Mehveş EVİN
Barış için imza atacağına, bilimsel fikir üretip ifade özgürlüğünü savunacağına, tezsiz doktora yaz, bak o zaman en makbul akademisyen sen olursun...
Olay, güzel ülkemizin birbirinden nadide üniversitelerinden birinde geçiyor:
Erzincan Üniversitesi’nin 2015’te onayladığı bir ‘doktora tezi’nde, giriş bölümleri haricinde tek bir cümle olmadığı ortaya çıktı! 19. Yüzyılda Osmanlı halkının hayatını ‘inceleyen’ sözümona araştırma, muhtemelen google’dan indirilmiş yemek ve hayvan adları, içecekler, atasözlerinden ibaret. Üstelik M.A. adındaki bu kişi, halen “akademik kariyerini” sürdürüyor. (‘Tezsiz, hatta cümlesiz doktora tezi’nin haberi şurada:
YÖK, savunma olarak utanmadan ‘Yayınladık ama onaylamadık’ diyebiliyor. Yahu ilkokul çocuğu böyle ödev verse öğretmeni sınıfta bırakır. Hiç mi utanmıyorsunuz?
Türkiye üniversitelerinde intihal gırla, dünya sıralamalarında hızla geriye düşülüyor. ‘Tezsiz doktora’ neden bu hale düşüldüğünün en çarpıcı örneklerinden biri.
Ama YÖK iyi eğitimle filan ilgilenmiyor. Onun işi, devletin polisliğini yapmak. Mesela iş ‘barış için imza atan akademisyen’lere gelince, şahin kesiliyor.
AKADEMİDE NORM, SALLABAŞ OLMAK
Tıpkı yolsuzluğun ‘işbilirlik’ olarak tariflenmesi ve normalleştirilmesi gibi, akademide de norm artık sallabaş olmak. Aman ha, iktidarın gücüne gidecek söz etmemek... Başka deyişle ne kadar bilimsellikten, sorgulamaktan, çoğulculuktan uzak, o kadar iyi!
Hangi medeniyette böyle bir şey mümkün olabilir? Ya da soruyu şöyle soralım: Yüksek eğitimin üzerinde böylesine büyük baskı kurulan, ifade özgürlüğü hukuksuzca cezalandıran bir ülkede medeniyetten bahsedilebilir mi?
Hal böyleyken, Barış İçin Akademisyenlere açılan davalar, işsiz bırakılmaları, mobbinge uğramaları, yurtdışına çıkamamaları başka bir anlam kazanıyor.
Hayır efendim, mesele ne dedikleri, neye imza attıklarından ibaret değil! Mesele, tektip düşünceyi, kültürü dayatmak.
Ali Duran Topuz’un sözleriyle, “Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi davaları, düşüncenin ne olduğuna karar vermek isteyen, yani yurttaşların temyiz kudreti bulunduğunu kabul etmeyen; kamuda ve toplumda ‘ülkesine ve milletine yabancı’ addedilen farklılıkların barınmasına karşı olan, homojen toplum hayalindeki otoriter/totaliter bir aklın iktidarını pekiştirme davalarıdır”.
Ve ne yazık ki bu tahayyül, sadece iktidarı elinde bulunduranlara ait değil...
İktidara ortak olan, besleyip yönlendiren; ‘yüzde 100 milli ve yerli’yi matah sayanların desteklediği yıkıcı zihniyet, bu.
AKADEMİSYENLERLE DAYANIŞMAYI KIRAMAYACAKSINIZ
12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK’ün, akademinin üzerindeki faşist baskının bugün, şiddetini artırarak devam ettiğini tecrübe etmek ne acı... “Askeri yargıdan beteri de varmış” dedirttiler ya bu millete, bravo.
2015’te, sokağa çıkma yasakları sırasında “Bu suça ortak olmuyoruz” başlıklı bildirinin ilk imzacısı olan 1128 akademisyenden 148’inin yargı süreci başladı.
