Demiray ORAL
Memleketin gündemini benim diyen aksiyon filmine değişmem doğrusu.
Geçen hafta arkadaş marifetiyle sinemaya götürülüp John Le Carré’ın kitabından uyarlananKöstebek filmini izledim. Soğuk savaş, istihbarat servisleri, ajanlar, ayak oyunları ne ararsan var...
Ama sıkıldım yine de, “bizimkilerin” Ankara-İstanbul hattında çevirdiği filmin yanında acayip sönük kaldı. Eve dönüp hemen ekranın karşısına geçtim, kaldığım yerden izlemeye devam ettim.
Zaten bir şey kaçırmaya imkân yok, çıkan kısmın özeti her daim ekranda. Neticede boşuna dememişler“Televizyon gibisin kardeşim hep aynı şeyleri söylüyorsun” diye (Demişler miydi böyle bir şey?).
Düzenli olarak aşırı dozda gündem almanın da bir kafası var tabii.
Daha önce olan biteni unutuyorsun.
Neyse ki yüce Türk yargısı var...
Yargı bir karar verip, vicdanımızı bir kez daha zıplatıyor, biz de sayesine hafızamızın “yeniden başlat” tuşuna basıp unuttuklarımızı hatırlıyoruz.
20 şubat pazartesi günü (yani sizin için bugün oluyor) Engin Çeber davası yeniden başlıyor.
Hani dergi dağıtırken polis kurşunuyla 19 yaşında felçli kalan Ferhat Gerçek’i vuran polislerin tutuklanması için basın açıklaması yaparken gözaltına alınıp, önce Sarıyer Karakolu’nda sonra da Metris Cezaevi’nde işkence görüp hayatını kaybeden genç.
Hani böyle durumlarda yapması gereken özür dilemek değil istifa etmekken, dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin işkenceden dolayı özür dilediği için manşetlere koymalara doyamadığımız vaka.
Engin Çeber davasıyla ilgili yargıdan iki ayrı haber geldi son dönemde.
İlk karar “Engin Çeber yaşasaydı bile asla pembe panjurlu bahçeli bir evi olmayacaktı”minvalindeydi.
Ailesinin açtığı tazminat davasında, Yargıtay’ın kabul ettiği 1931 tarihli hesaplama metoduna göre öldüğünde 29 yaşındaydı, olsa olsa 60 yaşına kadar yaşardı, işsizdi, kıldı tüydü derken Çeber’e biçilen maddi değer 36 bin 270 lira olarak belirlendi.
Bu hususta bir şey söylemek istemiyorum çünkü yasaları ihlal etmeyen “serinkanlı” laflar etmem mümkün görünmüyor. Onun yerine bu acıdan sonra çocuklarını da alıp İngiltere’ye yerleşen Engin Çeber’in babası Ali Tekin’den vaziyeti özetleyen bir alıntı yapayım: “Ben ülkemi seviyorum, burada güneşe hasretiz. Türkiye’de hukuk ve adalet olduğuna inansam zaten burada yaşamam.”
Oğlu işkencede ölmüş bir baba olduğu için söylemiyor sadece bunları. Diğer iki oğluna da polis “Bunlar da terörist. Bunlar da dergi satıyor mu?” diye tacizde bulunduğu için, soyadını değiştirip “Tekin”yapmak zorunda kaldığı için ve son çare olarak kalan çocuklarını korumak amacıyla İngiltere’ye yerleştiği için söylüyor aynı zamanda.
Engin Çeber davası memleketin işkence gerçeğini belgelediği için özel bir örnek.
Toplam 60 sanık var ve bunlardan dokuzu yerel mahkemede çeşitli cezalara çarptırıldı. 51 sanık ise ya beraat etti, ya da cezaları ertelendi.
Ceza alanlardan dördü, Çeber’i “işkence neticesinde öldürdüklerine” karar verilen infaz koruma memurları. Mahkeme ne yaptı biliyor musunuz? Bu dört kişiye önce ağırlaştırılmış müebbet cezası verdi, sonra duruşmalarda kravat takıp, konuşurken elleri önde durdukları için (“iyi hâl”), bu cezayı müebbet hapse çevirdi.
Bir insanı işkenceyle öldürenlere “iyi hâl indirimi” yapmak sanırım literatüre geçmeyi hak eder.
Devam edelim... Peki, sonra ne oldu?
Dosya, mahkemenin bu kararından itibaren tam yedi ay Yargıtay’a gönderilmedi (Neden diye sormayın, bilen yok!)
Yargıtay’ın önüne geldikten sonra da dokuz ayda karar çıktı. Bu dokuz ayda da Yargıtay davanın esasına girmeyip sadece bir usul hatasını saptadı ve kararı “usulden” bozdu.
Yargıtay’ın bu bozma kararından da beş ay sonraya, 20 şubata yani bugüne duruşma günü verildi.
Bu süreleri vurgulamamın sebebi şu: Geçen tüm bu zaman içinde, sanıkların “zamanı aşmalarına”epey az kaldı.
Engin Çeber’in işkencede öldürülmesinin üzerinden üç sene dört ay geçti. Şimdi dava sil baştan başlayacak ve eğer bir sene altı ay içinde bitirilmezse sanıkların hepsi tahliye olacak.
Çünkü CMK’ya göre sanıklara atfedilen suçun en uzun tutukluluk süresi beş sene.
Böylece, mahkemenin Engin Çeber’i işkenceyle öldürdüklerine karar verdiği dört infaz koruma memuru da, işkence yaptıklarına karar verilen üç polis de, Çeber için “işkence görmemiştir” raporu veren cezaevi doktoru da elini kolunu sallayarak aramızda dolanacaklar.
Pardon! Memlekette işkence “münferit” olduğuna göre, artık münferit münferit dolanırlar aramızda!
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.05.2015
23.09.2014
13.06.2014
2.04.2014
16.02.2014
13.01.2014
6.01.2014
29.12.2013
19.12.2013
11.11.2013