Mithat SANCAR
Kongre Öncesi Kürtler'in Nabzı - 2 Bölüm Kandil
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık çözüm süreci konusunda sorularımızı yanıtlamaya devam etti. Silahlı güçlerin Türkiye dışına çıkması konusunda gerekenin yapıldığı anlatan Bayık, hükümetin ise söz verdiği adımları atmayarak güvenilirlik sorunu yaşattığını ileri sürdü. Bayık söz verilenr tarihlere takılıp kalmak yerine adımlar atıldığını görmenin her iki taraf için daha ikna edici olduğunu söyledi.
Çözüm sürecinin Ortadoğu’daki gelişmelerden bağımsız olmadığını söylediniz. Türkiye’deki tartışmalara baktığınızda, bunun yeterince dikkate alındığını düşünüyor musunuz?
- Türkiye’de sürecin daha çok yüzeysel tartışıldığını söyleyebilirim. Oysa biz bu süreci stratejik nitelikte görüyoruz. Çözüm süreci, bizim için stratejik bir tercihtir.
Somut olarak bununla ne kastediyorsunuz?
- Demek istediğimiz şu: Amacımız, Kürt sorununun demokratik siyasal yöntemle çözülmesidir. Bu süreci de bu çerçevede değerlendiriyoruz. Sürecin ilerlemesi ve başarılı olması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Ama bu sadece bize bağlı değil. Hükümetin de aynı anlayışla hareket etmesi lazım.
‘Pazarlık yok’
Sizce süreç şimdi hangi aşamada?
- İmralı’da devlet heyetiyle yapılan görüşmelerde, sürecin üç aşamadan oluşacağı öngörüldü. Birinci aşama, Newroz’dan 1 Haziran’a kadar olan dönemi kapsıyor. Burada daha çok bizim adım atmamız gerekiyordu. Bunlar da; ateşkes ilan etmek, esirleri bırakmak ve silahlı güçlerimizi sınır dışına çekmekti. Bunları tek taraflı olarak yapmaya başladık. Yani arada bir pazarlık, imza atma gibi bir şey yok. Amaç çözüm için ortamın hazır hale gelmesini sağlamaktı.
‘Savaşı durdurduk’
Geri çekilmenin ne zaman tamamlanacağı konusunda tartışmalar var, biliyorsunuz. 1 Haziran tarihi neyi işaret ediyor?
- İmralı’daki görüşmelerde mutabakata varılan husus şudur: 1 Haziran’da savaş durdurulmuş, çatışmalar bitirilmiş ve silahlı unsurlar geri çekilmeye başlamış olacak.
Geri çekilmenin tamamlanması için bir tarih belirlendi mi?
- Silahlı güçlerimizi 1 Haziran’a kadar Türkiye’den tümüyle çekmemiz pratikte mümkün değil. Türkiye de bunu biliyor zaten. Biz bunu yazılı olarak da İmralı’ya ilettik ve geri çekilmenin sonbahardan önce tamamlanamayacağını açıkça belirttik. Burada uzlaşılan nokta savaşın durmasıdır, çatışmaların olmamasıdır, kanın akmamasıdır. Bu noktada mutabakat var. 1 Haziran, bunun tarihidir. İkinci aşama da tam bu noktada başlıyor.
Bu aşamada yapılması gerekenler neler?
- Bu aşama daha çok, devletin ve hükümetin atacağı adımları kapsıyor. Yasal değişiklikler, yenianayasa yapımı gibi şeyler. Yasal değişikliklerin amacı da, yeni anayasanın önünü açmak, sonrasında Kürt sorununu anayasal çerçeveye oturtmak. Demokratikleşme reformlarıyla, bir bakıma yol temizliği gerçekleşecek. Bunun için de, ekimin ortalarına kadar bir süre öngörüldü. Devlet heyetiyle de konuşulan takvim böyleydi.
Bir de eylül ve ekim gibi tarihlerden söz ediyorsunuz. Bu tarihlerin anlamı ne?
- Son olarak İmralı’daki görüşmelerde devlet heyetine bir mektup verildi. Mektup bize de iletildi. Bu mektupta sekiz komisyon öneriliyor. Parlamento açılır açılmaz, bu komisyonların kurulması ve çalışmaya başlaması isteniyor.
