Hadi ULUENGİN
VLADİMİR Putin nihayet Suriye’ye de girdi ya, belli ki etekleri sevinçten zil çalıyor.
Nitekim yirmi dört saat yayın yapan Rossia 24 kanalı Cumartesi akşamından beri meteoroloji bültenlerinde bu ülkedeki hava durumunu da ayrıntılı biçimde vermeye başladı.
Bukle saçlı bir hatun ekrana çıkıyor ve bölge haritası önünde şehirleri işaretleyerek Şam’da hava sıcak, Tartus’ta deniz ılık, Hums’ta yağmur yok falan diye bir bir saydırıyor.
Zahir, mevsim icabı daha şimdiden güz serinliği yaşayan Rus ahalinin de içi ısınıyordur.
Ve tabii metaforik bir benzetme olarak çift taraflı ısınıyordur…
***
BİRİNCİSİ, aynı ahali egzotik diyarlar tahayyül ederek eli kulağındaki kışla birlikte gelecek step ayazlarına karşı ruhen güneş stokluyordur. Eh, gelecek yaz Latakiye plajlarına…
İkincisi ise, ta Çarlardan beri ve rejimi ne olursa olsun bütün Rusyalar tarihini belirlemiş olan “sıcak denizlere inmek” hedefinin fiilen gerçekleşmesinden şömine hazzı alıyorlardır.
Sayfiye datçasında veya oligark villasında ocağa odun atacaksınız… Sonra da gel keyfim gel, “işte vasiyetini yerine getirdik” diye Büyük Petro’nun şerefine votka tokuşturacaksınız.
Sanki ellili yıllardaki son kolonyalist devletlerden biri kısa dalga radyo yayınıyla Afrika çölünde veya Maçin cangılında yaşayan misyonerlerine oralardaki tropikal tahminini bildiriyor.
Tamam da gospodin, Ukrayna, Gürcistan, Çeçenistan, vs. meteoroloji istasyonlarına bülten empoze ettiğin yetmedi de, şimdi bir de Doğu Akdeniz’e mi hava durumu dayatıyorsun?
***
SOĞUK şaka bir yana, zaten baştan beri çok çetrefil bir boyut arz eden Suriye meselesi artık Rusya’nın da fiilen müdahil konuma geçmesiyle birlikte tamamen arapsaçına dönüştü.
Bir kere yukarıda belirttiğim gibi, o Rusya tabii ki IŞİD’le mücadele için oraya gitmedi.
Gerçi Kafkas kökenli “cihatçıların” geriye dönüş ihtimalinden dolayı böyle bir argüman kısmen haklı sayılabilir. Fakat müdahale ertesinde aynı “cihatçıların” “Moskof kâfire” (!) karşı daha da fazla bileneceği kesin olduğuna göre bu mazeret aslında karın doyurmuyor.
Putin’in amaçladığı esas stratejik hedef, yine yukarıda değindiğim gibi, geleneksel “sıcak denizlere inmek” politikasına tekrardan dönmek ve SSCB’nin çöküşünden beri bölgeden çekilmek zorunda kalmış Kremlin’e Doğu Akdeniz “güneşi altında” yer açmaktır.
Sonuca ulaşmak için de, ister “navigasyon hatası”ndan (!) kaynaklansın, ister kasti olsun, TC hava sahasının ihlâli dâhil, bundan böyle dişlerini göstermekten çekinmeyecektir.
***
ESAD’a ek olarak İran, Çin ve kısmen de Irak şu an Moskova’nın yanında yer alıyor.
Barzani ve PKK–PYD’yi içermek kaydıyla da Kürtler ve Mısır henüz ortada gözüküyor.
Buna karşılık ABD ve hemen bütün NATO ülkeleri; artı, Suudi Arabistan ve Katar zıt kutupta saf tutuyorlar. Tabii Türkiye’yi de aynı cepheye dâhil etmek gerekiyor.
Ancak bu cephede de mutlak bir ittifaktan söz etmek ihtiyatsızlık olur.
Temkinli Obama yönetiminin Suriye’deki Suudi maceraperestlikten, hattâ IŞİD’den ziyade Kürtleri hedef alan Ankara’nın “niyet farklılığı”ndan rahatsız olması zaten bir yana…
Artı, bir süredir “Ost-politik” (Doğu politikası) meyletmekte olduğu izlenimini veren Merkel Almanya’sının da illâ “anti Rus” bir kampa balıklama atlayacağı söylenemez.
Üstelik yukarıdaki saflaşma bir tarafta Şii- Alevi- Ortodoks; diğer tarafta ise Sünni- Protestan- Katolik gibi, inanç eksenli garip bir tablonun da ortaya çıkmasına zemin yaratıyor.
Başka bir deyişle, Putin’in müdahalesi zaten kartları karmakarışık Suriye meselesinde o kartların bu defa da küresel masada yeniden karılmak ve tekrar dağıtılmak sonucunu getiriyor.
Dağılımın nasıl gerçekleşeceğini ve partiyi kimin kazanacağını öngörmek kâhinlik olur.
Fakat Rus televizyonunun Suriye’deki meteorolojik durumu bildirmesini bütün geri planıyla anlamamak da o Rusyalar’ın ebedi ve ezeli yayılma politikasını hafife almak olur.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015