Hidayet Şefkatli TUKSAL
Kutsallıkla ilişkilendirilmiş üç güzel sözcük... Ancak, harflerinden kan damlayan üç güzel sözcük bunlar... Bundan tam 30 yıl önce 16-18 Eylül 1982’de, İsrail’in teşviki ve yardımı ile Lübnanlı Falanjistlerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında gerçekleştirdikleri vahşetten sonra, sağlam kalan birkaç duvar üzerine yazdıkları sloganlardan biri aynı zamanda “Tanrı, vatan, aile”... Sabra ve Şatilla vahşeti, planlanırken, işlenirken ve sonrasında soruşturulurken, uluslararası siyasetin insanlık vicdanının çok gerisinden geldiği, hukuk oyunlarıyla o vicdanın sesinin kısılmaya çalışıldığı bir süreci anlatır bize, başka pek çok vahşette olduğu gibi... İnsan olmaktan utandığımız, yüreklerimizden Yaratıcıya sitemler gönderdiğimiz, var olmamızın hikmetini ve bedelini bir kez daha sorguladığımız acı hatıralar bunlar, başka pek çok acı hatıra gibi... Çünkü sadece Sabra ve Şatilla değil ki, ne cinayetler işlendi bu üç sözcük bayraklaştırılarak, ne acılar çekildi... Ne kırımlar, kıyımlar, sürgünler yaşandı şu yaşlı gezegende... Hiçbir ırk, hiçbir din mensubu, benim ellerim temiz diyemez, benim tarihim pirüpak diye böbürlenemez... Bir kısmımız, acıyla körleşmeyi ve nefretle acılaşmayı, katılaşmayı ve vahşileşmeyi seçeriz kendimize bu hatıralarla başa çıkma yolu olarak... Bu yolun kaçınılmaz sonucu ise, düşmana, kötüye, katile benzemektir. Kanı kanla, düşmanlığı düşmanlıkla, acıyı acıyla çoğaltmak ve dünyayı cehenneme çevirmektir aynı zamanda... Biz, insanlık ailesi, birbirimizi yakar, boğazlar, parçalarız... Kimi zaman ellerimizle, kimi zaman bombalarımızla...
“Hani, Rabbin meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ demişti. Onlar, ‘Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz’ demişler; Allah da, ‘Ben sizin bilmediğinizi bilirim’ demişti.” (Bakara Suresi, 30)
Evet, insan türü olarak sonumuzu getirene değin, yeryüzünün dengesini, düzenini bozmaya; kanlar akıtmaya devam edeceğiz anlaşılan. Allah meleklerin bilmediğini bilse de insan hakkında, biz onun bu sözle neyi kast ettiğini tam olarak bilemiyoruz. Akıl terazisinin tartmakta aciz kaldığı bir serüveni yaşıyoruz yeryüzünde. Vaktin bir ânında bedenlenip göründüğümüz ve yine vaktin bir ânında bedenimizi bırakıp sahneden indiğimiz bir serüven... Film gibi, rüya gibi bir şey işte... Kısacık, üç nefeslik bir ömür... Habil ya da Kabil olma seçenekleriyle karşı karşıya kalıyoruz ister istemez... Öfke, kin, kıskançlık ve nefret, Kabil’e dönüşmenin mazeretleri oluyor çoğu zaman... Oysa Kabil bile yaptığından pişman olmuştu, bunu unutuyoruz. Allah’ı unutuyoruz, kendimizi unutuyoruz, sahneyi, oyunu unutuyoruz... Bize daima kötülüğü fısıldayan, “ben”imizi ilahlaştırmamızı öğütleyen şeytana açık tarafımızı unutuyoruz... Cimriliğimize, korkaklığımıza, tutkularımıza, hırs ve tamahımıza kilitleniyoruz... Rahmani sezgilere açık kapılarımızı birer birer kapatıyoruz... Hâlden hâle geçerken, içimizdeki vicdan pusulasını etkisiz hâle getirebilmek için türlü mazeretler, söylemler, kurgular ve inkârlar üretiyoruz... Yetmiyor, etrafımızı kendimiz gibilerden oluşturuyoruz ki, vicdanımıza erişebilecek tek bir sinyal gelmesin çevremizden! Günahlarımızla, duyarsızlığımızla zırhlanıyor; insanlığın en kötü formlarını layık görüyoruz kendimize... Esfel-i sâfiline yuvarlanıyor, orada debeleniyoruz...
Çok kötümser bir yazı oldu, farkındayım. Ama bu topraklarda da tanrı, vatan ve aile adına her gün onlarca insan ölüyor. Evlat acısını henüz tatmış bir babanın, “durdurun bu ölümleri!” feryadına Başbakan, “Ben elimden geleni yaptım ama karşılık bulmadı!” sözleriyle cevap veriyor. Ancak Başbakan da biliyor ki, bu yol yol değil. Bu topraklardaki bütün ölümler öyle veya böyle PKK’nın elini güçlendirirken, her Kürt gencinin ölümü PKK’yı Kürtler nezdinde biraz daha haklılaştırırken, her ölüm iki halkı biraz daha bölüp ayırırken, öldürmekten medet ummanın bir rasyonalitesi yok. Bu çatışmada iki taraf da, etik olmaktan ziyade pragmatik tutumlar almakta, hem barış yanlısı görünüp hem savaşçı mesajlar vermekte bir beis görmüyorlar. Şiddet kartını masada bir koz olarak tutmak işlerine geliyor. Ancak iki gücün horoz dövüşünde, olan “gençlerimize” ve “birlikte yaşama idealimize” oluyor. Bu yüzden ben siyasetçilerden çok, sivil toplum örgütleri ve bizzat Kürt ve Türk halkına iş düştüğünü düşünüyorum. Barış için, şiddetsizlik için hem hükümeti hem Kürt siyasetini yeniden cesaretlendirmek gerekiyor.
Sırrı Sakık oğlunu kaybetti, gerçekten büyük bir acı, başı sağ olsun! Böyle bir büyük acı vesilesiyle de olsa, Başbakan’ın onu araması ve şiddetin bitmesi üzerine konuşmuş olmaları, siyaset açısından bir şans. Hiç olmazsa Sedar yattığı yerde huzurla tebessüm edebilsin diye, bu imkânı heba etmemek lazım.
[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.04.2021
28.03.2021
12.12.2020
23.11.2020
2.01.2020
13.10.2020
29.09.2020
21.09.2020
13.09.2020
5.09.2020