Alper GÖRMÜŞ
Cuma günü, istihbaratçı polis memuru Muhittin Zenit’in, Dink cinayetinden yaklaşık bir yıl önce, 15 Şubat 2006’da Trabzon Emniyeti’ne verdiği, “Dink mutlaka öldürülecek” raporunun Trabzon bölümünü ele almıştık. (Bu rapordan derlenen bir bilgi notu 17 Şubat 2006’da Trabzon’dan İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne gönderilmişti).
Savcı Yusuf Hakkı Doğan, 2006’da Trabzon emniyet müdürü olan Ramazan Akyürek’e, başta “Dink öldürülecek” bilgisi olmak üzere Zenit’in raporundaki ayrıntıların neden İstanbul’la paylaşılmadığını sormuştu. Akyürek ise cevaben, İstanbul’a gönderdikleri bilgi notunda yer alan “Dink’e karşı ciddi bir eylem yapacaklar” ibaresinin “öldürme” olarak anlaşılacağını düşünerek öyle yazdıklarını belirtmişti.
Savcı, geçtiğimiz hafta sorguladığı dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’e, öncelikle bir istihbaratçı olarak “öldürülecek” ibaresiyle “ciddi eylem” arasındaki farkı ve Zenit’in raporunun orijinaliyle kendilerine iletilen bilgilerin arasındaki öteki farkları nasıl değerlendirdiğini sordu.
Ahmet İlhan Güler bu soruya şu cevabı verdi:
“(...) Ses getirecek eylem ile ne pahasına olursa olsun öldürüleceği bilgisi arasında çok büyük fark var. (...) İstihbarat Daire Başkanlığına gönderilen yazıda öldürme eyleminin nasıl yapılacağı, yine eyleme giderken baz istasyonundan kurtulmak için telefon götürmeyecekleri, silahı köyden temin edecekleri yönündeki bilgiler bize bildirilmemişti, yani bize eksik bilgi verilmiştir ve bize bildirimde tespit edilenler arasında büyük nitelik farkı vardır.”
Neden Ankara’ya ‘nitelikli’ İstanbul’a ‘niteliksiz’?
Ahmet İlhan Güler’in sorgusunda vurguladığı gibi, Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü, Muhittin Zenit’in “Dink öldürülecek” raporuyla ilgili olarak Ankara’yı (İstihbarat Daire Başkanlığı’nı - İDB) ve İstanbul’u farklı düzeylerde bilgilendirmişti: Başında Ali Fuat Yılmazer’in bulunduğu İDB C Şubesi’ne gönderilen bilgi notuna Muhittin Zenit’in istihbarat raporu da eklenmiş, böylece cinayet planı ile ilgili her türlü bilgi Ankara’ya iletilmişken, bu rapor İstanbul’dan esirgenmişti. Bu da yetmemiş, raporun özetlendiği bilgi notunda “öldürme” fiili “ciddi eylem”e çevrilmiş, çok önemli ayrıntılara da bilgi notunda yer verilmemişti.
Savcı Yusuf Hakkı Doğan’ın bu fasılda merak ettiği konu, iki ili birden (Trabzon ve İstanbul) ilgilendiren bir istihbarat sorununda normal olarak koordinasyon görevi yapması gereken İDB C Şubesi’nin, elinde bu kadar ayrıntılı bir cinayet planı varken alarm durumuna geçip İstanbul’la iletişim kurup kurmadığıydı.
Ahmet İlhan Güler bu soruya kesin olarak “hayır” cevabı veriyordu:
“Trabzon’dan gelen Hrant DİNK’e yapılacak eylemle ilgili İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan kimse beni aramadı, bilgi vermedi, bu olayla ilgili İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan Şube Müdürlüğümüzden görevli herhangi arkadaşımız aranmamış ve bir yıllık süreç içerisinde yani Hrant DİNK in hakkındaki 17/02/2006 tarihli rapordan cinayetin işlendiği 17/01/2007 tarihleri arasında bana ve bizim şubemize herhangi bir bilgi verilmemiştir.”
Peki, İstanbul neden Ankara’yla, İDB C Şubesi’yle temasa geçmemişti?
