Mehmet Ocaktan
Amerika öncülüğündeki İngiltere ve Fransa üçlüsünün, Suriye’ye yönelik kısa ama sert müdahalesi, krizin başladığı ilk günden bu yana oluşan bloklaşmalar dahil, aynı zamanda bütün güç algılarının da yeniden şekilleneceğinin işaretlerini veriyor.
ABD’nin Suriye krizinin ilk yıllarında, soruna ilgisiz davranmasıyla boşalan alanı Rusya doldurmuş ve sonrasında sahada adeta hakimiyet kurarak kendini Suriye’nin tek patronu ilan etmişti. Öyle ki son iki yılı dikkatle incelediğimizde, özellikle Astana ve Soçi zirvelerinde gündeme gelen hiçbir konunun hayata geçmediğini ve bütün yapılıp edenlerin Rusya’nın Esad’ı koruma manevralarından ibaret olduğunu görürüz. Mesela bu zirvelerde İdlip ‘çatışmasızlık’ bölgesi ilan edildiği halde Esad, sadece Rusya’nın vizesiyle katliamlarına devam etmiştir. Yani Rusya Astana’da çözümcü, Suriye’de savaşçı olmuştur.
Ancak Amerika-İngiltere-Fransa üçlüsünün operasyonu bölgedeki bütün dengeleri bir bakıma yerinden oynatmış ve sadece şekilden ibaret olan bu zirvelerin görüntüsü de sıfırlamıştır.
Muhtemelen bundan sonra, eğer yapılırsa Astana ve Soçi zirveleri tarihin en kısa ve en hızlı operasyonunun yarattığı yeni Suriye fotoğrafına bakarak kararlar almak durumunda kalacaktır. Bunun en önemli göstergesi, Rusya’nın müdahalenin üzerinde 12 saat bile geçmeden ”İşbirliğine hazırız” mesajı vermiş olmasıdır.
Esas itibariyle, Suriye’de yedi yıldır süren iç savaş konusunda Amerika’nın politikasızlığı ve şaşkın tavrı bu operasyonla da vuzuha kavuşmuş ve yeni politikalar üretilebilmiş değil. Bu operasyonun, daha çok Trump’ın Rusya ile olan ilişkileri yüzünden oluşan zaaf görüntüsünü perdelemek ve Amerikan kamuoyunda meşruiyet oluşturmak hedefiyle yapıldığı görmekte yarar var. Daha doğrusu Trump’ın Doğu Guta’daki kimyasal katliamı dert edinip insani bir tavır sergilediğine inanmak biraz zor...
Ancak her şeye rağmen bu müdahalenin en önemli sonuçlarından birisi; Rusya’nın kendi başına Suriye’yi dizayn etme gücünün olmadığını görmüş olmasıdır. Çünkü Rusya’nın Suriye’deki çıkarlarını tehlikeye atmak gibi bir niyeti yoktur. Yani Rusya artık tek patron değildir. Muhtemelen yeni dönemde, sadece kendi çıkarlarını korumaya odaklanacaktır.
Ve en önemlisi de Rusya’nın kollarında kendini güvencede hisseden ve kanlı zafer çığlıkları atan Esad için geleceğin sanıldığı kadar güvenli olmadığı gerçeğinin ortaya çıkmış olmasıdır. Astana ve Soçi zirveleriyle güle oynaya eski günlerin hayalini kuran Esad da gördü ki, bu masa kağıttan bir kaplandır. Bundan sonra nüfuz alanı daralan Rusya dahil, kimsenin Esad’ı sonuna kadar koruma-kollama gücüne sahip olmadığı ortaya çıkmıştır. Elbette bu Esad’ın işinin tümden bittiği anlamına gelmiyor. Zira ortada henüz Esad’ın işini bitirmeye yönelik ciddi bir proje yok, operasyon üçlüsü sadece oyunu bozmuştur o kadar...
Bu operasyonla ortaya çıkan bir başka gerçek de, Esad’la oynaşmaya devam eden İran için tünelin ucunun giderek daha da karanlık hale gelmesidir. Elbette İran kolay vazgeçmeyecektir, ama şu bir gerçek ki Tahran için deniz giderek tükeniyor...
Hiç kuşkusuz, üçlü müdahale sonucu Rusya’nın nüfuz alanının sınırlanmasıyla birlikte Türkiye için yeni bir diplomatik pencere açılmıştır. Ortaya çıktı ki Rusya-Türkiye-İran masası, sahada çözüm üretme kabiliyetine sahip değildir.
Nitekim başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere Türkiye her seviyede operasyona destek açıklaması yapmıştır. Ankara açılan bu yeni koridordan yürüyerek, daha işin başında dillendirdiği ‘Esadsız çözüm’ tezini özellikle Rusya ve İran’a daha yüksek sesle söyleyebilir. Eğer Türkiye bundan sonra doğru adımlar atarsa hem Batı ile olan ilişkilerinde, hem de bölge politikalarında güçlü bir pozisyon kazanabilir. Çünkü, hiçbir şartta Esad’a güvenilemeyeceği tezi operasyon öncesine göre daha güçlü bir zemin bir zemin kazanmıştır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025