Mehmet TIRAŞ

“Hayat Hanım”,Ahmet Atan’ın beş yıl yattığı Silivri cezaevinde yazdığı Romanın adıdır.
Hayat Hanım, Türkçe yazıldı ama önceleri Türkiye’de hiçbir yayın evi basmaya cesaret edemedi.
İlk önce İtalya’da basıldı.
Ardından Fransa’da…
“Hayat Hanım” Fransa’da önce 2021 yılı ”TRANSFUGE En iyi Avrupa Romanı” ödülüyle taçlandırıldı.
Ardından Fransa’da 117 yıldırı verilen 2021 yılı “FEMINA Ödülünü ” aldı ve ödül ilk defa bir Türk yazarına veriliyordu.
Ahmet Altan Kitabına verilen ödülü almaya yurt dışı yasağı olduğu için gidemedi…
Ödül törenine gönderdiği mesajında şöyle yazıyordu:
”Edebiyatın yarattıkları Tanrının yarattıklarından uzun ömürlüdür.”
“Sizi hapse atacak güçler olsa da zihninizi hapsedebilecek bir güç kimsede yoktur” diyordu.
Hayat Hanım, Avrupa’da rüzgârlarnarak dolaşmaya başladıktan sonra, doğduğu topraklarının ana dilinde ”Everest Yayın Evi” tarafından,5 Kasım 2021 Tarihinde 50 bin baskı ile yayınlandı ve okurlarına kavuştu.
Kendisini talimatla yargılayan mahkeme heyetinin yüzüne Altan’ın,”Ben yargılanmaya değil yargılamaya geldim.”
“Beni hapse koyabilirsiniz ama beni hapiste tutmazsınız” dediğine tanık oldum.
Gerçekten de tutamamışlar…
Tutamadıkları noktada bu kitaplar doğmuş…
Romanın çok etkileyici büyüsünü okura bırakıp, geniş bir özetini vermeye çalışayım…
Büyük bir domates üreticisinin domates ihracatının durdurulması ile domateslerinin elinde kalması sonucu üreticiyi iflasa götürür. Adam iflasını kabullenemez ve beyin kanaması geçirir kısa süre sonra da ölür.Babası ile birlikte domates yetiştiren oğlu edebiyat öğrencisi Roman’ın baş karakterlerinden ‘Fazıl’ın okumak için geldiği kentte;yoksulların ve garibanların yaşadığı Han’a yerleşmesi ile de kitabın hikayesi başlar.
Fazıl okula başladığı kentte hayata tutunmanın mücadelesini verir ama çok büyük ekonomik sıkıntılar içindedir.
Parasızlıktan Fazıl cep telefonunu bile satar.
Fazıl, bir televizyon kanalının çekimlerde Figüran seyirci alınacağını öğrenir, çekimi yapılan kanala başvurur ve kabul ederler.
Çekimler sırasında ara verildiğinde salonda yalnız başına otururken, Fazıl gibi figüran olarak çekimlere katılan orta yaşlı ve yaşını göstermeyen güzel kadın ‘Hayat Hanım’ la yolu kesişir.
Hayat Hanım Fazıl’ın farklı biri olduğunu sezer ve yemeğe davet eder, birlikte yemekte iki duble bir şeyler içerek tanışmalarıyla başlar ve bu tanışma daha sonra ki günlerde aşka dönüşür.
Kitabın öyküsü Fazıl,Hayat Hanım edebiyat fakültesinde okuyan Sıla,Fazıl’ın edebiyat öğretmeni Nermin hanım, Tarih hocası Kaan,Han’dan Fazıl’ın komşuları Şair,Gülsüm,kız çocuğu Teşhide ve babası Emir üzerinden, yazar romanın hikayesini örer.
Hayat Hanım, Fazıl’dan yaşça büyük bir kadın ama albenisi olan, çekici, dişiliğini öne çıkartan, cinsiyetinin bilincinde, kendine öz güveni olan,birey,kendini karanlıkta ışık gibi fark ettiren, bakımlı güzel bir kadın.
Artık Fazıl ile Hayat Hanım kanalın çekim günlerinde buluşup, Hayat Hanım’ın evinde kalıp sabahlara kadar sevişirler.
Fazıl hep edebiyattan bahseder ama Hayat Hanım edebiyata ilgisi olmayan birisi fakat,Fazıl’ın her sorusunu farklı bir yorumla,Fazıl’ın ezberini bozar.Fazıl buna şaşırır bu kadın okumadığı halde bunları nereden biliyor diye.
