Markar ESAYAN
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının kullanılması ve yasalaşan son paketle yargılamalarda azami tutukluluk süresinin beş yıla indirilmesiyle birtakım tahliyeler yaşandı. Bununla birlikte, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tahliye edilmesine eşzamanlı olarak Hrant Dink cinayetinin “büyük ağabeyi” Erhan Tuncel kanun çıktıktan sadece 75 dakika sonra serbest kaldı. Hemen sonrasında ise Malatya Zirve katliamının sanıkları da “resen”, yani Tuncel gibi hiçbir başvuruları olmadığı halde tahliye edildiler. Kafalar yine karıştı. Bu kafalar nedense karışmaya pek hazır halde bekliyor. Zaten mikserler de sürekli olarak bu amaçla çalışıyor.
Sanırım ilkesel düşünme kabiliyetimiz hala gelişmediği oluyor bu. Tutukluluk bizde cezalandırmanın kendisi olarak algılanıyor ama bu algılama kendiliğinden oluşmuş değil. Mahkemeler ve yargı zihniyetimiz “devletçi” ve “hantal” olduğu için, istisnai bir “önlem” olan tutukluluk asıl cezalandırmanın yerine geçti. Böylelikle bu durum hem siyasi olarak bir cezalandırma yöntemine dönüşürken, öte yandan da yargının hatalarını örttü.
Yargılamanın üç temel özelliği var: Hızlı, etkin ve adil olması. Etkinlikten kasıt, verilen bir mahkeme kararının uygulanabilir olması. Yargılama fonksiyonunun niteliğine dair ölçütler ise bağımsız ve tarafsız olmayı gerektiriyor. Yargı sistemimiz bu temel ve niteliksel standartları çeşitli nedenlerden, ama daha çok devletçi zihniyetin etkisiyle tutturabilmiş değil.
İşte bu yönde çoktan atılması gereken bir yasa ile tutuklu yargılama süresi beş yıla indirildi ama, bu bile çok uzun. Mahkeme ve savcılık, yakalanan ve tutuklanan sanıkları beş yıl içinde mahkûm veya beraat ettiremiyorsa, delilleri toparlayamıyorsa, burada ciddi bir sorun vardır ve bu sorun yargılananların kimliğine göre değerlendirilemez.
İlker Başbuğ’a yurt dışı çıkış yasağı getirildi ve yargı süreci bitmiş değil. Diğerleri için de öyle. Bu durumda ya ilkesel davranıp, bu ülkede sadece bu “ünlü” kişilerin yargılanmadığını, binlerce kişinin suçlu suçsuz beş yılı aşan sürelerle hapiste tutulduğu, birgün herkesin de bu duruma kolaylıkla düşebileceğini hatırlayacak, ya da oportünistçe bir tavırla, kişi bazlı siyasi değerlendirmeler yapacaksınız.
Evet, ciddi bir yargı problemimiz var. Hem sistemsel hem de zihniyet sorunlarından kaynaklanıyor. Ama bunun halli ancak ilkesel bir tartışma ile mümkün olabilir. İlker Başbuğ, sanki beraat etmiş ve Ergenekon davalarının tamamı çökmüş gibi konuşuyor.“Türkiye yeniden hukuk devleti olacaksa, içerdeki arkadaşlarımın hepsi çıkmalı” diyor. Sanki Türkiye eskiden bir hukuk devletiymiş de, dokunulmaz olan seçkinlere yargı dokununca, bunu da elini yüzüne bulaştırarak yapınca hukuk devleti olmaktan çıkmış gibi… Sanki, kendisinin de dışarı çıkmasını sağlayan bireysel başvuru hakkı türünden uygulamalar ve yerlere göklere sığdıramadığı Anayasa Mahkemesi’nin şu anki yapısı, ölümüne karşı çıktıkları 12 Eylül Referandumu ile mümkün olmamış gibi. Türkiye bir hukuk devleti değildi. Bugün de değil. Hukuk devletine doğru atılan 12 Eylül referandumu adımına da bu nedenle karşı çıkılmıştı. Türkiye üstünlerin hukuku düzeninden çıkmasın diye.