Yargı diyoruz, ama yapılan şeyin hukukla alakası yok.
Aralarında Türkiye’nin en parlak hocaları, en iyi öğrencilerini yetiştiren, en iyi üniversitelerin akademisyenleri var. Zaten nitelikli akademisyenin sayısı çok az. Alıp başınızın üstüne koymanız gerekirken terör örgütü propagandasıyla suçluyorsunuz. Cezası, 7.5 yıla kadar hapis!
İlk dava 5 Aralık’ta görüldü; diğer duruşmalar günlere yayıp bölünerek, farklı üniversitelerin hocalarını boncuk gibi dağıtarak 17 Mayıs’a kadar maraton şeklinde sürecek. Dava takvimi için:
Avukat Meriç Eyüpoğlu’nun tespit ettiği gibi, davaların bu şekilde dağıtılmasının amacı, akademisyenleri yalnızlaştırmak. Öğrencilerini, meslektaşlarını, hak savunucularını, gazetecileri bezdirmek, gündeme bile gelmemelerini sağlamak...
Sizin adınıza üzgünüm, kendi adıma umut doluyum: Dayanışmayı bu numaralarla kıramayacaksınız.
BIRAKIN ÇOCUKLAR FARKLI DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENSİN
İhraç sürecinden hazırlanan iddianameye, barış akademisyenlerine açılan davalar başından sonuna hukuksuz.
Avukat Eyüpoğlu şöyle izah ediyor: "Neden bunu söylediniz de, şunu söylemediniz?’ diye bir yargılama olabilir mi? Böyle bir hukuk aklı olabilir mi? Olamaz kuşkusuz. İlk iddianame başka bir savcı tarafından hazırlanmıştı. İkinci grup davalar için hazırlanan iddianame de öz olarak aynı. İkisi de bildirinin söylediklerini değil, söylemediklerini tartışıyor. Bu tabii ki hukuken çok yadırganacak bir durum... Kimse, söylemedikleri üzerinden yargılanamaz.”
(Pınar Tarcan’ın Eyüpoğlu ile yaptığı röportajı lütfen okuyun:
Tekrar tekrar hatırlatmamız, anlatmamız gereken şu:
Anayasa’da güvence altına alınmış olan düşünce ve ifade özgürlüğü, terör propagandası bahanesiyle yargılanamaz. Bu kişilerin düşüncelerine katılmıyor olabilirsiniz, fark etmez. Hangimiz birbirimizin düşüncelerini, kararlarını yüzde 100 destekleyebilir ki?
Şiddeti tek satır övmemiş akademisyenlerin böylesine hırpalanması, haksızlığa uğraması, sadece onlara değil, bu ülkenin geleceğine yapılan çok karanlık bir müdahale.
Lütfen üniversiteleri tezsiz doktora yazanlara, sallabaş yöneticilere, intihalle bir yerlere gelenlere bırakmayın... Bırakın çocuklar, farklı düşünmeyi, tartışmayı öğrensin; onurlu, barışçıl, bilimsellik çerçevesinde eğitim görebilsin.
7 Aralık’ta (bugün) görülecek BAK davaları:
- Galatasaray Üniversitesi'nden 3, İstanbul Üniversitesi'nden 8 akademisyen, İstanbul 32. ACM
- Galatasaray Üniversitesi'nden 4, İstanbul Üniversitesi'nden 8 akademisyen, İstanbul 33. ACM
- Galatasaray Üniversitesi'nden 6, İstanbul Üniversitesi'nden 6 akademisyen, İstanbul 34. ACM
- İstanbul Üniversitesi'nden 1 akademisyenin davası İstanbul 36. ACM
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.10.2025
21.10.2025
18.10.2025
9.09.2025
2.04.2025
24.03.2025
28.02.2025
20.02.2024
4.02.2024
6.11.2023