Sonradan öğrenir ki Hayat Hanım iyi bir hayvan belgeseli izleyicisidir.
Fazıl bir gün sohbetlerinde “edebiyat beni iyileştiriyor” der.
“Belki hasta olmadığından” diyerek lafı yapıştırır Hayat Hanım.
Bir araya geldiklerinde sevişmelerinin dışında Hayat Hanım ile Fazıl televizyonda hayvan belgeselleri izlerler.
Fazıl Hayat Hanım ile her buluşmalarında Hayat Hanım’ın geçmişini ve ne iş yaptığını öğrenmek ister,sorular sorar ama Hayat Hanım sonunda Fazıl’a ağzının payını verir.
“Geçmiş tehlikelidir. Değiştiremezsin, değiştiremeyince o insanın geçmişine düşman olursun.O geçmişi öldürmek istersin. Âmâ bir insanın geçmişini öldürmek için o insanı öldürmen gerekir. O insanın geçmişini yok etmek için o insanı öldüreceksin.”
Fazıl bir daha Hayat Hanım’ın geçmişini sormadı ama Hayat Hanım’ın geçmişi ve ne iş yaptığı da hiç aklından çıkmadı.
Hayat Hanım Fazıl’a evden çıkarken araba kullanmasını biliyor musun diye sordu?
“Evet.”
“Al bu anahtarı sitede parkta olan araba benim” der.
Fazıl birden şaşırır,anahtarı alıp arabaya bindikten sonra,bu arabayı bu kadına kim aldı, kendisinin doğru dürüst bir işi de yok,Hayat Hanım’ın geçmişini tekrar merak eder.
Fazıl kendisi gibi edebiyat fakültesinde okuyan Sıla ile tanışır.
Sıla ile buluştuklarında bir çay ve bir poğaça ile karınlarını doyururlar edebiyat üzerine uzun sohbetler yaparlar ama,Fazıl Hayat Hanımla yaptıkları sohbetlerde ki heyecanı duymaz.
Fazıl’ın Sıla ile olan ilişkileri ilerledikçe bu ilişki aşka dönüşür.. Sevişmelerini de Fazıl’ın han da ki odasında olur,Sıla sevişmelerinden sonra kalmaz ve hemen ailesinin yanına döner.
Artık Fazıl her erkeğe nasip olmayacak iki kadın arasında aşk yaşamaya başlamasıyla, yalan kültürünü de geliştirir…
Ama şu soruyu da kendine sorar; onlarda beni aldatıyorlardır kesin diye, hayatın tezattı ile yüzleşir.
Bir akşam Fazıl ile evinde beraber olduklarında, Hayat hanım kendimi “Kleopatra gibi hissediyorum” der.
Fazıl “anlamadım”
Fazıl’ı öper,ben de bilmiyorum “Marcus Anatonius” deyip.
Mutlu bir şekilde içeri gidip kıyafetini değiştirip bir şarkı söyleyerek döner: Aşk tesadüfleri sever/Kader Ayrılıkları/yıllar geçmeyi sever/insan aramayı der.
Aşk:” tükenmeyecek birine bağlanmadır” Anotis.
Hayat Hanım her konuyu buna aşkta dahil hayvanların yaşamıyla hayata uyarlar,bazen bir arı olur bazen de bir böcek.
Polonya’da geçen bir at belgeselinde izlemiştim ,”genç aygır ile yaşlı kısrak atları yönlendiriyordu” der.
Fazıl yalnız kaldığında kendi içinde çıktığı yolculuklarda “insana hayatı mutluluk değil, mutsuzluk öğretiyor ”diye yorum yapar.
Fazıl, Han’dan komsusu olan Şair diye bilinen kişi ile ortak kullandıkları mutfakta çay sohbetleri yaparlar, bu sohbetlerine handa kalan Gülsüm ,Emir ile Küçük kızı Teşhide de katılır.
Yalnız Fazıl Şair’in boş olmadığını fark eder. Bir gün şair bir siyasi dergi çıkarttıklarını ve yöneticisi olduğunu söyler Fazıl’a..Sana dergide düzeltme işi vereyim birkaç kuruş haşlık olur.Fazıl’da kabul eder, bu dergi de düzeltmenin yanında başka bir isimle de yazılar yazar.
