Gürbüz ÖZALTINLI
Otoriter zihniyetin, üst iradenin kayıtsız koşulsuz egemenliğini meşrulaştırırken ürettiği söylem içinde “arınmak” önemli bir yer tutar. Otoritenin kendi tekliğine, sınırsızlığına tehdit olarak gördüğü kişi, çevre, grup, kurum ne varsa; onları tasfiye etmesi, hastalıklardan, sapmalardan, zayıflıklardan kurtulmak olarak görülür ve sunulur. Bu tasfiyeler; eksilme, güç kaybetme değil, tersine bünyeyi sağlamlaştıran mukadder eşiklerden geçme olarak algılanır. Çünkü otoriter zihniyet, doğası gereği, farklılıkları zaaf olarak görme eğilimindedir. Onlarla uzlaşmak, ortak yol bulmak, gücü paylaşmak gibi bir tercih kodlarında mevcut değildir. Belki geçici taktik oyunların konusu olabilir bu tür tutumlar ama dikkat her zaman söz ve eylem gücünün tamamına tek başına sahip olmak üzerine odaklanmıştır. Gerçek bir sentez arayışı otoriter zihniyetin yapısal özellikleriyle bağdaşmaz.
Danışmanlar ordusunun sistematik faaliyeti, kurumsal destekler, olabildiğince fazla veri akışı için sarf edilen çabalar… Bunların hepsi tek bir merkezin gücünü rekabetsiz düzeye taşımaya hizmet etmek için vardır. Otoriter zihniyet, bilgiye, danışmaya kapalı değildir. Gücü paylaşmaya kapalıdır. Farklı tercihlerden kaynaklanan odaklaşmaları tehdit olarak görür. Kayıtsız şartsız “son sözün” sahibi olmak ister.
Otoriter zihniyet, “son söz” alanına ortak olma istidatı gösterenleri denetimi altında tutmanın, yedeğine almanın, boyun eğdirmenin peşindedir. Bu ütopik bir idealdir. Hayatın hiçbir alanında sürekliliği olamaz. İnsan canlısının sübjektif bir varlık oluşu; farklı çıkar ve algı kümeleri oluşturması, kendisini hak süjesi olarak tanımlama eğilimi otoriter hülyayı imkansızlaştırır. Onu sert çatışmalara zorlar. “Yedeğine alamıyorsan tasfiye et, etkisizleştir” iç komutu devreye girer.
Bu komutla birlikte, düne kadar aynı yolda yürünenler “yoldan çıkmış” ilan edilir. Söylem artık “arınma” üzerine inşa edilir. Adanmış olunan yolda, o yolun “hakkını verenler” yürümeye devam edecektir! Zayıflar, uzlaşmacılar, çıkarcılar, uzaklaştırılacak bünye “güçlendirilecektir”!
Burada, otoriterliğin bir sunumu ile daha karşı karşıya kalıyoruz. Otoriter zihniyet sahibi olanlar, kendilerini her zaman çok zorlu bir misyonun taşıyıcısı olarak görme ve gösterme eğilimi taşıyorlar. Hayatın mütevazı bir bileşeni olmak onların ontolojisine aykırı. Böyle bakınca, otoriterliğin her şeye tek başına muktedir olduğunu ima eden bir hadsizliğin dışavurumu olduğunu da söyleyebiliriz.
Otoriter zihniyet içinden bakıldığında bu “zorlu misyon” ve “arınarak güçlenme” ilkesi her ölçek için geçerli. Parti, yerel yönetimler, merkezi bürokrasi, medya, iş dünyası, akademi ve nihayet tüm toplumsal-siyasal hayat… Bütün buralar adım adım farklılıklardan arındırılmalı, büyük misyonu temsil eden güçlü iradeye teslim edilmelidir. Otorite dışında kalan her sesin tasfiyesi, zayıflığın aşılması, zorlu yolda ihtiyaç duyulan tek otoritenin güçlendirilmesi anlamına gelecektir.
Otoriter zihniyet açısından bu arındırmanın meşru sayılması için çoğunluğun onayına dayanması şart değildir. Elbette çoğunluk onayı, her zaman ona dayananın işini kolaylaştıran bir etkendir. Ancak, otoriter zihniyetin meşruiyet ilkeleri arasında vaz geçilmez bir yere sahip değildir çoğunluğun desteği. Otoriter zihniyetin özü, farklılıkların tehdit görülmesidir. Dolayısıyla, farklı olanların nicel varlığı onları meşru kılmaya yetmez. Otoriter zihniyetin en üst meşruiyet ölçütü otoriteye bağlı olmaktır. Eğer çoğunluk otoriteye bağlı değil, üstelik itiraz halindeyse; daha güçlü bir tasfiyeyi hak eden daha büyük bir tehdit olarak algılanır…
Türkiye son yıllarda bu zihniyetin bütün hayatı kuşatma çabasına tanık oluyor. En başta Parti “arındı”. Kürt hareketi bütün zorlayıcı imkanlar devreye sokularak tasfiye edilmeye çalışılıyor. Yerel yönetimler önce otoritenin beğenmediği eski başkanlardan arındırıldı; sonra seçimlerde rakiplere kaptırıldı ve denetim dışına çıktı. Derhal cezalandırıcı politikalar uygulanır oldu; öyle ki pandemide halka yardım etmelerine bile tahammül gösterilemedi. Ekonomi yönetiminin küresel sermayeye güven vermesinde özerklikleri can alıcı önemde bulunan Merkez Bankası, TÜİK gibi kurumlar çoktan otoritenin şubesine dönüştürülmüş durumda. Yargının hali ortada. Konvansiyonel medyayı da biliyoruz. Yakınlarda Barolara el atıldı. Sosyal medya düzenlemesi yolda. Özetle kontrol edilmedik alan kalmasın isteniyor.
O halde şunu sorabiliriz: Bu “arınmalar” gerçekten güçlenme ve sağlık belirtisi mi?
Ekonomik göstergeler en başta; bütün yukarıda saydığım “arındırılmış ve arındırılmaya çalışılan” alanlara bakınca ne görüyoruz? Yüksek bir kalite değil mi?
O halde geleceğe güvenle bakabiliriz…
Herkese iyi uykular, hoş rüyalar…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023