Mehmet Ocaktan
Gerek Batı dünyasında, gerekse dünyanın başka coğrafyalarında “Liberal demokrasi öldü, yaşasın popülizm” rüzgarlarının estiği bir dünyada yaşıyoruz. Bilindiği gibi İkinci Dünya Savaşı faşizmi altetmiş ve geriye liberalizmle komünizm kalmıştı, ta ki 1980’lere kadar... 1980’li yıllarla birlikte komünizmin de defterinin dürülmesiyle birlikte meydan liberalizme kalmıştı.
Kısacası binlerce yıldır bireylerin siyasal haklarını kısıtlayan, bireysel özgürlükleri tanımayan, fikirlerin ve malların dolaşımını kısıtlayan baskıcı rejimlerin ve diktatörlerin yerini, özgürlüklerin değerini el üstünde tutan liberalizm almıştı. Hiç kuşkusuz bu hakları elde etmek kolay olmadı, insanlar yüreklerinin sesini dinleyerek dikenli tellerle çevrili çitleri aşarak vahşi diktatörleri yenip demokratik rejimleri kurmayı başarabildiler.
İkibinli yıllara geldiğimizde liberal anlatı neredeyse küresel düstur haline gelmişti. Ve dünyanın değişik coğrafyalarında demokratik değerler cazibe merkeziydi artık...
Ancak 2008’de yaşanan küresel finans kriziyle birlikte dünyaya bir haller olmaya başladı. Dahası, dünyanın dört bir yanında liberal demokrasinin yarattığı hayal kırıklıkları sonrasında ‘güvenlik duvarları’ insanların hayallerini süsler hale geldi. Öyle ki basın özgürlüğü dahil bütün özgürlükler lüks olarak algılanmaya ve muhalefet neredeyse ‘hainlik’ olarak nitelenmeye başlandı.
Özellikle Trump’ın 2016 yılında yükselişiyle, yani “Trump rejimi”yle birlikte artık bütün dünyada hukukun ve demokratik değerlerin fazla bir anlam ifade etmediği vahşi rüzgarlar esiyor...
Şimdilerde başta Amerika olmak üzere bütün bir Avrupa kıtası pencerelerini, kapılarını kapatıp geçmişin imparatorluk hülyalarına dalmış durumdalar. İşin özeti, küreselleşmeyi icat etmiş ülkeler birkaç binlik mülteci akınını görünce küreselleşme oyununu oynamamaya karar vermiş bulunuyorlar. Kendilerini kale duvarlarının içine hapsedip, kaçış hayalleri kurarak sorunları inkar etmeyi tercih ediyorlar yani...
Bruno Latour “Güvenli Avrupa” makalesinde bu kaçışı şöyle tanımlıyor: “İngiltere imparatorluk hülyasına geri döndü, on dokuzuncu yüzyıl sonunda olduğu gibi, Amerika tekrar büyük devlet olma arayışında. Kıta Avrupası yalnız, zayıf ve hiç olmadığı kadar bölünmüş durumda. Polonya hayali bir ülke düşlüyor; Macaristan artık sadece ‘yerli’ Macarları istiyor. Hollandalılar, Fransızlar ve İtalyanlar hepsi bir o kadar hayali olan sınırlar içine kapanmak isteyen partilerle boğuşuyor. Bütün bunlar Rusya’nın ağzını sulandırıyor...”
Aslında gerek Amerika’da Trump’a oy verenler, gerekse Avrupa’da ayrımcı rüzgarlar estirenler tümden demokratik değerlerden vazgeçmiş değiller. Onlar daha çok küreselleşme ile kapılarına dayanan yabancılara karşılar.
Ancak unutmamak gerekiyor ki, demokrasiden hazzetmeyen popülist otoriterler bir kere ülkelerin yönetimlerini ele geçirirlerse egemenliklerinin süresini istedikleri gibi uzatabilirler. Çünkü oluşturdukları medya tekeliyle başarısızlıklarını ‘hayali dış düşmanlar’ın üzerine atmakta son derece maharetlidirler. Kontrollerindeki medya aracılığı ile bütün başarısızlıkları dış mihrakların üzerine atıp, beka sorununu toplumun birinci gündem maddesi haline getirirler.
Batı’da ve dünyanın değişik coğrafyalarında popülist illüzyona kapılan insanların istediği aslında otoriter bir yönetim değildir. Mesela Trump’a oy verenlerin de, Fransa’daki, Polonya’daki, Macaristan’daki, Almanya’daki aşırı sağcıların hiçbirisi yolsuzluğun kol gezdiği, hukukun üstünlüğünün olmadığı Putin’in ülkesinde yaşamayı asla istememektedirler.
Ama talihsizliğe bakın ki, popülist liderlerin sattığı hayallerin müşterisi her geçen gün artmaya devam ediyor. Abraham Lincoln, “İnsanları sürekli kandırabilirsiniz ama tüm insanları sürekli kandıramazsınız” demişti ama, otoriter liderler insanları hala kandırmaya devam ediyorlar...
Şimdilik rüzgar otoriter liderlerin ‘hayal dükkanları’na doğru esiyor, en azından şimdilik böyle... Ama ebediyyen sürmesi mümkün değil. Yuval Noah Harari’nin “21. Yüzyıl için 21 Ders” kitabında söylediği gibi: “Sonuçta insanlık liberal anlatıyı bir kenara atmayacak çünkü elinde başka bir seçenek yok. İnsanlar hiddete kapılıp sistemin karnına tekmeyi basabilir ama gidecek başka yerleri olmadığından eninde sonunda geri dönecekler.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025