt görüşte doğru yakalamaya açık kaç insan bulabilirsiniz çevrenizde? Böylesine sağırlaşmamız, gettolaşmamız, yine bu duvarlar sayesinde değil mi?
Günün sonunda ortaya çıkan şu:
Kapitalizmi bir türlü aşamadık, Kapitalizmin post modern süreçte aldığı yeni şekil içinde hep beraber çürüyoruz! Yaratılan onca felsefe, yaratıcı düşünce, bilim, sanat, teknolojik gelişme derken, dünyayı yaşamı getirdiğimiz yer işte burası!
Asıl anlamlı soru ise galiba şu: Peki böyle mi olmalıydı, nasıl yapsaydık bunu önleyebilirdik?
Kaynaklar:
Jon Stone, Avrupa Muhabir Askeri sanayi ve güvenlik endüstrisi", Berlin Duvarı'nın yıkılmasından 30 yıl sonra bile Avrupa'yı bölmekten kar sağlıyor. https://www.independentturkish.com/.
Nika Knight, Savaş Vurguncuları Şimdi Mülteci Vurguncusu da Oldu. http://www.agoradernegi.org/.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024