Gülay GÖKTÜRK
Kürtçe ve matematik
25.02.2013
3596
Kürtçe ve matematiğin ne alakası var diyeceksiniz...
Çok alakası var. İkisi de birer dil... Kürtçe dünyada 40 milyon civarında insan tarafından konuşuluyor (Kemal Burkay'a göre) matematik ise, bütün dünya milletleri tarafından konuşulan evrensel bir dil...
Şimdi konumuza gelelim:
2012-2013 öğretim yılına ait seçmeli ders tercihlerinin dağılımı açıklandı. Türkiye çapında matematik dersini seçenlerin sayısı 783 bin küsur olmuş. Yaşayan diller ve lehçeler dersini (yani Kürtçeyi) ise sadece 28 bin küsur öğrenci seçmiş...
Kaba bir hesapla, Kürtlerin genel nüfus içindeki payını yüzde 15 olarak kabul edersek ve aynı oranın 18 yaş altı grupta da geçerli olduğunu varsayarsak; 16 milyonluk toplam öğrenci kitlesi içinde 2 milyon 400 bin Kürt öğrenci olduğunu söyleyebiliriz.
Demek ki, 2 milyon 400 bin Kürt öğrenciden sadece 28 bini seçmeli Kürtçe dersi almış... Yüzde kaçı olduğunu siz hesap edin...
İşte ben buna evrensel olanın yerel olanı "ayaklar altına alması" derim...
Baskı kalkınca önem de azalır
Bu istatistik okullara Kürtçe seçmeli ders konulmasının gerekliliğini de önemini de hafifletmez. Anadilde eğitim imkânı sağlanmasının acilen karşılanması gereken temel bir hak olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmaz. Bu istatistik bize sadece, milliyetçi siyasetçilere inat, Kürt çocukların da, Türk çocukların da gözlerini evrensel olana diktiklerini, etnik kimliklerini ne kadar önemserlerse önemsesinler, geleceklerini "dünya vatandaşı" olmak üzerine kurduklarını gösterir.
Türkiye'de Kürtlük gibi, Türklük gibi, Alevilik gibi etnik ve dini farklılıkların bunca yıldır yok sayılmasının, etnik kimliklerin anlam ve önemini hak ettiğinin çok ötesinde büyüttüğünün, bu farklılıkların ifade edilmesine ve yaşanmasına özgürlük tanınmadan, gerginliklerin de yok olmayacağının bilincindeyim. Ama öte yandan adım gibi biliyorum ki, en fanatik kimlikçi olan devlet bu hastalığından kurtulduğunda, her türlü etnik ve dinsel kimlik üzerindeki baskılar kalkıp meşruiyet kazandığı anda artık ne Anayasa'daki vatandaşlık tanımının nasıl yapıldığının bir önemi kalacak; ne de Hakan Şükür'ün Arnavutluğunun ya da Türklüğünün... O zaman, mahkemeye düşen ve aslında Türkçesi Kürtçesinden iyi olan Kürtler "ille de tercüman" diye tutturmayacak, "Diyarbakır mı, Amed mi" inatlaşması son bulacak, bütün bu meseleler yumuşayacak ve hak ettiği öneme inecek.
Kimlik ve kişilik
Farklı dini, etnik ya da milli grup ve cemaatler ancak özgür bir biçimde varolabildikleri zaman kendilerini katı kimlikleri içine hapsetmeksizin; değişmekten korkmaksızın farklı kültürlerle zengin bir iletişim içine girebilir; bu süreçte hem kendileri değişir hem de başkalarını değiştirirler. Her kültür, içinde taşıdığı olumlulukları ve güzellikleri insanlığın elbirliğiyle oluşturduğu o muazzam puzzle'a katıp onu biraz daha büyütürken, kendi olumsuzluklarından ve zaaflarından da arınır.
Böyle bir ortamda insanlar kendilerinin seçmediği, dolayısıyla değiştiremeyeceği kimliklerle öğünmek ya da yerinmek yerine; hem bütün o kimliklerin hem de onların üstüne eklediği bireysel niteliklerinin bir hercümerci olan, emek vererek, ter dökerek ilmik ilmik dokuduğu kişiliğiyle çıkar dünyanın karşısına.