Güler, savcının bu yöndeki sorusunu, kendilerine gönderilen “niteliksiz” bilgilerin bu şekilde davranmalarını gerektirmediği cevabıyla karşılıyor. Güler’e göre, şayet Muhittin Zenit’in raporu kendilerine de gönderilseydi ya da hiç değilse “öldürme fiili telaffuz edilseydi, davranış biçimleri çok farklı olacaktı:
“Bu durumda derhal Trabzon ile irtibata geçerdik, tehditin boyutları ve onların bilgisi dahilinde alınacak tedbirleri istişare ederdik. (...) Trabzon istihbarat Şube Müdürlüğü ve EGM İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü koordinesi ile değerlendirirdik.”
Trabzon da aramamış
Peki, başlangıçta İstanbul’a eksik bilgiler gönderen Trabzon İstihbarat Şubesi daha sonra İstanbul’a ilave bilgi göndermiş ya da telefon ve benzeri yollarla kendilerini aramışlar mıydı?
Savcı soruyor: Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin DİNÇ sizinle bir görüşme yaptı mı?
Ahmet İlhan Güler bu soruyu da “hayır” diye cevaplıyor:
“Hayır, Engin DİNÇ benimle Hrant DİNK olayı ile ilgili olarak 1 yıllık süre içerisinde hiçbir şekilde görüşmedi, karşılıklı herhangi bir yazışma da olmadı.”
(Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, İstanbul’a gönderilen bilgilerin “niteliksizliği” ile ilgili sorulara “Bu konuda en sağlıklı bilgiyi Engin Dinç” verebilir demişti. Dinç şu anda EGM İstihbarat Daire Başkanı... Bu tabloya bakarak, Engin Dinç’in vereceği bilgilerin çok önemli olacağını söylemek yanlış olmaz.)
‘İstihbaratı Celalettin Cerrah'a sunmadım’
Savcı Doğan’ın, kendilerine Trabzon’dan gönderilen istihbarat notu ile ilgili olarak Ahmet İlhan Güler’e sorduğu sorulara gelince... Bunlar temel olarak üç noktada toplanıyordu...
Birincisi: Aldıkları tedbirler, “öldürme” fiili kullanılmamış olsa da bilgi notundaki “ciddi eylem” ihbarının ciddiyetiyle uyum içinde miydi, mesela neden Dink’e “koruma” tedbiri uygulanmamıştı?
İkincisi: Kendisine Trabzon’dan gelen bilgi notunu İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Carrah’a iletmiş miydi?
Üçüncüsü: Trabzon’dan gelen bilgi notunda, Yasin Hayal’in izlenmesi istenen amcası Osman Hayal’in İstanbul’daki fırınına gidilmediği halde gidilmiş gibi tutulan raporla ilgili görüşü neydi?
Güler, birinci soruya yine “bilgilerin niteliksizliği” argümanıyla cevap veriyor, mevcut bilgilerle “koruma” için girişimde bulunulamayacağını savunuyor.
İkinci soruya gelince... Hayır, Trabzon’dan gelen bilgi notuyla ilgili olarak İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ı bilgilendirmemişti. Çünkü:
“Bu yazının içerdiği bilgi ve talep ve aynı zamanda geldiği makam yani şube müdürlüğünden geldiği için İl Emniyet Müdürü Celalettin CERRAH a sunulacak nitelikte olmadığını düşündüm, dolayısıyla bilgisine sunmadım, eğer Trabzon İl Emniyet Müdürü bu yazıyı gönderseydi ben o zaman mutlaka bizim müdürümüzün de bilgisine sunardım.”
(Savcı Doğan, bu savunmanın geçerli olup olmadığını geçtiğimiz hafta sorguladığı Celalettin Cerrah’a sormuş olmalı. Fakat polis ifadelerinin tersine, Cerrah’ın ifadesinden dışarıya hiçbir bilgi sızmadığı için, Güler’in bu konudaki izahını kabul edilir bulup bulmadığını bilmiyoruz.)
