Gülay GÖKTÜRK
Şaibe altındaki dört bakanın Yüce Divan’a gönderilip gönderilmemesi ile ilgili görüşlerimi karar öncesi iki ayrı yazıyla ortaya koydum. Katıldığım televizyon programlarında elimden geldiği kadar ikna edici olmaya çalışarak söyledim.
Bunları “testi kırılmadan” söylemek önemliydi ve ben de öyle yaptım.
Şu anda yazdıklarıma ilave edecek bir şeyim yok. Karar sonrası ekleyebileceğim tek şey, hayal kırıklığımı ortaya koymak olabilir.
Bu hayal kırıklığının AK Parti’yi destekleyen kitleler arasında da oldukça yaygın olduğunu tahmin ettiğimi de ilave ederek...
* * *
Bu arada, Anayasa Mahkemesi’nin beklenen bir başka kararı geldi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, bireysel başvuru kapsamında yüzde 10 seçim barajının kaldırılmasıyla ilgili açıklaması ertesinde yoğun bir biçimde tartıştığımız konuda AYM, söz konusu başvuruyu Mahkeme’nin yetki alanında olmadığı gerekçesiyle reddetti.
Bu beklenen bir karardı aslında. Ben kendi payıma, AYM’nin yetkisini bu kadar kaba saba bir biçimde aşarak seçim barajını iptal edeceğine bir an bile ihtimal vermedim. Beklenmedik olan, Mahkeme’nin daha baştan, konuyu AYM’ye getirmeden reddetmemiş olmasıydı ve bu tutum Haşim Kılıç’la ilgili spekülasyonların daha da güçlenmesine sebep oldu.
Sanırım o da, bu konuda duyduğu rahatsızlık yüzünden oylamaya katılmamayı tercih etti. Fakat bu arada biz de bir şey gördük: Mahkeme yetkisizlik kararını 2’ye karşı 14 oyla almıştı. Demek ki, sanıldığı gibi bir bloklaşma, bir cemaat vesayeti yoktu AYM’de...
Kimileri bu kararın böyle çıkmasının, tam da benim gibilerin böyle düşünmesini sağlamak için olduğunu düşünebilirler. Ama bu bile bize bir şey gösterir: Demek ki Anayasa Mahkemesi toplumun kendisi hakkında ne düşündüğüne aldırıyor. Demek ki, “angaje” bir kurum imajından fena halde rahatsız oluyor ve kamuoyu nezdinde itibarlı bir kurum olarak var olmak istiyor.
Kabul etmeliyiz ki bu yeni bir durum.
Zira Anayasa Mahkemesi’nin askeri vesayetin ağır günlerinde imajıyla ilgili hiçbir kaygısı olmadığını biliyoruz. Eğer olsaydı, bütün o abuk sabuk parti kapatma iddianameleri, 367 gibi akla ziyan kararlar alınabilir miydi?
O dönemlerde Anayasa Mahkemesi’nin kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmak diye bir derdi yoktu. Çünkü “meşruiyetini” 1960 Anayası’yla kurulan vesayetçi düzenden aldığının gayet farkındaydı. Varlık nedeninin rejime balans ayarı yapmak olduğunu, “Kurucu Babaları”nın bu mahkemeyi bunun için yarattıklarını biliyor ve kuruluş amacına sadık kalmayı baş görev biliyordu. Sırtınızı dayadığınız ve hiçbir seçimin götüremeyeceğine inandığınız “değişmez bir iktidar” varsa, toplumun ne düşündüğüne neden aldırasınız ki...
Ama bugün artık işler böyle yürümüyor.
Vesayet çöktü, artık Anayasa Mahkemesi de, gücünü vesayet rejiminden alan diğer kurumlar da meşruiyetlerini toplum vicdanından alma yolunda ilerlemek zorunda. Bundan böyle, Anayasa Mahkemesi’nde görev yapan her üye, kullandığı oyun hesabını topluma vereceğini biliyor. Vicdanını şu ya da bu güce rehin vermiş bir hakim, bu lekeyi hayatı boyunca alnında taşıyacağının farkında. Ve artık, “Devletin yüce çıkarı için böyle yaptım” demek de bir mazeret olmaktan çıktığına göre, Anayasa Mahkemesi üyesi seçilme şerefine ermiş hangi hakim böyle bir lekeyle yaşamayı ister?
Bu yazdıklarımdan AYM’yle ilgili sorunlarımızın öyle kolay biteceği sonucu çıkmasın.
Bu mahkemenin kuruluş mantığından gelen sakatlığı gidermenin ve sağlam bir meşruiyet zemini yaratmanın asıl yolu siyasetle bir biçimde bağ kurulmasından geçiyor. Gelecek günlerde bunu daha çok tartışacak, formüller arayacağız.
Ben sadece vesayetin bitişinin AYM’nin “psikolojisi” üzerindeki etkilerini daha şimdiden görmeye başlayacağımıza işaret etmek istedim sadece.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015