Ve inanın, dünya o zaman çok daha zengin bir yer olur.
Şimdi konumuza gelelim:
2012-2013 öğretim yılına ait seçmeli ders tercihlerinin dağılımı açıklandı. Türkiye çapında matematik dersini seçenlerin sayısı 783 bin küsur olmuş. Yaşayan diller ve lehçeler dersini (yani Kürtçeyi) ise sadece 28 bin küsur öğrenci seçmiş...
Kaba bir hesapla, Kürtlerin genel nüfus içindeki payını yüzde 15 olarak kabul edersek ve aynı oranın 18 yaş altı grupta da geçerli olduğunu varsayarsak; 16 milyonluk toplam öğrenci kitlesi içinde 2 milyon 400 bin Kürt öğrenci olduğunu söyleyebiliriz.
Demek ki, 2 milyon 400 bin Kürt öğrenciden sadece 28 bini seçmeli Kürtçe dersi almış... Yüzde kaçı olduğunu siz hesap edin...
İşte ben buna evrensel olanın yerel olanı "ayaklar altına alması" derim...
Baskı kalkınca önem de azalır
Bu istatistik okullara Kürtçe seçmeli ders konulmasının gerekliliğini de önemini de hafifletmez. Anadilde eğitim imkânı sağlanmasının acilen karşılanması gereken temel bir hak olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmaz. Bu istatistik bize sadece, milliyetçi siyasetçilere inat, Kürt çocukların da, Türk çocukların da gözlerini evrensel olana diktiklerini, etnik kimliklerini ne kadar önemserlerse önemsesinler, geleceklerini "dünya vatandaşı" olmak üzerine kurduklarını gösterir.
Türkiye'de Kürtlük gibi, Türklük gibi, Alevilik gibi etnik ve dini farklılıkların bunca yıldır yok sayılmasının, etnik kimliklerin anlam ve önemini hak ettiğinin çok ötesinde büyüttüğünün, bu farklılıkların ifade edilmesine ve yaşanmasına özgürlük tanınmadan, gerginliklerin de yok olmayacağının bilincindeyim. Ama öte yandan adım gibi biliyorum ki, en fanatik kimlikçi olan devlet bu hastalığından kurtulduğunda, her türlü etnik ve dinsel kimlik üzerindeki baskılar kalkıp meşruiyet kazandığı anda artık ne Anayasa'daki vatandaşlık tanımının nasıl yapıldığının bir önemi kalacak; ne de Hakan Şükür'ün Arnavutluğunun ya da Türklüğünün... O zaman, mahkemeye düşen ve aslında Türkçesi Kürtçesinden iyi olan Kürtler "ille de tercüman" diye tutturmayacak, "Diyarbakır mı, Amed mi" inatlaşması son bulacak, bütün bu meseleler yumuşayacak ve hak ettiği öneme inecek.
Kimlik ve kişilik
Farklı dini, etnik ya da milli grup ve cemaatler ancak özgür bir biçimde varolabildikleri zaman kendilerini katı kimlikleri içine hapsetmeksizin; değişmekten korkmaksızın farklı kültürlerle zengin bir iletişim içine girebilir; bu süreçte hem kendileri değişir hem de başkalarını değiştirirler. Her kültür, içinde taşıdığı olumlulukları ve güzellikleri insanlığın elbirliğiyle oluşturduğu o muazzam puzzle'a katıp onu biraz daha büyütürken, kendi olumsuzluklarından ve zaaflarından da arınır.
Böyle bir ortamda insanlar kendilerinin seçmediği, dolayısıyla değiştiremeyeceği kimliklerle öğünmek ya da yerinmek yerine; hem bütün o kimliklerin hem de onların üstüne eklediği bireysel niteliklerinin bir hercümerci olan, emek vererek, ter dökerek ilmik ilmik dokuduğu kişiliğiyle çıkar dünyanın karşısına.
Ve inanın, dünya o zaman çok daha zengin bir yer olur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015