Mehmet DOĞAN
Türkiye’de yaşadığımız son gelişmeler bizlere aslında yeni olmayan ancak tekrar tekrar cevaplanmasında yarar görünen bir soruyu hatırlattı: Cemaat nedir? Gücünün sınırları neye işaret etmektedir ve bu gücün yansımaları neler olabilir?
Her şeyden evvel çokça dillendirilen bir mesele Cemaat, Camia, Hizmet adları verilen organizasyonun başı ya da sonu belirli değildir dolayısıyla mevcut koşullarda fiziki sınırlarının ve kapsamının anlaşılması mümkün değildir. Bir siyasi parti, dernek ya da örgüt gibi bir oluşumdan bahsedemediğimiz ve yöneticilerinin ya da üyelerinin görev, yetki ve güçlerini bilemediğimiz içinşeffaf olduğunu söyleyemiyoruz.
Son olarak Türkiye siyasetinin geldiği nokta itibariyle bu oluşumun masaya yatırılması gerektiğini düşünenlerdenim. Öyle bir oluşum ki bu, ‘’ne istedilerse’’ hükümet tarafından sağlanan, ‘’hükümet tarafından emniyet güçlerinin teslim edildiği’’ ya da son iddialara göre ‘’paralel devlet’’ ve ‘’çete’’ olarak anılan bir mevcudiyete işaret ediyor. Hatta son krize referansla halkın dilinde ‘’muhalefetin yapamadığını yapabilmiş ve başbakan Erdoğan’ı yenebilmiş güç’’ olarak ifade ediliyor.
Cemaat, takipçilerinin dini hassasiyetlerle maddi manevi desteklediği bir yardım organizasyonu mudur yoksa elindeki gücü istediği oranda ticarete istediği oranda ise siyasete ve adalete entegre etmekten çekinmeyen bir çıkar örgütü mü? Tanıma ihtiyaç duyulması hepimizin menfaatine diye düşünüyorum.
Öyle bir organizasyon ki bu, Türkiye’nin en önemli meselesi olan Kürt sorunun çözüm sürecinde aktif rol oynadığı ve Türkiye’nin gelmiş geçmiş en güçlü hükümeti olduğu düşünülen hükümetin siyasi kararlarını engelleme ya da yönlendirme gücü olduğu açık açık konuşuluyor. KCK tutuklularının salınmasını Cemaatin engellediğini, İlker Başbuğ, Nedim Şener, Ahmet Şık gibi isimlerin tutuklanmasında ‘’hükümete rağmen’’ aktif rol oynadığını öğreniyoruz. Son tahlilde bu iddiaların hükümet cephesinden de açıktan desteklediğine şahit oluyoruz.
Cemaat bir sivil toplum örgütüdür denilse de, ‘örgüt’ kavramının yasadışılıkla anıldığı güzel ülkemizde, bizzat Fethullah Gülen tarafından ‘örgüt’ denemeyeceği ifade edilmiştir.Camia, Hizmet Hareketi gibi söylemlerle ‘’sevimlileştirilen’’ ve meşruiyetine katkı sağlanmaya çalışılan bu oluşumun ne olarak tanımlanması gerektiği ya da amacı muğlaklığını koruyor.
Sivil toplum nedir sorusuna da çeşitli tanımlar yakıştırılmış, kavram belirli sınırlar çizilse de netlik kazanmamıştır. Larry Diamondsivil toplumun, örgütlü sosyal yaşamın gönüllü, kendi kendini üreten ve destekleyen, devletten özerk olup bir yasal düzen ya da ortak kurallara bağlı olan alan olarak tanımlarken onu özel alan ve devlet arasında konumlandırmıştır.Habermas ise sivil toplumun kurumsal çekirdeğinikiliselerden, kültür derneklerinden ve akademilerden bağımsız medyaya, spor ve hobi derneklerine, parti ve sendikalara kadar çeşitli inisiyatiflerle özdeşleştirir ve devlet dışı ve ekonomi dışı birlikteliklerin oluşturduğunu söyler. Karl Marx sivil toplumun doğrudan burjuvazinin ürünü olduğunu belirterek; ‘’bireyler arasındaki ekonomik ilişkilerin tümüdür’’ tanımını yapar.