... Ve üçüncü soru: Güler, kendisine bağlı olarak çalışan iki polisin Osman Hayal’in fırınına gitmedikleri halde gitmiş gibi sonradan rapor tuttuklarına dair iddiaları reddediyor. Güler’e göre, istihbaratçıların o gün tuttukları ajandanın incelenmesi durumunda o gün oraya gittikleri anlaşılabilirdi.
Yılmazer F4 raporunu görmemiş olabilir mi?
O dönemde söz konusu raporun ulaştırıldığı iki noktadan biri olan İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi’nin müdürü olan Ali Fuat Yılmazer, sorgusunda ne Trabzon’dan gelen bilgi notundan ne de ekindeki F4 raporundan haberdar olduğunu söylüyor. Çünkü Yılmazer, o raporun C Şubesi’ne geldiği gün yurt dışına görevli olarak gitmiş, dört gün sonra dönmüştü. Yılmazer’e göre bir daha cinayete kadar bunlara dair hiçbir biçimde bilgilendirilmemişti.
Savcı Doğan, Ahmet İlhan Güler’in ifadesini alırken bunun inandırıcı olup olmadığını da sorguluyor... Güler’e göre bu savunma inandırıcı değildi. Çünkü raporun üzerinde “arz edildi” ifadesi vardı ve bu da raporun ya Yılmazer’e ya da onun yardımcısına sunulduğu anlamına geliyordu. Güler’e göre, yardımcısına sunulmuş ve o gün için görmemiş olsa dahi, konuya dair ileri tarihli başka raporlar C Şubesi’ne gittiğinde, bunlar kural olarak mutlaka önceki raporlarla birlikte sunulurdu şube başkanına... Yani o günlerde görmemiş olsa dahi daha sonra mutlaka görmüş olmalıydı.
Savcı Doğan, tam bu noktada böyle bir raporu hatırlatıyor:
“Kendisine Trabzon Emniyet Müdürlüğü yetkilileri tarafından düzenlenen 08/04/2006 tarih ve 10 nolu yardımcı istihbarat elemanı Mehmet KURT (Erhan TUNCEL) ile yapılan görüşme sonucu düzenlenen F4 raporu içeriği okundu, soruldu...”
(Ali Fuat Yılmazer’in bu konudaki savunmasını, öbür ifadeleriyle birlikte yarın ele alacağız.)
Cinayet günü: F4’ten yine bahis yok
Ahmet İlhan Güler’in savcılık ifadesinde verdiği bilgilerin en önemlisi, hiç kuşkusuz cinayetin işlendiği 19 Ocak 2007’de İstanbul’da yapılan toplantıya dair söyledikleri...
Güler, Muhittin Zenit’in 15 Şubat 2006’da Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’ne verdiği F4 raporundan ancak cinayeti izleyen günlerde haberdar olduğunu, çünkü cinayet günü dahi Ramazan Akyürek’in rapordan söz etmediğini iddia ediyor:
“(...) Bahsetmedi, bilgi vermedi ve hatta emniyet müdürümüz Celalettin CERRAH ısrarla ve defaten ‘Ramazan bu konuda senin herhangi bir bilgin var mı yok mu’ diye sormasına rağmen Ramazan müdür yok dedi ve hiçbir bilgi vermedi. Hatta iki gün boyunca hiç konuşmadı, daha doğrusu konuşmamayı tercih etti, hatta vali o zaman şaşkınlıkla bu nasıl istihbarat daire başkanı, hiçbir şeyden haberi yok şeklinde sitemi olduğunu biliyorum.”
Güler, benzer suçlamaları, F4 raporundan haberdar olduğuna emin olduğunu düşündüğü Ali Fuat Yılmazer için de öne sürüyor.
NOT: Bu mini dizinin bugünkü bölümünde Ahmet İlhan Güler’in yanı sıra Ali Fuat Yılmazer ve Sabri Uzun’un ifadelerinin de ele alınacağını duyurmuştuk. Ne var ki Güler bölümü tahminimizden uzun çıktı. O nedenle diziyi üç güne yaydık.
Yarın: Ali Fuat Yılmazer ve Sabri Uzun.
http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/istanbuldan-trabzon-ve-ankaraya-agir-suclama
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları










































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025