Şimdi de bunun nimetlerinden faydalanıyorlar. İyi ki de öyle.
İlker Başbuğ teşekkür edecekse, yüzde 58 ile referanduma evet diyen halka teşekkür etsin. Ve tabii beş yıl düzenlemesini yapan TBMM’ye…
Ama son durum akıllara başka soruları da getiriyor. Sistem ve zihniyet sorunlarının ötesinde bir yeni durumla karşı karşıyayız.
Sanki mahkemelerin resen tahliye kararları 17 Aralık sonrası yaşanan çatışmanın göbeğine oturan bir siyasi tercihi ima ediyor. İlker Başbuğ, avukatının başvurusu üzerine nöbetçi mahkemeden tahliyesini alırken, Erhan Tuncel ve Zirve sanıkları için mahkemeler resen harekete geçiyor ve tahliye kararlarını jet hızıyla veriyor. Görünürde mahkemelerin kendiliğinden harekete geçmesinde şekli bir sorun yok. Ama arkasından sırıtan “tercih” bizi yine aynı noktaya götürüyor.
Mesela tahliyelere neden binlerce KCK tutuklusu için değil de, kamuoyu vicdanını derinden sarsacak Dink ve Zirve davalarından başlanıyor? Veya, neden eş zamanlı olarak KCK’lılar da dışarı çıkmıyor? Dink ve Zirve katilleri, KCK sanıklarından neden daha öncelikli?
Kamuoyunun buna tepki vereceği ortada. Türkiye Protestan Birliği “tedirginiz” açıklaması yapıyor haklı olarak. Sanki bir maestro, kamuoyu algısını her durumu kendine göre suiistimal ederek yönetmeye çalışıyor. Sanki Başbuğ’un tahliyesinin, tutukluluk süresinin inmesinin, özel yetkili mahkemelerinin kapatılmasının intikamı alınıyor.
Bu davalardaki yargı ihlallerini kimler yaptıysa, bu algı yönetimini de onlar gerçekleştiriyor. Ve bizlerin zekâsıyla alay ediliyor.
Hrant Dink ve Zirve mahkemeleri başta olmak üzere, bu kritik davaların beş yılı aşan sürelerde yine sanki aynı maestro tarafından yerlerde süründürülmesi, delillerin karartılması, tanıkların dinlenmemesi, hepimizle alay edilmiş olması asıl mesele değilmiş de, doğru bir adım asıl sorunmuş gibi kamuoyu algısı etkilenmeye çalışılıyor. Erhan Tuncel ve Zirve sanıkları bugün tahliye ediliyorsa, bu mahkemelerin, ama özellikle Dink Davası’nın adaleti sağlayamamış olmasından, karartılmasından.
Hükümet, doğru bir kanun yaptığı için değil, bu davalara etkin siyasi destek vermediği, ihmal ve kastı olabilecek devlet görevlilerini 17 Aralık sonrası kadar ivedilikle yargıya teslim etmekte geç kaldığı için eleştirilmeli. Çünkü Ergenekon, Balyoz ve Dink davalarında güç toplayan, bu davaları devleti ele geçirmek için istediği gibi kullanan zihniyet bugün Türkiye’nin altını üstünü getiriyor. Ve ne kadar acıklı ki, yine aynı davaları bugünkü hükümet-paralel devlet savaşında kamuoyunu ayaklandırmak için suiistimal ediyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, Başbuğ için “Devletin saygın bir görevlisi nasıl olur da terörist suçlamasıyla hapse atılır” diye soruyor. Ama bugün Başbuğ’u hapse atan paralel yapının desteğinde seçimlere gidiyor. Kamuoyunun bu ahlak dışı süreci normal bir siyasi mücadele gibi algılayacağı varsayılıyor.
İnsan gerçekten hayret ediyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019