Ayhan ONGUN
Günlük yaşamımızda tüm davranışlarımıza yön verdiğini sandığımız aklımız, kimi zaman duygularımıza yenik düşüyor, kimi zaman egolarımız aklımızın önüne geçiyor, çoğu zaman da önyargılarımıza tutsak oluyor.
İnsanların özellikle de genç yaşlarda daha duygusal davranmasını anlamak mümkün.
Kişiliğimizin tan oluşmadığı ya da yeterli eğitim almadığımız dönemlerde davranışlarımızı egolarımızın belirlemesini de bir yönüyle kabul edebiliriz.
Ancak eğer, önyargılarımız aklımıza hakim olmuş ve irademiz dışında bizi ve davranışlarımızı yönetir hale gelmişse, burada sorunlu bir durum vardır.
Eksik bilgi tamamlanabilir, yanlış bilgi düzeltilebilir, zaman içerisinde düşüncelerimiz değişebilir ve hatta inandığımız, mutlak doğru kabul ettiğimiz ideolojilerimizde dönüşümler olabilir.
Ama önyargılarımızdan kurtulmak çok kolay olmuyor.
Bu önyargılar gözlerimizi kör, kulaklarımızı sağır edebiliyor.
Hem kendimize, hem birlikte yaşamak, paylaşmak zorunda olduğumuz insanlara yaşamı zehir etmenin ötesinde, yaşam kalitemizi de olumsuz etkileyebiliyor.
Önyargıların temelinde çoğu zaman eksik bilgiden kaynaklı şartlanmalar olduğu gibi, araştırma, sorgulama, analitik düşünme kültürümüzün olmayışı önemli bir etken.
Kendi bildiklerimizi mutlak doğru kabul edince de onun eksiklerini, hatalarını, zararlarını görme olanağımız da olmuyor.
Durum böyle olunca, bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi davranmayan, bize benzemeyen herkes; önce yabancı, sonra öteki, daha sonra da yok edilmesi gereken düşmana dönüşüyor.
Ötekileştirdiğimiz bu kişilere karşı önce bakışımız, sonra söylemlerimiz, devamında da ilişkilerimiz değişiyor.
Kin ve nefrete dönüşen bu ötekileştirme, aşağılama ve giderek yok sayma eylem ve davranış biçimi, bizi ne yazık ki; zaman içinde önyargılarımızın esiri haline getiriyor.
Oysa önemli olan bizim gibi düşünen değil, farklı düşünenlerle ortak paydada buluşabilmek, onları anlamaya çalışmaktır.
Ayrışan değil, örtüşen yanlarımızı öne çıkararak, ortak aklı bulmaya çalışmak dururken, ötekini alt etmeye dayalı bir yaklaşım; akıl sağlığımızı bozduğu gibi, içinde yaşadığımız çevrede ve insani ilişkilerimizde onarılmaz yaralar açabiliyor.
Sevgi, dostluk, hoşgörü gibi kavramların unutulmaya yüz tuttuğu toplumumuzda, bir birimizi anlamaya, dinlemeye, tahammül göstermeye yönelik çaba ve niyetleri arttırmadığımız sürece bu anlamsız kavgalar bitmeyecek.
Son günlerde giderek artan kutuplaştırma ve toplumu germe siyaseti, bu alandan rant devşirmeye çalışanların işine gelebilir ama tek umudu ve çıkarı barışta olan yurttaşları daha çok huzursuz ve mutsuz eder.
İktidar olmayı, çoğunluğun azınlığa tahakkümü gibi gören egemen çevreler de, çoğunluğun iradesine saygı gösterme duyarlılığını göstermeyen muhalifler de bu kavga ve çatışma ortamından sorumludurlar.
Ne yaptıkları yanlış uygulamalar ve çatışmacı siyaset tarzlarına bulmaya çalıştıkları uyduruk mazeretler yüzünden iktidar, ne de toptancı bir muhalefet anlayışına mahcup gerekçeler bulmaya çalışan iktidar karşıtları, bu sorumluluktan kurtulamayacaktır.
Toplumu böylesine karamsar, mutsuz, umutsuz bırakmaya hiç kimsenin ya da kurumun hakkı da yoktur, yetkisi de.
Bu kaos ortamından beslenmeye çalışanlara da, kaosun nedeni olanlara karşı da sessiz kalma, kabullenme lüksü olmayan bizler; barış, demokrasi ve özgürlük taleplerimizi ısrarla ve inatla sürdürmeye, bu uğurda mücadele etmeye mecburuz.
Bu mecburiyet, geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımıza karşı sorumluluğumuzun, vicdan sahibi bireyler olarak toplumsal görevimizin gereğidir.
Tüm kişisel beklentileri, grupsal ya da siyasi çıkar ve kaygıları, durmaksızın beyinlerimize şırınga etmeye çalıştıkları korkularımızı ve tüm bunlardan kaynaklı önyargılarımızı bir kenara koymanın,
Konuşmaya, dinlemeye ve anlamaya dayalı diyalog ortamını geliştirmenin,
Öteki olarak algıladığımız kişi ve gruplara karşı sevgiyle yaklaşmanın,
Bizim gibi olmayanlarla empati kurmanın, tam da zamanıdır.
Hiç vakit geçirmeden, kendi zihin dünyamızda bir yenilenmeye gitmek,
Çevremizde gelişen olaylara önyargısız, objektif, akılcı ve pozitif yaklaşmak,
Barış içinde, eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabilmenin ortam ve koşullarını oluşturmak için mücadele etmenin tam da zamanıdır.
Gelin hep birlikte bir ütopyayı gerçekleştirmek için yola çıkalım.
Sevgi, saygı, dostluk köprülerinden oluşan bir ihtimam toplumunu kurmak, zor ama imkansız değil .Koşulsuz bir barış için yüreğimizi ortaya koymanın zamanıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020