Mithat SANCAR
Yeni bir toplumsal sözleşme kurmaya niyetlenmek, Kürt sorununu çözmeye hazır ve kararlı olmayı gerektirir. Her iki durumda da, siyasal sistemin yeniden düzenlemesi ve birlikte yaşama kodlarının yeniden tanımlanması kaçınılmazdır.
Kısaca, Kürt sorununu çözmenin ve yeni toplumsal sözleşme yapmanın derin anlamı ve esas sonucu, bu ülke için “yeni bir dünya yaratmak”tır.
Yeni bir dünya yaratmanın ilk şartı, yeni bir dil kurmaktır. Çok sevdiğim Avusturyalı yazar ve şair Ingeborg Bachmann’ın çok sevdiğim sözüyle, “yeni bir dil olmadan yeni bir dünya yaratılamaz.”
İlk duyuşta, içi boş bir slogan gibi çınlayabilir bu cümle. Olur olmaz kullanıldığı için, yıpranmış ve tükenmiş bir fikir gibi de gelebilir. Lakin Bachmann’ın öykülerini, tek romanı Malina’yı, radyo oyunlarını, düzyazılarını, söyleşilerini okuyunca ve bunları başka kaynaklarla birleştirince, bu deyişte sürekli yenilenebilir bir cevher bulunduğunu görmek zor olmaz.
Bachmann’ın dile biçtiği bu işlev, dil felsefesinin büyük ustası Ludwig Wittgenstein’ı hatırlatır ister istemez. Bir tesadüf değil bu. Zira felsefe öğrenimi de gören Bachmann, Wittgenstein’dan çok etkilenmiş, hatta onun hakkında bir deneme kaleme almıştır. Bu iki müstesna şahsiyet de, dil ile dünya arasında belirleyici ilişki görmüşlerdir.
Yeni bir dil kurmak kolay değil şüphesiz. Bunun için, eski dilin içine doğduğu ve içinde şekillendiği dünyanın sınırlarını kırmak, ötesine geçmek lazım.
Dille ‘oynama’
Bachmann’a göre, dil insanın hiç edinmediği deneyimi kendi başına yaratamaz. Yeni bir dil de, kelimelerle oynanarak kurulamaz; ancak yeni deneyimlere doğru atılan adımlarla birlikte uç verir. Ayrıca “dil, yalnızca yeniymiş gibi görünsün diye onunla oynandığında, öcünü zaman yitirmeksizin alır ve bu davranışın gerçek yüzünü ortaya vurur.”
Bu satırları, Türkiye’ye göre dünyanın öbür ucu sayılabilecek bir ülkeden yazıyorum; coğrafi olarak değil tabii, toplumsal ve siyasal atmosfer açısından.
Bir konferans için önceki gün İsviçre’ye geldim. Konferanstan sonraki ilk sakin zamanda, İsviçre’nin en büyük yazarlarından Max Frisch’in “Montauk”unu yeniden okumaya başladım. Bana Bachmann’ı düşündüren de, Max Frisch’le yaşadığı ve bu esere damgasını vuran tutkulu ilişkisi oldu.
İsviçre ne kadar sakinse, Türkiye o kadar sallantılı. Sarsıntının şimdiki kaynağı Gezi Park’ında başlayan ve derinleşerek süren olaylar.
Başbakan ve çevresi, sanki bir noktaya sabitlenmiş, her şeye oradan bakıyorlar. Olan biteni “komplo” çerçevesinin dışında okumaya yanaşmıyorlar. Muhtemelen bunu beceremiyorlar. Zira zihinleri, Türkiye’de on yıldır devam eden geçiş sürecinin ilk aşamalarına takılı kalmış gibi. O dönemde yapılan darbe teşebbüslerinin ve yakın zamana kadar uzanan darbeci hamlelerin artık hiçbir hükmünün olmadığını söylemek elbette mümkün değil. Ancak suların akışı durmuyor ve Türkiye aynı kalmıyor.
Son on yıldaki kapsamlı dönüşümü en çok vurgulayanlar ve sahiplenenler de AKP ve yakın çevresidir. “Yeni Türkiye” sözü, onlar tarafından bir başarı parolası olarak üretildi ve kullanılıyor. Buna hakları da var. Zira “eski sistem”den, yani “vesayetçi model”den kopuş yolunda çok önemli işler yaptılar.
Raydan çıkmanın işaretleri
En büyük paradoks da tam burada yatıyor. Başbakan’ın ve ona yakın çevrelerin Gezi Parkı olaylarına yaklaşımı ile “eski sistem”in, yani vesayetçi modelin normları arasında büyük benzerlik, neredeyse tam bir örtüşme var.
Toplumsal olayları, esasta iç ve dış güçlerin komplosuna bağlayan bu yaklaşım, bir kısır döngü yaratıyor. Hükümet, temel “çözüm” aracı olarak “güvenlikçi yöntemler”e sarılıyor. Bunu yapmakla da, ortamı her türlü “komplo”ya elverişli hale getiriyor.
Bu yöntemlere yatırımı artırdıkça hükümet “ya hep ya hiç” noktasına sürüklenebilir. “Kazanamasam, yok olurum” psikolojisi, bu sürüklenişi hızlandırabilir ve dramatik hale getirebilir.
En büyük tehlike, bu sürüklenişin, Kürt sorununda da yeniden savrulmalara yol açması, dolayısıyla barış sürecini raydan çıkarmasıdır. Bunun bazı işaretlerine bir süredir Başbakan’ın üslubunda rastlanıyor. Oysa asıl şimdi bu savrulmalara karşı sağlam dayanaklar yaratmanın zamanıdır. Bunun en güvenilir yolu da, demokratik siyasetin ve özgürlüklerin önünü alabildiğine açmaktan geçiyor.
Hep vurguluyorum, tekrar etmekten de bıkmayacağım: Kürt sorununda barış, mutlaka genel toplumsal barış hedefiyle birlikte düşünülmelidir. İkisi arasındaki köprüyü ise, ancak çoğulcu, özgürlükçü ve demokratik bir yenilenme ya da yeniden inşa projesi kurabilir. Bu köprünün altından akacak güçlü sular, her türlü kötücül komplo planını da süpürüp götürecektir.
http://kuyerel.org/yazarlarimizYaziGoster.aspx?id=1344&yazarId=118#.UcgDpyscrgY.gmail
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014