Eğer bu olursa, ikinci aşama işlemeye devam eder ve sonunda üçüncü aşamaya geliriz. Bunun da 1 Eylül’e kadar yapılması lazım.
‘Bakan’ın açıklamaları önemli’
Size bu konuda hükümetten bir cevap geldi mi?
- Dolaylı cevaplar var, basında yer alan açıklamalar var. Mesela Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in açıklamalarını önemli buluyoruz. Ama sonuçlarını da görmek istiyoruz.
Böylesi derinliği olan süreçlerde tarihleri bu kadar öne çıkarmak, kesin tarihler telaffuz etmek sizce doğru mu?
- Biz olaya böyle bakmıyoruz zaten. Tarihler esnetilebilir. Önemli olan tarihler değil, tutumlardır. 1 Eylül derken, istediklerimizin hemen o gün gerçekleşmesini beklemiyoruz. Biz şunu anlamak istiyoruz: Hükümet bu yönde adım atmayı kabul ediyor mu, etmiyor mu?
Kabul ettiğini açıklasa, bunlar için süreler uzayabilir, birkaç ay da sarkabilir. Mesela “demokratikleşme paketini hemen çıkaramıyoruz, çeşitli engeller var, ulusal ve uluslararası güçler var. Ama şu zamana kadar şu adımları atacağız, diğerlerini de sonra yapacağız” deseler, bunu anlarız. Biz diyoruz ki, bir takvim belirlensin, biz de önümüzü görelim. O zaman süreç daha sağlıklı işler.
Bu yapılmadığı takdirde, ortada bir oyalama taktiği olduğunu düşünürüz elbette. Bize şimdiye kadar hiç güven vermediler. Şimdi bir takvim belirlensin, bunu kabul ederiz. Ama oyalamayı kabul etmemiz mümkün değil.
‘SÜREÇTE SIKINTI YAŞANIR’
1 Eylül’e kadar bunlar yapılmasa, tavrınız ne olacak?
- Bunlar yapılmadığı takdirde, süreçte ciddi sıkıntılar yaşanır, tıkanma ihtimali ortaya çıkar. Tıkanma derken, sürecin durabileceğini kast ediyorum.
Stratejik nitelik taşıyan bir süreçte, bu sıkıntıların aşılmasının da yolları vardır herhalde, değil mi?
‘Biz üzerimize düşeni yaptık’
- Biz bu aşamaya kadar üzerimize düşeni fazlasıyla yaptığımıza inanıyoruz. Ama süreç, sadece bizim çabamızla yürüyemez. Açık söyleyeyim: Süreç şu an sıkıntıya girmiş durumda, tıkanma ihtimali de ortaya çıkabilir. Ama bunları aşmanın yolları vardır elbette. Öncelikle hükümetin adımlar atması lazım. Ayrıca Türkiye’deki demokrasi güçlerine de önemli görevler düşüyor, onların da daha fazla devreye girmesi gerekir.
Tıkanmayı gündeme getirdiğinizde, bunun şantaj olarak anlaşılması gibi bir risk yok mu?
- Biz siyasette tehdit ve şantajı asla tasvip etmiyoruz. Bizim yaptığımız şey, tehlikelere dikkat çekmek, sorumlulukları hatırlatmaktır. Tıkanma ciddi tehlikeler yaratır. Biz bunu kesinlikleistemiyoruz. Ama sürecin, bizim tek taraflı adımlarımızla ancak bir yere kadar işleyebileceğinin de bilinmesini istiyoruz. Türkiye’de daha önce de çözüm imkanları çıktı, ama bunlar değerlendirilemedi. Sonrasında neler yaşandığını hepimiz biliyoruz.
Aynı şeylerin yeniden yaşanmaması için gerekli gördüğümüz uyarıları yapmayı bir görev sorumluluk olarak algılıyoruz.
Erbakan bize üç mektup gönderdi
Geçmişteki çözüm girişimlerinden en ciddi olanı sizce hangisiydi ve neden sonuca ulaşamadı?
