Hayko BAĞDAT
Erdoğan’ın Almanya ziyareti sebebiyle verdiğim bir röportajda “Ülkeni özledin mi?” diye sorulunca cevap vermekte çok zorlandım. Böylesi çok kolay bir soruya çok kolay bir cevap vermek gerekirdi elbette.
Oysa ben hala bu cevabı bulamıyorum. Düşündükçe cevap gözümde büyüyor, kocaman oluyor, üzerime yığılıp beni ezmeye çalışan bir canavara dönüşüyor.
Belki yakın zamanda kaleme aldığım bu hikâyede saklıdır bazı duygularım. Belki daha yaşamadan yazmışımdır hissimi. Belki de cevap yoktur. Bilmiyorum…
Yetvart, o şehri hayatında bir kez olsun görmemiş olsa da sorulduğunda “Yozgatlıyım” demekten garip bir haz alıyordu. Ne de olsa babası Artin orada doğmuş, on üç yaşına kadar Yozgat sokaklarını arşınlamış ardından İstanbul’a gelmişti.
Ve bu kadarı ihtiyacı olana gönül rahatlığıyla “Yozgatlıyım” demek için yeterli veriydi. Ayrıca “Yozgatlıyım” dediğinde gelebilecek pek çok cahilce soruyu önceden kestirip atmış oluyordu.
- Adın Yetvart mı? Ne garip isim yahu. Nesiniz siz?
- Ermeniyim ben.
- E nereden geldiniz bu ülkeye?
Bir defasında dayanamayıp “Nereden geleceğiz ulan, asıl buradan gittik biz be” diye patlayıvermişti de karısı Ağavni akşam evde çok kızmıştı olan bitene. “Buradan gittik biz” meselesi Yetvart için gerçekten de husumetli bir konuydu.
Uğursuz zamanlarda yola çıkarılan Ermeni kafileleri içerisinde olan, Yozgat’tan Suriye çöllerine sürülen sülalesinden sadece babaannesi Takuhi ile küçük oğlu Artin sağ kalmıştı diye biliyordu.
Oysa bir amcasının ölmediğini, Müslüman bir aile tarafından saklandığını, biraz büyüyünce gördüğü kötü muameleden sıtkı sıyrılıp o evden kaçtığını, bin bir badire atlattıktan sonra Beyrut’a ulaştığını, orada bir aile kurduğunu öğreneli daha altı ay bile olmamıştı.
Bu altı ay boyunca her gün telefonla konuşmuşlardı. Amcası, yengesi, amca çocukları, amca çocuklarının çocukları, Yetvart, Takuhi, onların biricik oğulları Tanyel... Keşke babası Artin sağ olaydı da bu hallerini göreydi diye her telefon konuşmasından sonra söylenip duruyordu Yetvart.
Aralarında hep Ermenice konuşuyorlar, Yetvart arada Türkçeye döndüğünde amcası Kapriyel cevap vermez oluyordu. Bunca yıl sonra dili unutmuş olmalı diye düşünmüştü.
Ta ki “Hadi amca topla aileyi gel memlekete. Kalabildiğiniz kadar kalın. Hem bizimle hem memleketle hasret gidermiş olursunuz.” diyene kadar.
Kapriyel amca böğürürcesine, üstelik Türkçe haykırdı:
“Sakın ola. Sakın olaaa. Bir daha ağzından duymayacağım bunu. Atamı, babamı, bacılarımı mezarsız ölüler haline getirenlerin arasına mı geleyim?
Evimizi, huzurumuzu, ailemizi çalanların ortasında mı kalayım? Kapatırım bu telefonu yüzüne bir daha da duyamazsın sesimi oğul. Sakın ola. Sakın olaaa...”
Ne diyeceğini bilememişti Yetvart.
