Ayhan ONGUN
Uzun zamandır ülke gündeminde olmasına karşın, özellikle de ulusalcı kesimin karşı çıktığı “yerel yönetimlerin güçlendirilmesi” önerisinin ne denli önemli ve yaşamsal olduğu son Gezi olaylarında bir kez daha ortaya çıktı.
Bilindiği üzere Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan Yerel Yönetimler Özerklik Şartını, Avrupa Konseyi 45 ülke içerisinden Türkiye’nin de dahil olduğu 42 ülke imzalayıp, onayladı. 31 ülke imzalarken bazı maddelerine çekince koydu. En çoğunu da 30 maddeden 10 una çekince koyarak, Türkiye yapmış oldu.
21 Kasım 1988 yılında şartı imzalayan Türkiye 9 Aralık 1992 tarihinde TBMM. de onaylamış ve 1 Nisan 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu çekincelerin konmasındaki en önemli kaygılardan biri “bölgesel özerklik” gelebileceği algısıydı. Oysa uluslararası hukukçular bu şartın içeriğinden böyle bir anlam çıkarılmasının mümkün olmadığını iddia etseler de dönemim hükümetleri toplumda oluşan bu yanlış algıdan kaynaklı olarak bu çekinceleri koydular.
Bu gün her ne kadar yerel yönetimler reformuyla bu çekincelerin büyük bölümü geçerliliğini yitirdiyse de 12 Eylül anayasasının ruhu ve gölgesi üzerinde durduğu için ülkemizde yerinden yönetim konusunda atılacak çok adımlar var.
Dikkat ederseniz, Gezi olaylarında başından sonuna kadar tüm açıklamalar İstanbul Valisi tarafından yapıldı. Kentte yaşayan insanların günlük yaşamlarını ve yaşam alanlarını düzenleme konusunda birinci dereceden muhatapları o kenti yöneten Belediye Başkanı olması gerekirken niye hep Vali muhatap oldu?
Varsayalım ki, Taksim meydanını yayalaştırma projesi ya da Gezi Parkını yeniden düzenleme konusunda bir çalışma başlatılacak.
Bunu kim yapacak?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi.
Bu konuda Büyükşehir Belediye Meclisinde görüşmeler yapılıp, kararlar alınıyor, uygulama aşamasında bu hizmetlerden doğrudan yararlanacak kent halkı yeterince bilgilendirilmediği için, geçmişteki benzer uygulamalara duyulan tepki ve itirazların birikimiyle halkın kentine sahip çıkma güdüsüyle bir direniş başlıyor.
Buraya kadar her şey normal ve yapılan protestolar gösteri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken olaylar.
Bu aşamada kenti yönetenlerle, kent halkı arasında bir sorun yaşanmışsa, yapılması gereken; yerel yönetimlerle yerel halk arasında bu soruna bir çözüm bulunması için gerekli girişim ve görüşmelerin başlatılması olmalıydı.
Ama öyle olmadı.
Her zaman olduğu gibi yine doğrudan devlet ve onun kurumları devreye girdi.
Valisi, emniyet müdürü, polisi, jandarması derken hiç de istenmeyen olaylar ve sonuçta bugün hala devam eden gerginlikler.
Oysa yerel yönetimler güçlü olsa, sözüm ona laiklik, cumhuriyetin temel ilkeleri vatanın bölünmez bütünlüğü gibi kaygılar üzerinden yerel yönetimler reformuna karşı çıkılmamış olsa öyle sanıyorum olaylar bu noktaya gelmezdi.
Gezi olayları bir kez daha göstermiştir ki; devlet yerel yönetimlerden elini çekmeli, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın uygulamaya konulmasıyla bir bölünme yaşanmayacağı, bunun federal bir yapı içermediği yurttaşlara doğru anlatılmalıdır.
Toplumda yaratılan bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi de ancak merkezi yönetimden yerel yönetime geçilmesiyle mümkün olabilecektir.
Şu günlerde Taksim dayanışma Komitesinin açıklamaları, aldığı kararlar ve uygulamalarla ilgili basında yer alan farklı bilgi ve algıların da nedeni kamu adına davrananların çoğu zaman “durumdan vazife çıkarma” tavırlarından kaynaklanıyor.
Kuşkusuz İstanbul herhangi bir il değil, Taksim’in de toplumda simgesel bir anlamı ve önemi var. Ancak tüm bunlara rağmen, bir kentte yöneticilerle, yurttaşlar arasında oluşacak bir anlaşmazlık ya da sorunun çözümü yine o kentin içinde çözülebilmeli.Eğer işin içine bakanlar, siyasiler ve hele de başbakan giriyorsa bu yurttaşların sorunu olmaktan çıkıyor, çok önemli bir “memleket meselesi “ haline geliyor.
O zaman da işin içerisine siyaset giriyor, iktidar mücadelesi, ideolojik kavgalar ve önyargılar giriyor, sorun çözülemez hale geliyor.
Yerel Yönetimlerin güçlendirilmesi işte bu nedenle çok önemlidir.
Yerel yöneticilerin, meclislerin doğrudan halk tarafından seçilmesine çekince koyar, devlet erkinin gücünü yerel yönetimlerde de uygulamaya koymasına imkan sağlarsanız bu tür olayları daha çok yaşarız.
Tüm siyasi partilerde “başkan ve adamlarının” adayları belirlediği bir siyasi partiler yasasını değiştirmek, seçim barajını düşürmek, katılımcı demokrasinin tüm alanlarda uygulanmasını sağlayacak yasal düzenlemeleri yapmak yerine; darbe anayasasının izlerini taşıyan bu yasalarla halkı yönetmeye çalışırsanız, bu ülkede ne terör sona erer, ne kalıcı bir barış sağlanır, ne de darbeciler ve darbe zihniyeti ortadan kalkar.
Yaşadığımız kentleri devletin valisi değil, bizlerin seçtiği yerel yöneticiler yani bizler yönetmeliyiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020