İbrahim Kahveci
Faizler düşsün..
Düşsün elbette. Ama kredi vermek için para gerekmiyor mu? Faizler düşünce parayı kimden bulacağız? Tasarruf kim edecek ki, o tasarrufları kredi olarak vereceğiz?
Yine döndük 2016-2018 faiz/enflasyon teorisine. Enflasyonu düşürmek için faizlerin de düşmesi gerekir fikrine.
Bu fikir bize dolar kurunu ekstra 3,10 liradan 7,20 liraya yükseltti. Bu fikir öncesi emsal ülkelerin para birimleri ile Türkiye’nin para birimi 2016 başında zirve yapmıştı. O tarihte;
1 dolar 3,07 Türk Lirası
1 dolar 4,17 Brezilya Reali
1 dolar 80 Rus Rublesi
1 dolar 17,0 G. Afrika Randı
1 dolar 4,15 Polonya Zloty
1 dolar 130,0 Arnavutluk Lekesi
1 dolar 19,0 Meksika Pesosu
Ve 1 dolar 14,0 Arjantin Pesosu ediyordu.
Bugün bu para birimlerinin hepsi ya 2016 zirvesinde ya da daha altında işlem görüyor. Sadece ve sadece Arjantin Pesusu 41,70 seviyesinde. Bir de TL 5,60’dan işlem görüyor. Real 3,82; Ruble 63,7; Rand 14,18; Zloty 3,78; Leke 108,5 ve Meksika Pesosu’da 19,01’den haftayı kapatmıştır.
***
Burada bir grafik veriyoruz. Grafikte kısa vadeli piyasa faizleri ile yıllık ortalama enflasyonu görüyoruz. Buradaki enflasyon 12 aylık ortalama enflasyon ile son 12 aylık basit enflasyonun ortalamasıdır.
Şöyle izah edelim: Haziran sonunda 12 aylık ortalama enflasyon %19,9’dur. Son 12 aylık basit enflasyon ise %15,7’ye gelmiştir. Her iki enflasyonun ortalaması ise %17,8 etmektedir. İşte bu grafik hem 12 aylık ortalama enflasyon, hem de basit enflasyon ortalamasından alınmıştır.
Haziran ortalaması itibariyle piyasa faiz oranı %21,58’e gelmiştir. Aynı dönemde ortalama enflasyon ise %17,80 seviyesi ile %17,5 reel faiz vermektedir.
Şimdi bu hesabı eski yıllara uygulayalım:
2004 yılı
Faiz %24,7 - Enflasyon %12,5 - Reel fark %49,2 - GSY Büyüme %9,6
2005 yılı
Faiz %16,4 - Enflasyon %8,3 - Reel fark %49,2 - GSY Büyüme %9,0
2006 yılı
Faiz %17,9 - Enflasyon %9,1 - Reel fark %49,0 - GSY Büyüme %7,1
2007 yılı
Faiz %18,3 - Enflasyon %9,2 - Reel fark %49,6 - GSY Büyüme %5,0
Dikkat ederseniz 2004-2007 arasında piyasa faizi ile enflasyon arasında yüzde 49,0 civarında sert bir fark oluşmuş. Zaten grafikten de bu görülmektedir.
Merkez Bankası da 2004 yılında borç verme faizini yüzde 29,0 seviyesinden 22,0 seviyesine indiriyor. Piyasa faizi ile orantılı bir işlem söz konusu.
2005 yılında da yüzde 17,50’ye kadar faiz indiriyoruz. Tabii ki yıl içinde değişik tarihlerde 50-100 baz puanlık indirimlerle. 2006 yılında ise piyasa faizleri ile beraber yine MB’de faizleri artıyor ve yüzde 22,50’ye çıkartıyor.
Kısaca 2004-2007 yıllarında oldukça ciddi bir reel faiz dönemi yaşanıyor. Ama aynı tarihler AK Parti ekonomi yönetiminin de en başarılı olduğu dönem olarak görülüyor.
İlginç değil mi?

Buradan şunu söyleyebiliriz: İyi bir ekonomi yönetimi için sadece faizlerin belirleyici olmadığı, aslında diğer faktörlerin faizlerin de çok üzerinde etkili sonuçlar verdiği görülebilir. Hatta 2004-2007 arasında maliye politikası bile çok sağlam duruş sergilemiş ve bütçede GSYH/Faiz Dışı Fazla hedefi büyük oranda tutturulmuştur.