Tanyel’in sömestr tatili geldiğinde Beyrut’a uçak biletleri alınmış, bavullara kıyafetten çok hediye istiflenmiş, aileden kalan tüm fotoğraflar, anı eşyaları toparlanmıştı bile. Beyrut Havaalanı’nda ilk karşılaştıklarında hiç konuşmadan sarılıp neredeyse 25 dakika ağlaştılar desem inanın abartmış olmam.
Karşılamaya Beyrut’taki tüm akrabalarının yanı sıra mahallelerinden dört komşu Ermeni aile daha gelmişti. Eve gitmeleri düğün konvoyu gibiydi. Kornalara basıyorlar, camdan mendillerini sallaya sallaya araba teybinden çalan şarkılara tempo tutuyorlardı.
Eve vardılar. Yılbaşı gecelerini aratmayacak bir sofra kurulmuştu. Biber dolması, plaki, pastırmalı humus, içli bulgur pilavı, pezzik cacığı, helle, çullama, tandır kebabı, şöbiyet. Gece yine acıkırlarsa diye paça çorbası. Bir de 70’lik Lübnan rakısı.
Arada birbirlerine sarılmak için davranmalarını saymazsak neredeyse sabaha kadar hiç kalkmadılar sofradan. Önce ölmüşlerini andılar. Aile üyelerinin akıbetlerini bilmemekle lanetlendikleri kötü büyü bozulmuştu sanki.
Kapriyel amca hem kendi anlatırken hem de anlatılanları dinlerken ağlamayan tek kişi olmuştu masada. Arada tok bir sesle “Mekânları cennet olsun. Çok çektiler çünkü” deyip duruyordu sadece.
Sonra yaşayanları konuştular. Kim ne okudu, ne meslek edindi, kiminle evlendi, kaç çocuğu oldu, çocuk ne okuyor, ne iş yapmak istiyor derken sabahın ilk ışıkları salona düşmeye başlamıştı.
“De hadi yatalım artık. Daha on günümüz var be. Her şeyi bugün konuşursak yarın ne edeceğiz? Hadi bakalım toparlanın. Odalara!”
Yetvart öğlene doğru uyandığında amcası Kapriyel dışardan eve yeni geliyordu. Taze ekmek almaya gitmiş olmalı, diye düşündü.
Ev ahalisi miskin miskin uyuyordu ve pek de kalkacakları yok gibiydi. “Amca hadi bir turlayalım. Mahalleyi göreyim, esnafı göreyim” dedi Yetvart.
Kapı eşiğine geldiğinde, ayakkabılıkta aranmaya başladı ama ayakkabılarını bulamadı. Ağavni’nin, Tanyel’in ayakkabıları oradaydı işte. Tam onların yanında duran gıcır gıcır rugan onun değildi ama. “Aranma oğul, yeni ayakkabı aldım sana. Onu giyiver” dedi Kapriyel amca.
“Yahu amca, niye böyle bir şey yaptın? Rahattı benim ayakkabılarım. Yol yürüyeceğiz, vurur bunlar şimdi ayağımı. Hadi ver de giyeyim benimkileri.”
“Uzatma be oğul. Giy işte bunları. Sordum, en rahatı bu dediler. Giy işte.”
“Ama amca...”
“Uzatma işte” diye bir bağırdı ki Kapriyel amca, ev halkının yarısı uyandı bu sese.
Sonra kıpkırmızı oldu suratı. Alt dudağını neredeyse kanatacaktı ısırmaktan. Kan çanağı halinde gözlerinde daha fazla tutamadı yaşlarını. İki gözünden iki yanağına aynı hizada akmaya başladılar.
“Oğul o ayakkabı vatan toprağına basmıştır. Aldım sakladım onu kendime. Kıymetlimdir. Gayrı sana vermem ben onu. Al giy şu ruganları işte. Uzatma artık.”
Yetvart, Kapriyel amcasının Türkçe konuştuğunu ikinci kez duymuştu...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.03.2025
20.02.2025
12.02.2025
5.02.2025
29.01.2025
23.01.2025
15.01.2025
8.01.2025
18.12.2024
11.12.2024