Markar ESAYAN
Bugün, dışarıdan bakanların, hatta içinde yaşayanların dahi anlamakta zorlanacağı sosyopolitik özellikler sergiliyor ülkemiz.
Öncelikle, Türkiye'nin gündemi doğal oluşmamaktadır.
Tartışma gündemimiz kendi hakikatlerimizden neşet etmemektedir. Bu gündemi ülkede yaşayanların gerçekleri oluşturmamakta, suni tartışmalar millete dayatılmaktadır.
Sanki çoğulcu bir sistem varmışçasına adeta bir tiyatro oyunu oynanmakta, bu oyunun her sezon finalinde, bürokratik yapının parçaları halk iradesini yutmakta başarılı olmaktadır.
Bunun sonucunda, ülkenin gerçek sorunları diplere doğru itilmiş, birikerek derinleşmiş, bir kör döğüşü içinde bürokratik devlet kendisini millet iradesinden gizleyerek iktidarı elinde tutmayı bilmiştir.
Dolayısıyla, bürokrasisi, üniversiteleri, elit sermayesi, medyası, odaları, sendikaları, hatta STK'ları ile sivilleşmeye karşı ve millet iradesini merkezden uzak tutmaya odaklı bir kavga verilmektedir.
Esas olarak, bu hikaye, 250 yıldır devam eden ve halkını karşısına alan Batıcılaşma süreci ile yazılmıştır.
Bir mühendislik olarak başlayan, Batı'yı taklide dayanan bürokratik hareket, iktidarı kontrol etmek anlamında, millet karşısında pozisyon almıştır.
Türkiye'de bu anlamda iki ana akım vardır. Batıcı/laikçi bürokrasi hareketi ile millet iradesini öne alan halkçı hareketler. (Bu anlamda, muhafazakarlar ilerici, laikliği iktidar aygıtı olarak araçsallaştıran Batıcılar da gericidir.)
Batıcı/laikçi bürokratik akımın en önemli özelliği, aşağıdan yukarı gerçek bir halk hareketi tezinin ortaya çıkmasını önleme fonksiyonudur. Hatta varoluşu adeta bu fonksiyona bağlanmıştır.
Sait Halim Paşa'ya göre, bir milletin siyasi şekli ve faaliyeti ancak ve ancak tarihi ile, mazisi ile, tabi olduğu sosyal ve siyasi usüllerle ortaya çıkar.
Çeşitli, parçalı, birbiri ile mücadele eder görünen çoğu yapı, aslında bu bürokratik mühendisliğin aparatlarıdır. Kendisine karşı çıkanları ise devşirme yeteneği ile çok güçlüdür. Nitekim Sait Halim Paşa da sonradan İttihatçılara karışıp bozulacaktır. Yakın tarihte de Demirel, Ecevit gibi birçok örnek bulmak mümkündür.
Aydın, akademisyen, gazeteci, sivil toplumcu diye ortalıkta dolaşan ve vazife ifa eden kişiler, Batıcı bürokratik akımın misyonerleridir. Onlar aslında birer bürokrattır, asla sivil değillerdir.
Bu nedenle, AK Parti'nin iktidara gelişinden ziyade, asıl onun ayakta kalışı ve karşı tez olarak hayata tutunması sorun olmuştur. Daha önce asla bu mümkün olmamıştı. Ya Menderes gibi idam edilmiş, seçmenleri dağıtılmış, ya da Demirel ve Ecevit gibi devşirilmişlerdi.
Batıcı/laikçi bürokratik iktidarın tarihsel savunma bariyerleri, AK Parti'nin verdiği mücadele ve kazandığı seçimler ile çatlamış, ustaca tasarlanmış ve sorunsuz çalışmış kurgusu çökmüş, failler de deşifre olmuşlardı.
AK Parti ve Erdoğan nefretinin nedeni bu başarı olmuş, AK Parti ve sosyolojisinin kalıcı olduğunun anlaşılması ile tüm kılıçlar çekilmişti. AK Parti ve Erdoğan'a başlangıç döneminde “liberal, sol ve demokrat” aydınların verdiği şerhli desteğin aniden kesilmesi ve 180 derece yön değiştirmesi de bu kalıcılığın anlaşılması ile olmuştur. Gerisi teferruattır.
Dindarların eşit olma ihtimalini destekleyerek (Hatta 28 Şubat'a karşı çıkarak) sergilenen demokratik ambalaj, Batıcı/Laikçi akımın kendisini günün koşullarına göre dindarlar üzerinde prestij kurarak yeniden üretme stratejisiydi.
Dindarların Batıcı laiklere eşit olma durumu bir ihtimalden çıkıp, gerçeklik olmaya başladığı anda kavga ölümcül bir sürece girdi.
Muhtemelen bir başka Batıcı bürokratik mühendisliğin sonucu ortaya çıkan Gülen Hareketi üzerinden devlete hakim olma, bu hakimiyet güncellemesini de demokratikleşme, askeri vesayeti sonlandırma olarak ambalajlayarak dindarlara benimsetme kurgusu
milli bir lidere, Erdoğan'a çarpmıştır.
Oysa ana kurguya göre, AK Parti ve Erdoğan geçici (atılan yeni temelin beton kuruyunca sökülecek kalıbı gibi) Gülen/Batıcı bürokratik ittifak kalıcıydı.
Çok başarılı bir kurgu olduğunu ifade etmek gerekir.
Erdoğan ve AK Parti ayakta kalmaya devam etti ve tarih tekerrür etmekten kurtuldu.
Bunun üzerine üçüncü paralel yapıyı, PKK/HDP'yi devreye almaya, hatta bu uğurda ülkeyi bölünmeye, kardeş kavgasına sokmaya karar verdiler. İlk paralel yapı askeri/sivil ulusalcı vesayet, ikincisi Gülen, üçüncüsü ise PKK/HDP olmuştur. Üçüncü ile mücadele verilirken, dördüncüsünün ya kurulduğunu, ya da devreye alınmak üzere olduğunu bilmek ve bir sonraki kavgayı şimdiden düşünmeye başlamak gerekmektedir.
Bunları birbirinden çıkarsanız, birbirine ekleseniz de, hepsinin tek bir iradeye, millete karşı Batıcı/Laikçi Bürokratik akıma bağlı olduklarını bilmelisiniz.
Millet iradesini esas kılacak devlet sistemini ve vesayet kurumlarını ayıklayacak bir anayasayı yapana kadar, paralel yapılar, 5, 6,7 diye devam edecektir.
“Seni başkan yaptırmayacağız” sözünün gerçek anlamı budur ve aslında Erdoğan'a değil, millete parmak sallamaktadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019