Ayhan ONGUN
Bir koca yılı daha geride bırakırken dönüp arkamıza baktığımızda öyle çok sorun bırakmışız ki, bu kadar sorunu nasıl çözeriz bilinmez!
Bu sorunlarla ilgili her gün onlarca yazı, makale okumuş, tartışma programlarında akademisyenleri dinlemişsinizdir. Sonuç olarak da çözüme ilişkin sizleri umutlandıran çok fazla şey olduğunu sanmıyorum.
Ancak şu son iki gündür hükümet çevrelerinden gelen bazı açıklamalar doğrusu beni umutlandırdı.
Bir yanda Dersim tartışmaları devam ederken, son günlerde gündemi hepten Fransa aldı. Ermeni soykırımını inkar edenlere ceza uygulanmasını öngören teklif, Fransa parlamentosunda 39 kişinin oyuyla kabul edildi.
Hani bir söz vardır.”camdan evde oturanlar, başkalarına taş atmasınlar.” Kuşkusuz Sarkozy’inin yaptığı kabul edilebilir bir durum değil. Ancak, bu durum geçmişte Osmanlılar tarafından Ermenilere yapılanları haklı kılmaz ki! Fransızların ya da başka ülkelerin yaptığı kendi ayıbı, ya bizimkisi?
Adına soykırım demeyin de, “katliam deyin, kötü muamele deyin, zorbalık ya da tehcir deyin”, ne fark eder! Sayı Orhan Pamuk’un söylediği gibi 1.5 milyon değil de Talat Paşa’nın dediği gibi 924 bin olsun. Ya da biraz daha az söyleyelim 200 bin olsun, ne değişir.
Yapılan kötülüğün adı ya da sayısı, yapanı mazur gösterebilir mi?
Dersim olayında öldürülen kişi sayısı daha az olmasına ve muhalefetin bu konudan siyasi rant elde etme çabalarına rağmen başbakanın devlet adına çıkıp özür dilemesi ne kadar anlamlı ise, Ermenilere yapılanları inkar etmek de bir o kadar anlamsızdır.
Adına ne derseniz deyin, tehcir sırasında insanlar ölmüş, öldürülmüş, tecavüze uğramış, aç-susuz kalmış, mallarına el konulmuş, kısacası mağdur edilmiş mi?
Bence önemli olan budur ve isterse bir kişi için bile bu yapıldıysa suçtur ve gereği yapılmalıdır.
Aynı durum Türkiye de gerçekleştirilmiş faili meçhul suçlar için de geçerlidir. Susurluk’ tan Ergenekon’ a uzanan süreçte tüm karanlık olaylar ve suçlar aydınlatılmadan Türkiye de gerçek anlamda bir demokrasiden söz etmek mümkün değildir.
Asıl söylemek istediğim konuya gelirsek;
Önce Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç çıktı şunları söyledi:” Kürt halkına bilgi, eğitim, dil, kültür ve kimlikle ilgili tüm haklarını vereceğiz.” Daha da önemlisi devamında söyledikleriydi.”tüm bunları çıkarıp cebimizden vermeyeceğiz, bu zaten onların hakkıdır.”
Gerçekten çok cesur ve yerinde bu açıklama ne yazık ki, Fransa tartışmaları arasında gerekli ilgiyi göremedi.
Bu açıklamaya tepki MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli ve PKK Karayılan kanadından geldi.
Şimdi düşünün, bunu söyleyen kişi, sıradan biri değil. AK Partinin ağır toplarından ve hükümette Başbakan yardımcısı.
Bir başka Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da bir açıklama yaparak; yeni bir demokrasi paketi üzerinde çalıştıklarını, başbakanın bunu en geç şubat ayında kamuoyuna açıklayacağını söylüyor.
Şimdi sormazlar mı insana!
Şimdiye kadar neredeydiniz, ülkedeki tüm sorunların çözümü için böyle bir kararlılığı niye şimdiye kadar göstermediniz?
Siz bunları yapın da Fransa isterse senatosundan da geçirsin o kanunu. İsterse tüm AB ülkeleri karşı tavır alsınlar, ne yazar!
Bizim için önce kendi yurttaşlarımız önemli. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Ermenisi, Rumu, bu coğrafyada yaşayan hangi din ve ırktan olursa olsun tüm insanların eşit yurttaşlık temelinde özgürce yaşayabileceği bir ortamın yaratılmasıdır önemli olan.
2011 yılı gerçekten de siyaseten çok hareketli ve olaylı geçti.
Ergenekon, Balyoz, Susurluk, Odatv,Hrant Dink, şike davaları, faili meçhullerle ilgili yeni bilgi ve bulgular, KCK operasyonları, gazetecilerin tutuklanmaları, tutukluluk süreleri üzerine yapılan tartışmalar, derken bir yılı daha geride bırakıyoruz.
Tüm bu karanlık tabloya rağmen doğrusu iki başbakan yardımcısının, Bülent Arınç ve Beşir Atalay’ın son üç günde yaptıkları açıklamalar beni 2012 için umutlandırdı.
Bu hükümet ya bu sorunların üzerine kararlı ve güçlü biçimde gidecek, ya da iktidar ömrünü tamamlayıp, geçmişte ANAP örneğinde olduğu gibi yok olup gidecektir.
Her ne kadar hala oyları artıyor görünse de bunun en önemli nedeni, halkımızın AK Partinin her şeye rağmen demokratik dönüşümleri gerçekleştirebileceğine olan umudu ve karşısında güçlü bir muhalefetin olmayışıdır.
Muhalefet deyince yalnızca mecliste temsil edilen partileri anlamak gerekmiyor. Bu ülkede toplumsal muhalefet ve sessiz çoğunluk günü geldiğinde bu iktidara da gereken dersi verecektir.
Ben her şeye rağmen son günlerde yapılan bu son açıklamaların gereğini hükümetin yerine getirmek için çaba göstereceğine inanmak istiyorum.
Ancak o zaman bu güzel ülke barış içerisinde, yaşanır bir ülke haline gelir, özgür ve demokratik bir ülkede yaşıyor olmanın hazzını ve mutluluğunu tadarız.
Yeni yılın tüm insanlığa, yurttaşlarımıza huzur, mutluluk ve barış getirmesi umut ve dileğiyle…………..
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020