Ferhat KENTEL
Bizim memlekette, ara sıra canlanan acayip bir ciddiyet, hatta daha kesin bir ifadeyle söylersek, “ağır ağbi” takıntısı var. “Mühim” adam olarak görünmeye çalışan küçük ağbiler bazı kurbağa cinsleri gibi kendilerini şişirerek etrafları üzerinde etki yaratmak ve iktidar kurmak istiyorlar.
Bu takıntı muhtemelen bir yandan devletin “asker millet” ideolojisi ile, diğer yandan ataerkil yapıların cemaatleri koruma dürtüleriyle örülüp, zamanımıza kadar farklı evrelerden geçip gelmiş olabilir.
Kökenleri herhalde oldukça karışıktır ama Yalova’nın kralı olarak nam salmak isteyen vali efendinin sakal-bıyık-kıyafet takıntısı, sağa sola mühim adam ayarları çekmesi bu “ağır ağbi” takıntısının kravat bağlanmış ve devlet içindeki versiyonuna tekabül ediyor.
Ağır ağbi valinin bir öğretmenin ölümüne sebep olan davranışı bende epey eski duyguları harekete geçirdi. Mesela Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde hemen 80 darbesi sonrasında yüksek lisans yapmaya çalışırken (80 sonrası YÖK’üyle birlikte nasıl yüksek lisans olacaksa!) yaşadığım küçücük bir olay... Bir arkadaşımla fakültenin bir koridorunda ellerim cebimde yürürken, aniden odasından dışarı çıkan Bülent Daver adlı (sanırım oldukça namlı bir adamdı o zamanlar) bir hocadan yediğim fırça aklımdan hiç çıkmadı. Mühim-adam-hoca mealen, “Utanmaz terbiyesiz hayvan herif! Çıkar ellerini cebinden saygısız herif!” gibi kelimelerden oluşan bir bağırtı yolladı bana doğru... Tabii ki sesim soluğum çıkamadı o zaman; ama kravat, tıraş ve ağır ağbi nağmeleri gibi aksesuarlarla pek bir halt olunamayacağını düşünmemde ve o cinsten olmamaya karar vermemde sanırım o günkü bağırtının çok etkisi oldu.
Daver efendi, topluma sürekli ayar veren devletin bir küçük modeli ya da eşantiyonuydu aslında. Dış görünüşü esas alan, insan derininde saygı ve sevgi ilişkisi kurmak konusunda bir bilgisi olmayan, bilgisi olsa bile bunu becermek için zerre kadar inceliği ve gücü olmayan; kaba saba bir “olunacak diyorum; ol!”, “sevilecek diyorum; sev!” diye emir verebilen bir devlet ve onun çömez taklitlerinden biri...
Devlet kendisine nasıl hiç güvenmiyorsa, nasıl bütün şişinik hallerine rağmen basbayağı korkak ve kompleksli ise, bu taklit ağır ağbiler de aslında kendilerine hiç güvenmiyorlar. Fakat bu ağır ağbiler, etraflarında “Aman da aman! Nasıl da güzelmiş, nasıl da yiğitmiş benim kahraman erkek ağbim!” diyen ve o ağbi vasıtasıyla “zincirleme ağır ağbi tamlaması” yaşayan küçük taklitler sayesinde güvensizlikten sıyrılıp ego patlaması yapabiliyorlar. Devlet dediğimiz aygıt, tam da hastalıklı bir “bu dünyaları ben yarattım” ruhu taşıyan bu irili ufaklı ağbiler vasıtasıyla aynı mantıkla sürekli olarak yeniden üretiliyor.
Bu ağbiliğin şimdiki devlet ve uzantıları içindeki versiyonda da kendisini çok mühimseyen, çok ciddiye alan bir damar var. Hatta belki de şu sıralarda en çok görünen damar bizzat bu “mühim hal”; yani güvensizliği örtmeye çalışan bir hal... Bu versiyon içindeki neredeyse herkes neredeyse her şeyi hayat memat meselesi olarak görüyor. Düne kadar bu hayat memat meselelerinin en başında “paralel” örgüt dedikleri Gülen cemaati vardı. Seçimler yaklaştıkça, kurdukları korku dolu “jakoben” cephe, kendi devamlılıklarını en çok sarsma potansiyeline sahip olan HDP’yi hedef almış durumda.
Çünkü herkes gibi onlar da biliyor ki, “demokratlık” iddialarıyla alâkası olmayan ve tartışmaktan buram buram kaçtıkları barajı eğer HDP geçerse, onlar için sonun başlangıcı olabilecek.