Bu oran bugün ne demektir biliyor musunuz? 3,8 trilyon lira olan GSYH’nın yüzde 6,5 oranında bütçe faiz dışı vermelidir. Bu tutar bugün bütçede faiz dışı fazlanın 250 milyar lira olması demektir.
Oysa bütçe ilk 6 aylık Hazine gerçekleşmelerine baktığımızda durum şu:
Gelirler 417 milyar 735 milyon lira
Giderler 497 milyar 960 milyon lira
Faiz dışı açık 30 milyar 106 milyon lira
Faiz dahil açık 77 milyar 863 milyon lira.
Yani ortada bırakın faiz dışı fazlayı, bütçe darmadağın şekilde bir açık vermektedir. Hatta bu bütçede Merkez Bankasından ekstra 26 milyar lira gelir aldığımızı, hatta imar barışı ve bedelli askerlikten de bir seferlik gelir aldığımızı unutmamamız gerekiyor. Ama giderler sürekli ve devam edecek şekilde ayarlanmıştır.
Bu arada 2007 Ocak-Haziran Hazine Nakit gerçekleşmesine de bakalım:
Gelirler 85 milyar 644 milyon TL
Giderler 98 milyar 615 milyon TL
Faiz Dışı Fazla 12 milyar 953 milyon TL. Yani bütçe gelirlerinin yüzde 15,1’i oranında FDF verilmiştir. Bu oranı 2019 yılına uygulamış olsaydık FDF -30 milyar 106 milyon TL açık verme yerine, 63 milyar fazla vermiş olmalıydı.
DOLARİZASYON ETKİSİ
Parayı kimden ve nasıl bulacağız?
Belki de en önemli sorun bu.
2018 yılı Ekim sonunda 1 trilyon 026 milyar lira olan TL mevduatları Haziran 2019 sonunda 1 trilyon 032 milyar lira oldu. Aradan geçen 9 ayda TL mevduatları işleyen faiz kadar bile artmadı.
2018 yılında tahvil faizleri bile yüzde 22,8 ortalamaya gelirken, TL mevduatları sadece yüzde 10,4 artış gösterebildi. Oysa 2019-II dönem itibari ile son bir yılda tahvil faizlerinde yüzde 23,0 ortalama görülmesine rağmen TL mevduatları sadece yüzde 2,2 artış gösterebildi.
Bu şu anlama geliyor:
Mevcut TL faizleri bile düşen enflasyona rağmen hala Liraya olan cazibeyi artıramıyor. Faizlerin yüksek olduğunu iddia ettiğimiz bu dönemde dahi vatandaş parasını dövizde değerlendirmeyi tercih ediyor.
Döviz hesaplarını gösteren grafikte görüleceği üzere Ekim 2018-Haziran 2019 arasında Yurtiçi Yerleşiklerin döviz hesapları 151 milyar dolardan 185,5 milyar dolara yükseldi. TL faizinin daha da düşmesi ile yerli yatırımcıların döviz varlıklarını bozması ve TL mevduatına geçmesi ne kadar beklenebilir?
Ekonomide piyasa açısından asıl sorunun FAİZ değil GÜVEN olduğunu tasarruf sahiplerinin davranışından görebiliyoruz.
KÖPRÜ BİLE DOLARLA
Bugün en fazla tartışılan meselelerden biri de kur maliyeti mi; yoksa faiz maliyeti mi? Bu tercihte söylenebilecek tek bir cümle var: Hükümetin yaptırdığı bütün Kamu Özel İşbirliği Projelerinin fiyatı dolar veya euro üzerindendir. Yani bugün Osman Gazi Köprüsü, Yavuz Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli, 3. Havalimanı, Şehir hastaneleri, Yeni havalimanları vs vs tamamı döviz üzerinden garantili fiyatlandırılmaktadır.
Bu açıdan da bakıldığında bir el aracılığı ile dövizde düşüşün fazla istenmediğini de düşünebiliriz.
Not: Aslında bu yazı için yapılan çok geniş çalışmalar ve tablolar var. Sayfa sığmayacağı için burada kesiyorum. Daha geniş bilgileri TV5’de bu Perşembe akşamı sunmaya çalışacağım.

Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
2.02.2026
30.01.2026
28.01.2026
22.01.2026
21.01.2026
19.01.2026
16.01.2026