- Bundan önce iki kere geri çekilme kararı aldık. İlki, Erbakan iktidara geldiğinde, yani 1996’da oldu. Erbakan, Kürt meselesi çözülmeden Türkiye’nin ilerleyemeyeceğini ve çok önemli sorunlarla karşılaşacağını çok iyi görmüş ve kavramıştı. Bu meselenin mutlaka çözülmesi gerektiğine inanıyordu. Ama bir yandan da korkuyordu. Çünkü o güne kadar kim Kürt sorununu çözmek istediyse, bunu hayatıyla ödemişti. Erbakan, mutlaka bir şeyler yapmak istiyordu.
‘Sabote ettiler’
Bu kadarı biliniyor. Daha fazla ayrıntı vermeniz mümkün mü?
- Erbakan, Suriye devleti üzerinden üç tane mektup gönderdi. Biz de, aynı şekilde Suriye devleti üzerinden Erbakan’a cevaben mektup gönderdik. Bu girişimi çeşitli güçler fark ettiler ve engellemek için harekete geçtiler. 1996’da 6 Mayıs’ta Şam’da Öcalan’ı imha etmek için patlatılan o büyük bombanın esas nedeni buydu. Süreci sabote etmek, savaşı daha da derinleştirmek, amaç buydu.
28 Şubat’ın bir nedeni de bu muydu?
- Elbette, bir nedeni değil, esas nedeni buydu.
Burada birçok güç var. Bizim mücadelemiz üzerinden siyaset yapan, bundan çıkar elde etmek isteyen birçok güç var. Bunlar önlemek istediler çözüm girişimini.
O zaman şunu tartıştık. Madem Erbakan sorunu çözmek istiyor, bu çok önemli. O zaman, silahlı güçlerimizi Türkiye sınırlarının dışına çıkarmayı çok ciddi olarak tartıştık. Böylece Erbakan’ın eli güçlenebilir, daha cesur adımlar atabilir, diye düşündük. Ama ne uluslararası alanda çözümden yana güçler vardı, ne de Türkiye toplumunda. Bu şartlarda bizim tek yanlı bir şekilde mesafe almamız mümkün görünmedi bize. Geri çekilme kararını bu nedenle uygulayamadık.
‘Bugünkü koşullar farklı’
İkincisi 1999’dakiydi, değil mi?
- Evet, ama oradakinin amacı başkaydı. Orada geri çekilme kararı, esas olarak hareketin ayakta kalabilmesi için alınmıştı.
Bugün şartlar çok farklı, amaç da çok farklı. Şimdiki süreçte çözüm esastır. Geri çekilmenin nedeni de budur. Biz sorunu demokratik siyasal yöntemle çözmek istiyoruz. Bugüne kadar değişik dönemlerde çeşitli yöntemler denedik, projeler sunduk. Bunları bizim zayıflığımıza yordular. Oysa biz ne zayıftık, ne de bunları zayıflığımızdan dolayı yapıyoruz. Biz çözüm istiyoruz ve bunda ısrarlıyız. İç ve dış koşullar çözüm için her zamankinden daha elverişli. Bakın, geçmişteki çözüm girişimlerinin önündeki en büyük engel özel savaş rejimi ve Ergenekonyapılanmasıydı. Bu yapının en önemli hamlesi, Şubat 2008’deki “Zap Operasyonu”, yani bize karşı geliştirilen kara harekatıydı. Bu operasyon başarılı olsaydı, AKP’yi de yok edeceklerdi. Operasyonu boşa çıkarmamız, hem savaş politikalarının geçersizliğini tescil etti, hem de Ergenekon’un tasfiye edilmesini mümkün kıldı. Bu da, barış sürecine kadar gelen yolu açan en önemli gelişmelerden biridir. Geçmişte içeride çözümün önünde duran en önemli engel, bugün yok. Ortadoğu’daki durum da, çözümü acil hale getiriyor. Suriye’deki gelişmelerden dolayı ABDde, süreci desteklemeye yakın duruyor.
Çözüm için çok önemli bir fırsat yakalamış bulunuyoruz ve önümüzde büyük bir imkan var. Bunu değerlendirmek için herkes üzerine düşeni yapmalı.
YARIN: PYD LİDERİ SALİH MÜSLİM
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014