Bugünlerde bütün devlet ve uyduları, en akademik dillisinden en pespaye savaşçısına ve trolüne kadar hepsi, hep beraber HDP’ye vurmaya çalışıyorlar. En ılımlısından en radikaline kadar hepsi devlet ağzıyla, ağır ağbi ağzıyla HDP’nin kılık kıyafetine, sakalına bıyığına, cebindeki eline müdahale ediyorlar.
Çünkü kendileri devlete girdikçe devlet gibi oldular; “ağır ağbi” oldular.
(BasNews)
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Hüsran Yaşayanlar İçin Yaşasın Düşman!
9.07.2024 - “Min selamûn kalben li Filistin!”
16.04.2024 - Ayasofya’dan Ram tapınağına ihtişam ve erkeklik
5.02.2024 - Siyaset asla sadece siyaset değildir
12.07.2023 - Özgürlük mücadelesi ve devlet tapıncı…
24.01.2023 - Bağlılık savaşında duyguları yaratmak
26.11.2021 - 2021’de sivil toplumu yeniden düşünmek
2.05.2021 - İrrasyonel çağ – duygusal aidiyetler
16.04.2021 - Erkeklik ve din
10.10.2020 - On yıl sonra “yetmez ama evet”
9.09.2020
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























abuzer şahin
Bende bu sorunları yıllar önce yaşadım. Yasaklamaların ne olduğunu çok iyi bilirim. İnancı ortadan kaldırırsanız vahşi canavarlar yetiştirirsiniz. İslâm dinî yüce bir dîndir. Maalesef biz kıymetini bilmiyoruz. Allah ırkçılığın her çeşidini yasak etmiştir.
Onur Dinçer
Ne zamandır bu kadar samimi bir gazete makalesi okumamıştım. Teşekkürler Ahmet Ay beye.
MEHMET MEZHER
SON ZAMNLARDA OKUDUĞUM EN GÜZEL YAZI. TEŞEKKÜR EDERİM.
Hasan Ülküm
Diyarbekir Çanakkalein öz be öz kardeşidir ve İnşaAllah öyle kalmaya devam edecektir. Dünya gerçeklerine baktığımız zaman, buna mecbur olduğumuzu görüyoruz. Hatta dedelerimiz bunu ta ruhlarında hissetmişler... Benim dedelerim Ağrıdan Ermeni zulmünden kaçarken, Ermenistan veya başka yere değil, Türkiye topraklarına sığınmışlar ve orada 3 kardeşin 2 si bu vatan uğruna şehid olmuş. Biz bize mecburuz. 1000 yıllık tarihi beraber yaşamış insanların kopması zor hatta imkansızdır diye düşünüyorum.
İdris Kaçmaz
Selamunaleyküm.Önce bizi İslam diniyle şereflendiren Cenabı ALLAHa şükürler olsun.bizi müslüman olarak yaratıp bizi ezelden kardeş olarak ilan etmiş.Bunu anlamakta zorlananların aklına şaşarım,Bu kardeşliğimize fitne,fesat sokanlaradan Cenabı ALLAH hesap sormayacaklarınımı zannediyorlar,ALLAH kötülerin şerrinden bütün kardeşlerimizi muhafaza etsin Saygılarımla....
Tahsin Ünal
Kardeşim. Allah için çok net ve doğru yazmışsın. Seni yürekten kutluyorum. İnşaallah bu toplumda karşılığını bulmuştur. Selamlar.
Hasan Ülküm
Tamamen katıldığım ama bazı istisnaların varlığını da inkar etmediğim güzel tesbitler. Kuran-ı Kerimin , taşınması okunup okutulmasının yasaklanmasında, Türk, Kürt ayrımı yapılmadı. Minarelerden, insanları,Türkiyenin her yerinde "Ulutturdular" Darağacında bir hiç uğruna asılan yok edilen, bilhassa Ulemanın hepsi Kürt değildi ve çoğunluğu Türkdü. 12 Eylül de asılanlar, öldürülenler de böyle. Dil hususuna da kısmen katılıyorum; çünkü Osmanlıcanın yok edilmesi ile bir kültür tamamen yok edildi
Ad Soyad Giriniz...
Elinize dilinize küvvet,ALLAH sizden razi olsun.hislerimize tercuman oldunuz..
Ad Soyad Giriniz...
Çok güzel bir yazı teşekkürler. Evet bunlar yaşandı. Bunların daha acısını yaşayanlar da olmuş duyduğum anlatılan kadarıyla. Ben lisedeyken arkadaşım beni aşağılamak niyetiyle kürtmelez gibi birşey demişti. Bi o zaman kürt olmanın ayıp birşey olup olmadığını düşünmüştüm. Ama dilimle mutluyum. Bölmeyi kimse başaramayacak Allah in izniyle
dffds
sfdsfddfdsfdsd