Aradan birkaç gün sonra,bir gece yarısı hanı polis basar ve Şairin odasına dayanır “aç kapıyı polis sesleri” hanı inleten sesler han da kalanlar uyanır,hanın etrafını polis arabaları sarmıştır.
Fazıl’ın Yan komşusu olan şair, odasının balkonuna çıkar kapıyı açmaz ve balkona çıkan Fazıl ile göz göze gelir ve polise teslim olmaz şair, hiçbir şey söylemeden kendini hanın boşluğuna bırakarak intihar eder.
Bu olayın etkisinde kalır günlerce üzerinden atamaz Fazıl.
Şair’in başına bu dergiden dolayı geldi sıra bana da gelebilir der.
Fazıl şairin intihar olayını ilk önce Hayat Hanım’a anlatır. Hayat Hanım da “kendine dikkat et buralar tekin yer değil.”
Fazıl Şair’in başına gelenleri Sıla’ya da anlatır.. Sıla, artık bu ülkede yaşamak zorlaştı gittikçe daha da zor günler bizi bekliyor..Ben Kanada’ya gitmeyi düşünüyorum, sen de istersen gel beraber gidelim.Bizim aile dostumuz birisi var Üniversite de öğretim görevlisi bize yardımcı olur, ne dersin?
Haklısın der Fazıl, Üniversiteden edebiyat hocamız Nermin öğretmenle, Tarih hocamız Kaan hocayı polis gözaltına almış ve tutuklamışlar. Nermin hoca öğrencileri gözaltına almaya gelen polisi okula sokmamıştı, bunun intikamını alıyor polis herhalde.
Hayat Hanımın evinde buluştuklarında Fazıl Kanada’ya gitmeyi düşündüğünü söyler.
“Sıla’ ile mi gideceksin?”
“Evet.”
“Git Sıla aklı başında bir kız buralarda yaşamak çok zor.”
Ama “param yok” der Fazıl Hayat Hanım’a
Sıla Kanada’ya gitmek için bütün işlemlerini yapar Fazıl’ı bekler.
Fazıl’da hazırlığını yapar ama Sıla’dan sonra gidecektir.
Fazıl Sıla’yı yolcu ederken, Sıla sorar, “sen ne zaman geleceksin” ona göre hazırlık yapayım.
Çok düşünmeden Fazıl’ın ağzından şu cümle çıkar “ben gelmeyeceğim,vaaz geçtim” der.
“O yaşlı kadını düşünüyorsun” değil mi, der Sıla.
Hiç başka bir konuşma geçmez aralarında vedalaşırlar Sıla Kanada’ya uçar.
Fazıl ise Hayat Hanım’ın evine gider.
Hayat Hanım kapıyı açar ama Fazıl’ın hiç beklemediği şekilde makyajsız,bakımsız, kılık kıyafeti pejmürde bir durumdadır şaşırır. Fazıl’ı çok soğuk karşılar içeri buyur eder bir hoş geldin der gülmez bile.
Fazıl ne oldu diye sorar?
“Bir şey yok.”
Kanada’ya ne zaman gidiyorsun diye Fazıl’a sorar?
“Param yok nasıl gideyim” der.
Fazıl’ı kibarca evden kovar Hayat Hanım..
Fazıl’da evden çıkarken arabanın anahtarını masanın üzerine bırakır ama Hayat Hanım anahtarı bırakma demez.
Fazıl yalnız başına kaldığını hisseder hayat Hanım’ı ne kadar telefonla aradıysa hep telefonuna ulaşılamıyor sinyali gelir. Hayat Hanım’ın evine gider siteye girince apartmana bakar evinin perdeleri kapalıdır, yine de çıkıp zili çalar ama hiçbir ses gelmez, üzgün bir halde hanın yolunu tutar.Bu arada Şairin çıkarttığı dergi kapanır kendine gelen üç beş kuruşta kesilir.
Fazıl akşam han’a geldiğinde odasının kapı kolunda bir bankadan gönderilmiş bir mektup vardır. Açıp mektubu okur bankaya gelmesini yazıyor.
Bankaya gider çok yüklü hem de 100 milyar lira hesabına para yatırılmış. Kimin yatırdığını banka görevlisi söylemez ama Fazıl tahmin eder,bu parayı Hayat Hanım’ın yatırdığını,parayı dolara çevirip hesabına geçtikten sonra. Hemen Hayat hanımı telefonla arar yine bildik ses ulaşılamıyor. Hayat Hanımın evine gider siteye girdiğinde araba parkta yoktur,yanılmaz Fazıl arabayı satıp benim hesabıma yatırdı, Kanada’ya gitmem için. Hayat Hanımın Perdeleri yine kapalıdır çıkar evin zilini çalar ama kapıyı açan olmaz.
