Demiray ORAL
Telefonumun ekranında “annem” yazıyordu sabahın köründe.
Nabzım yükseldi, hayırdır inşallah deyip açtım.
“Gazeteciler manşet haber yapınca özel prim alıyormuş, sen niye hiç almadın muhabirken oğlum” diye soruyordu.
Nabzım düştü. Genelde olduğu gibi bilgi kaynağını “bir arkadaşın oğlu anlatmış” diye açıklayacağını zannedip, “Ben pazarlamacı mıyım ki annecim, işimi yaptım diye neden fazladan tencere tava satmış gibi para alayım, kim söylüyor bunları?” dedim gülerek.
Fakat annemin kaynağı meğerse tekaüt Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’miş (sabah gazetesini açıp, “Işık Koşener Volume-2”nin içeriğini okuyunca “ah benim salak oğlum” kıvamında sarılmış telefona).
Nabzım tekrar yükseldi.
Bugüne dek yaptığımız telefon muharebelerinde “bir arkadaşının oğlu”ndan aldığı bilgiyi bile çoğu zaman çürütemediğim annemi şimdi arkasına koskoca komutanı almışken ikna etmemin imkânsızlığını bildiğim için uzatmayıp, “şarjım bitmek üzere”ye başvurdum.
Gazeteleri almak üzere yola düştüğümde ise, “flaş” haberleri annemden duymanın hafif mahcubiyetiyle, “gündem” denen canavardan kendimi nihayet araklamış olmanın tarifsiz neşesi arasında gidip geliyordum (aslında yazıya tamamen bu son cümle üzerinden devam etmek için sonsuz bir istek duyuyorum, fakat sizi pek ilgilendirmez sanırım. O nedenle ruh halimin bu halini Bodrum günlüğüme yazmaya bırakıp sadede geliyorum).
Işık Koşaner’e ait olduğu iddia edilen, fakat yayınlanmasından bu yana günler geçmesine rağmen kendisi tarafından ne yalanlanan ne de doğrulanan, bu nedenle artık hangi ifadeyi kullanmam gerektiğini bilemediğim ses kaydının ikinci bölümünün mahiyetini okudum.
İlk hissiyatım, seyrettiği devam filminin (Rambo-1, -2... misali) birinci ve ikincisini karşılaştıran izleyici gibi, ilk iki konuşmayı karşılaştırmak oldu.
Genelde devam filmlerinden ilki acayip başarılı, heyecanlı filan olur; ikincide ve sonrakilerde ise vasatlık diz boyudur.
Işık Koşaner-1 ve -2 adlı yapıtların her ikisi de birbirinden başarılı bu manada.
Tempo hiç düşmüyor, itiraf, skandal ve rezalet duygusu seyirciyi hep diri tutuyor. Her iki yapıt da baştan sona kadar gayet akıcı. Bu nedenle sıcak yaz günlerinde sadece bu türü sevenlerin değil diğer türlerin izleyicilerinin kaçırmaması gereken eserler çıkmış ortaya.
Misal tekaüt komutan bizim meslek için diyor ki, “Gazeteci dediğin anasını bile satar onu oraya haber diye koyar. Çünkü onun için en önemli şey haber bulmak gazeteye koymak. Para alıyor çünkü. Bir de manşete çıkarsa haber primi de varmış. Manşet oldun diye. Onun için basından uzak durun.”
Gazeteci tayfasının nasıl tepki vereceğini merakla beklediğim bu laflar için ben son derece şahsi düşündüm öncelikle: Neyse demek ki annem bana güveniyor da, “oğlum haber için beni bile satar mısın” diye sormadı. Sadece para pul işlerinde hafif tertip saf olduğumu bildiğinden “bak gördün mü yine kandırdılar bizimkini, senelerce manşet haberler yaptı beş kuruş bile almadı” duygusuyla telefona sarıldı...
Her neyse, biz gelelim Balyoz’la ilgili bölüme.
Işık Koşaner’e ait olduğu iddia edilen ve bu iddia Koşaner tarafından hâlâ yalanlanmayan ses, Balyoz’la ilgili tüm belgelerin imha edildiğini, bu nedenle olay patlak verdiğinde Genelkurmay’ı, 1. Ordu’yu, Kara Kuvvetleri’ni her yeri araştırıp, “Balyoz malyoz hiçbir şey bulamadıklarını” anlatıyor (Hâlbuki Gölcük Donanması’nın parkelerini kaldırsalar malyozu bilmem ama Balyoz’u elleriyle koymuş gibi bulurlardı).
Asıl dikkatimi çeken konuşmanın devamı oldu: “Şimdi bizi üzen taraf arkadaşlar 1. Ordu’da her şeyimizi çaldırmışız, seminerle ilgili neyimiz var neyimiz yok çaldırmışız, yetkisiz kişilere ulaşmış, konuşmalarımız dâhil. Esas rezalet bu. Maalesef namerdin eline malzeme vermişiz.”
Müsaadenizle tercüme edeyim: Balyoz darbe planlarının Genelkurmay gazetecisi olmayan gazetecilerin (yetkisiz kişiler) eline geçmesine engel olamadık ve bu namertler de darbe soruşturmasının başlamasını neden olan haberleri yaptılar.
Tabii ortada “yetkisiz kişiler” olarak adlandırılan birtakım namert gazeteciler olduğuna göre doğal olarak tam tersi de mevcut olmalı diye düşünüyor insan.
Yani namert olmayan, darbe planları eline geçse de (ya da geçtiyse bile) haber yapmayacak olan birtakım gazeteciler (yetkili kişiler).
Herhalde onlar Balyoz’u değil malyozu yazmayı tercih ediyorlar senelerdir.
Onların, yani malyozcuların kimler oldukları söylenmemiş maalesef ses kaydında.
Gerçi devam filmlerinden hiç haz etmem ama kimbilir belki “Volume-3”te onları da öğreniriz.
Ya da en iyisi malyozcu gazetecileri de herkes otursun kendisi bulsun.
Her şeyi de Işık Koşaner’den beklemek olmaz ki canım...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- GGŞEÖ üyesiyim
31.05.2015 - Peki aslında hangi takımı tutuyorsun?
23.09.2014 - Ne öğrendik bütün yaşadıklarımızdan?
13.06.2014 - Kaybederken kazanmak
2.04.2014 - Cemaat’in maksadındaki gaye!
16.02.2014 - İnadına ‘L’amour’ diyen adam bizimkilerin ahlakını bozar mı?
13.01.2014 - Kimdir bu “hukuk devleti” adlı arkadaş?
6.01.2014 - “Son taarruz”dan sonraki gün
29.12.2013 - Olan biten üzerine serbest stil…
19.12.2013 - Eyyy ahali, Romalılar, uzaylılar…
11.11.2013
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Ad Soyad Giriniz...
sayın hilal kaplan, sizin gibi vicdan sahibi insanlar var oldukca bir gün mutlaka özlediğimiz adalet gelecektir.
nihat
Sayın Arınç Türk dili medeniyet dili ise neden çocuklarınızı ilginizce öğrensinler diye İngiltereyse gönderiyorsunuz...?