Cemaat organizasyonunun,kendi içerisinde belirli oranda hiyerarşik bir yapısı olan gönüllüler örgütü olmasına diyecek bir söz yok. Bu cemaatin üyelerinin siyasa yapma ve karar almasüreçlerinde sivil toplumun bir parçası olarak aktif rol oynaması da meşrudur. Ancak meşru olmayan ve sorgulanması gereken, bu organizasyonun siyasa yapma sürecinde ve devletin diğer mekanizmalarında hukukun işleyişini menfaati doğrultusunda önleyip önlemediğiayrıcasivil toplumun diğer unsurlarına doğrudan ve dolaylı engeller oluşturup oluşturmadığıdır.
Şeffaf olması tartışmasını ise Cemaat’in uyguladığı iddia edilen illegal işlevleridenetleyebilmek ve onu hukuki sınırlarda olmaya zorlamak için zaruri görüyorum.Hizmet hareketi, devletin çalışma alanına doğrudan nüfus ettiği ölçüde sivil toplum örgütü olması tanımı gerçekliğini yitirir. Diğer yandan ise Cemaat’in doğrudan ve dolaylı olarak kontrol ettiği bilinen ekonomik gücün,onun özerkliği iddiasını boşa çıkarabileceği, bu örgütün devlet organlarıyla kurabileceğiher ilişkinin de ona ekonomik fırsatlar sunduğu bilinmelidir.Sivil toplumun, tanımı gereği devletle arasına mesafe koyan bir devlet ve ekonomi dışı aktör olduğundan yola çıktığımızda, devletin organlarına doğrudan nüfus etmeye çalışan Cemaat, sivil toplum olarak tanımlanmaktan uzaklaşır.Bu yaklaşıma devletin organlarını kontrol etme iddiasını da eklediğimizde durum çok daha netleşiyor.Gramsci sivil toplumu anlatırken siyasi yapının üzerinde ve hatta onu çevreleyen bir işlevi olduğunu söylemiştir ancak Cemaat’in pozisyonu çerçevesinde bir sivil toplum, devletin üzerinde bir alana değil aksine onun bir uzvu olmaya çabalayan yapıya işaret ediyor.
Marx’ın sivil toplum tanımına uyduğu ölçüde Cemaat, dini ve manevi menfaatler çerçevesinde örgütlenmiş bir camia olarak tanımlanmaktan da uzak değil midir?Ayrıca bir sivil toplum örgütü olarak Cemaat’in takipçilerinin ve mali destekçilerinin para ilişkilerinin de kayıt altında olmadığını tekrar belirtmekte yara var. Bu kayıt dışı ekonomik ilişki, gayri resmi ve gayri hukuki sonuçlar doğurmapotansiyeli taşımaktadır. Bir çok eski Cemaat mensubunun da iddiaları çerçevesinde, gönüllülerden toplanan yardım paralarının Cemaat aktörlerinin ve ilintilikurumların ekonomik ilişkilerine aktarıldığı söylenmekte ise bu suiistimalindoğruluğununfa denetlenmesi sağlanmalıdır. Bu tür denetleme mekanizmaları gelişmişlik düzeyini belirlemekte de kıstas değil midir? Ekonomik ilişkileri ne kadar kayıt altına alırsanız o oranda yasallaşır ve kamu zararı azalır.
Sonuç olarak ben Cemaat’in sivil toplum örgütü olduğu kanısında olmamakla birlikte, sivil toplum örgütü olması çabasının organizasyonu şeffaflaştıracağı ölçüde gerçekleşebileceğini düşünüyorum.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2014
22.07.2014
11.07.2014
5.06.2014
25.04.2014
24.04.2014
4.04.2014
1.04.2014
12.03.2014
7.03.2014