Han’a döndüğünde Fazıl, hanın odasının kapısında bir zarf vardır, zarfı açar başlar okumaya:
“Neden hala gitmedin? Evet,seni izliyorum arada gelip. Ben senin gidip gitmediğine bakıyorum. Ben yarın gidiyorum.Ülkenin derinlerine doğru gideceğim. Uzun süre dönmeyeceğim.Belki de hiç.Evet üzüldüm.Hem de çok.Benim üzülmemi istiyordun.Üzüldüm işte.Üzülmenin ne olduğunu unutmuştum.Hatırladım.Dünyanın her yirmi bin yılda titreyen bir kaya parçası olduğu gerçeğini unutmakmış üzülmek.Mutlu olunca da bu gerçeği unutuyorsun.Ne garip,mutluluk mutsuzluk birbirine benziyor,ikisi içinde gerçeği unutmak gerekiyor. Bu ikisini de sayende yaşadım.Git buradan. Sıla’yı da al git.Senin güvende ve iyi olduğunu bilmek bana iyi gelecek.Senin için endişeleniyorum.Korkmayı da bana yeniden hatırlattın.
Ne yaparsan yap,kimi seversen sev benden sana bir ‘an’ kalacak değil mi?bir ‘an’ seçmeyi ve onun içinde bir yerde saklamayı unutma. Bunu hala istiyorum.
Benim yakışıklı kibar Antoniusum…”
Fazıl “Hayat Hanım’ın beni sevdiğini onu bir daha göremeyeceğimi, ayrıldıktan sonra öğrendim”der.
Shakespeare’in edebiyat dersinde öğrendiği dizelerine sığınır:
“Bu rüya sürdükçe mutluluktu sahip olmak sana/
Uykumda bir kraldım ama bir biçim uyandığımda.”
Geçmişte Hayat Hanımla yaşadıklarını,gülüşünü,kendini tahrik eden kıyafetleri ve sevişmelerini özler.
Her akşam ne olursa olsun aksatmadan Hayat Hanım’ın evine gider,pencerelere bakar tesellisi evin tutulmaması bir umut olur, tekrar gelecek günlerde Hayat Hanım’la karşılaşacağını düşünür.Bir umutla hayata tutunmaya çalışır Fazıl.
Yazar da Romanın hikayesini böylece sonlandırır.
Roman da artık yazanın değil okuyanın olur.
Naçizane okurken aldığım küçük notlarım var.Onları da ihmal etmeyeyim.
”Yazar Domates üreticisinin hangi il de veya bölge de olduğunu belirtmeli ve biraz detaya girmeliydi.. Romanın hikayesinin geçtiği yer İstanbul olduğunu okuyunca anlıyorsunuz ama yazar İstanbul’un tarihi dokusu, güzelliği ve meşaketli bir kent olduğunu romana yansıtmalıydı.
Roman da geçen siyasi bir derginin kapatılması ve üniversite hocalarının tutuklanmasının, siyasi atmosferin ülkede nasıl bir korku imparatorluğuna dönüştüğüne, romanda daha geniş yer verebilirdi.
Roman’ın baş kahramanı Fazıl’ın bu çağda cep telefonu olmadan hem de İstanbul gibi metropol bir kentte, hayatını sürdürmesi düşündürücü geldi bana.”
Ama asıl önemli olan Romanı bitirdiğimde duygu ve düşüncelerim…
Okurların Hayat Hanım’ın hikayesini,kurgusunu,betimlemelerini çok seveceklerine eminim.

Hayat Hanım’ı okumaya başlayınca kitabı elinizden zor bırakacak,sayfaları çevirirken kaçıncı sayfadayım diye bakmaya zamanınız bile olmayacak, biran önce Romanı bitirmek isteyecek,hatta uykunuzdan bile feragat edeceksiniz.
Hayat Hanım’ın akıcı ve sürükleyici dili sizi hem heyecanlandıracak hem kitabın içine gömecek,hem de edebi bir lezzetler tattıracak.
Ahmet Altan’ı bir dostu ve okuru olarak kutluyor ellerine sağlık diyor, sabırsızlıkla hapishanede yazdığı ikinci romanını bekliyorum.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025