Hadi ULUENGİN
MALÛM, Şanghay İşbirliği Teşkilatı Türkçede ŞİT diye kısaltılıyor.
Yine malûm, aynı şekilde telaffuz edilen ama shit imlâsıyla yazılan kelime İngilizcede bambaşka bir anlam taşıyor.
Herkes biliyordur ama bir daha tekrarlayayım: Bok demektir!
***
BU mana sözcüğü memnuniyetsizlik ünlemine dönüştürmüştür. Pek çok sık kullanılır.
Bırakın Dickens romanlarını, en afili centilmenlerden en çıtkırıldım leydilere, terbiye timsali geçinenler bile nahoş bir gelişme karşısında kelimeyi ağızlarından kaçıverirler.
Belki hemen sonra “sorry, sorry” diye özür dilerler ama riyakârlığa aldırmayın.
Ve işte şimdi ben de aynı Shakespeare lisanını paralayarak ŞİT’e shit diyorum!
Fakat ardından onlar gibi “aman sorry” diye de günah falan çıkartmıyorum.
***
ANLAMIŞSINIZDIR, yukarıdaki girizgâhı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son Moskova ziyareti sırasında Vladimir Putin’e “bari bizi Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye alın da sıkıntıdan kurtarın” diye nedamet getirmesinden dolayı yaptım.
Tabii bu “sıkıntı” kelimesiyle de AB’yi çağrıştırdı, hadi buyurun bakalım!
***
AKP önderi aynı teraneyi üçüncü defadır tekrarlıyor.
O hâlde nereye gitmek istiyor? Geleceği nasıl bir sosyal coğrafyada tahayyül ediyor?
Ulusalcılarla aşık atarak Türkiye’nin ufkunu hangi dar ve kıraç açılarla sınırlıyor?
***
“TAŞKENT Kriterleri” başlığını kullanan Erdal Güven pazar günkü Taraf’ta zaten aslında adı var kendisi yok bu ŞİT’in ne menem bir şey olduğunu enfes biçimde özetledi.
Her biri iktidar koltuğuna yapışmış “uzun ömürlü” (!) liderler tarafından yönetilen ve totaliter, en azından otoriter özelliği belirleyicilik taşıyan; artı, yapısı kasten laçka tutulan bir devletler ittifakı ki, esasına bakarsanız ŞİT’e ekonomik bir örgüt demeye bile bin şahit ister.
Kaldı ki bana ne? Üye başkentler arasındaki iktisadi bütünlük isterse AB’yi dahi aşan bir düzeye ulaşsın, normal realpolitik ve ticari ilişkiler hariç gözü olanın gözü çıksın!
Çünkü toplumsal proje, evrensel ütopya ve etik kıstas ihtiva etmediği için yukarıdaki AB’den tamamen farklı parkur izleyen; dolayısıyla da Tanzimat’tan beri seçmiş olduğumuz hedefle uzak-yakın ilişkisi bulunmayan ŞİT Türkiye için asla ve asla alternatif oluşturamaz.
Öte yandan, Putin’e “bizi de alın” diye yalvarmanın sırf Brüksel’e karşı diplomatik bir “taktik” (!) olduğunu iddia etmek de kimseyi inandıramaz.
Aynı Brüksel’in böyle bir şantajdan korkup o etik kıstaslar konusunda Ankara’ya karşı “yumuşayacağını” (!) düşünmek ne kadar abesse, Recep Tayyip Erdoğan’ın dilinin altında yatan baklanın hiç de masum olmadığını düşünmek işte o kadar meşru, haklı ve makuldür.
***
ÖYLEDİR, zira illallah dedirtmenin de ötesinde otoriter ve pederşahi eğilimleri artık son derece ciddi bir tehlike oluşturan Başbakan “bizi de kendinize dâhil edin” talebini tıpkı diğer bütün ŞİT liderleri gibi Kremlin’e kazık çakmış bir Vladimir Putin’e iletmiştir.
İkisinin de ebedi iktidar özlemiyle yanıp tutuştuğu ve ülkelerini çoğulcu demokrasinin marjında şekillendirmek peşinde koştukları ise bariz bir gerçektir. Benzerlik Siyam ikizleridir.
Buna bir de yine bütün ŞİT ülkelerinde olduğu gibi dinî belagatli Ankara ve Slavofil retorikli Moskova önderlerinin Batılı değerlere karşı alerji beslemesini eklemek gerekir.
Başka bir deyişle, Erdoğan’ın Şanghay aşkını dillendirmesi Başbakan’ın Putin’le çok benzeşen itaat toplumu tasavvurunu ŞİT ekseninde netleştirmesinden başka bir şey değildir.
Oysa ben ünlemi telaffuz ettikten sonra sorry morri de demiyorum, o ŞİT’e shit!
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015