Mithat SANCAR
Siyasi kararları ve eylemleri bir akla, bir mantığa dayandırmak her zaman kolay olmuyor. Özellikle “geçiş dönemleri”nde akıllar fazlasıyla karışabiliyor.
Türkiye uzun süredir bir nevi “geçiş dönemi”nden geçiyor. Böyle dönemlerde eski sisteme ait dengeler sarsılır ve güçler yeniden dizilir. Eski sistemin egemenleri kudretlerini adım adım yitirirler.
Bu durumun gerçekleşmesi nispeten hızlı olur, teşhis edilmesi de zor değildir. Çok daha zor olanı, eski sistemin değerlerinin ve aklının/mantığının çözülmesidir. Bu değerler, bu akıl ve mantık etkilerini uzun süre korurlar. Bu değerlerin temsilcileriyle çatışarak iktidar olanlar, bilerek ya da bilmeyerek, o değerlere göre hareket edebilirler. Yeni iktidar kadroları eski değerlerle uyum içinde davrandıkça, eski sistemin ürettiği sorunları çözme imkânını ve becerisini de kaybetmeye başlarlar. Hatta o sorunları daha da karmaşık hâle getirirler. Bu hâl, hem kendilerini hem de toplumu ciddi çıkmazlara doğru sürükler.
Gündemimizi belirleyen iki önemli olay var. Biri ellinci gününe giren açlık grevleri, diğeri 29 Ekim mitinglerinin yasaklanması ve ardından yaşananlar.
Yeni yöneticiler, yani AKP hükümeti, her iki olaya da eski sistemin mantığı ve değerleri çerçevesinde yaklaştı. Hükümetin üslubu ve tutumu, neredeyse tıpa tıp eski sitemden alınmış gibidir.
Hükümet, açlık grevlerini önce görmezden geldi. Ancak eylemler, ölüm veya kalıcı hasar sınırına yaklaşınca ve kamuoyundan da tepkiler gelince ilgilenir gibi yaptı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in yapıcı çabaları, hükümetin çözüm için girişimde bulunacağına dair bir umut yarattı. Lakin Başbakan Erdoğan, partisinin dünkü grup toplantısında, maalesef bu umutları (en azından şimdilik) söndüren bir dille konuştu.
Diyor ki Başbakan, “Devlet şantaja, tehdide boyun eğmez, pabuç bırakmaz”. Bu dilin, bu yaklaşımın, geçmişte derin insani acılara ve ağır siyasi tahribata yol açan muktedirlerin aklından ve değerlerinden zerre bir farkı yok.
Neden yapıyor bunu Başbakan? Kutuplaşmadan ve gerilimden siyasi fayda mı umuyor? Nasıl bir fayda olabilir ki bu?
Bu sorulara mantıklı bir cevap vermek zor. Ama görünen bir şey varsa, o da, toplumsal taleplere tepeden bakan ceberut devlet ruhunun, bu hükümete de epeyce sindiğidir.
Robert Musil, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun son dönemlerini tam bir “paradokslar âlemi” olarak değerlendirir. Ne kadar sıkıntı yaratırsa yaratsın, bu durumun iyi tarafları olduğunu da düşünür Musil. Bu ortamdan çoğulcu-demokratik bir yapı doğmasının da mümkün olduğuna inanır. Lakin iktidar aygıtlarının politikaları ve uygulamaları, bu ihtimali yok ediyor ona göre. Diğer ihtimal ise, çöküştür.
Mümkün olan ile mevcut olan arasındaki bu hazin mesafe, bu acıtıcı paradoks Musil’i şu değerlendirmeyi yapmaya yöneltir: “Bu devletin ruhu, irade dışı bir mutlakıyetçilik olarak adlandırılabilir; çünkü bu devlet, nasıl yapılacağını bilseydi, aslında demokratik davranmayı tercih ederdi.”
Bizde de bu otomatik otoriterlik ruhu, hemen her kritik kavşakta canlanıveriyor. Sadece iktidar düzlemine egemen olmakla kalmıyor, toplumsal alana da yayılıyor.
Şimdi, açlık grevlerini, ölümler yaşanmadan sona erdirmek için hükümetin jest niteliğinde bir şeyler yapması bile yeterli olabilir. Üç talebi var açlık grevindekilerin. Hükümet, anadilinde savunma hakkını tanıyacağını zaten taahhüt etmişti. Öcalan’a uygulanan tecrit ise, zaten ulusal ve uluslararası hukuk normlarına bütünüyle aykırı. Bu iki talebin karşılanması hâlinde, açlık grevlerinin sona ereceği kesin gibi. Açlık grevindekilerin, üçüncü talep olan “anadilinde eğitim hakkı”nda ısrar etmeyeceklerine dair epeyce işaret var. Doğrusu da budur bence.
Bir siyasi eylem yöntemi olarak açlık grevini doğru bulup bulmamaya göre değil, taleplerin makul ve meşru olup olmadığına göre tavır belirlemek o kadar mı zor? Açlık grevi yapanları “kötü” göstermek, bu eylemi evrensel ölçülerle değerlendirmekten kaçmayı meşrulaştıramaz. Olsa olsa, eski rejimin ayrımcı ve kıyıcı mantığıyla buluşturur böyle davrananları.
29 Ekim mitingine getirilen yasak da, miting sırasındaki polis şiddeti de, devletin otoriter ruhunun otomatik tezahürüdür. Hükümetin bu politikasını meşrulaştırmak için argüman arayanların, bu ülkedeki en iyi temsilcisi Vural Savaş olan “militan demokrasi” gibi otoriter, hatta semi-faşist bir mantığa sarılmaları ibret vericidir ve de bu ruhla nerelere gidilebileceğini gösterir.
Biraz da zorlayarak bu yasakçı tutumda bir mantık bulabiliriz. Belki de AKP, CHP’nin yasağa uymamakla, ulusalcılara iyice teslim olacağını hesaplamış ve bunu istemiştir. Zira ulusalcılığa tamamen mahkûm olan bir CHP, kendi içinde zayıf da olsa süren demokratik arayışları tamamen bastıracak, daha da marjinalleşecektir. Bu da, AKP’yi demokratikleşme söyleminin tek sahibi hâline getirecek, bu konuda alternatifsiz olduğu algısını güçlendirecek ve manevra alanını biraz daha genişletecektir.
AKP’nin böyle bir hesabı varsa, bunun için yasakçılığa ve türlü oyuna başvurmasına hiç gerek yok. Kürt sorunu başta olmak üzere, çözüm konusunda daha cesur, demokratikleşme alanında daha kararlı davranması yeter zaten.
Anlaşılan, AKP devletin yerleşik mantığını sahiplenmeyi daha kârlı ve yararlı buluyor. Ancak toplumsal dinamiklerin çok daha karmaşık, siyasal alanın çok daha canlı hâle geldiği bu “geçiş dönemi”nde, eski rejimin aklıyla gidilebilecek fazla bir yol olmadığını bilmek lazım. Bu kısa yolun sonu da, hem AKP için hem de toplum için ağır bedellerle donanmış görünüyor. Yol yakınken...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014