Mümtazer TÜRKÖNE
Bu yargı düzeni ile, millet olarak sahip olduğunuz hiçbir değeri, hiçbir yüksek çıkarı muhafaza altında tutamazsınız. Ne millet olma iradesini, tasada-kıvançta bir olmayı, kader birliğinizi, ne bağımsızlığınızı sürdüremezsiniz. Sınırlarınızı koruyamazsınız, bugün masada olan “Terörsüz Türkiye” cinsinden beka sorunlarını çözemezsiniz. Millet olamazsınız, devlet olamazsınız. Timsahların kaynadığı uluslararası hengâmede parçanız bile kalmaz. Asgari düzeyde bir arada iş görmeyi becerebilen basit bir toplum halinde bile yaşayamazsınız.
Mülkün, yani Devletin temeli olarak Adalet:
Millet olarak bizi var eden sağlam bir devlet geleneğimiz var. Devlet geleneğimizde her şeyin gelip bağlandığı sağlam kazık ise tarih boyunca adalet olmuştur. Teoride, felsefede becerikli değiliz, ama pratik çözümlere yatkınız. Kutadgu Bilig’de yer aldığı, öncesinde ve sonrasında sözlü ve yazılı olarak bir anayasa maddesi gibi tekrarlandığı Daire-i Adalet deyişinde her şeyin başı da sonu da adalettir. Bu deyiş, hayatın, devletin ve düzenin bütün unsurlarını birbirine “adalet” kavramı ile bağlar. Şöyle başlar ve devam eder: “Dünyanın kurtuluşu adaletledir. Dünya bir bağ-bahçedir, duvarı devlettir, devletin düzeni yasa ile sağlanır, padişah bile yasayı çiğneyemez, padişahın hükmetmek için askere ihtiyacı vardır, asker toplamak için gelir gerekir, gelir reayanın verdiği vergilerle toplanır, reaya padişaha adalet ile itaat eder.” Kısaca her şey adaletle başlar adaletle biter.
Türk milletini asırlar boyu var eden, geniş coğrafyalara hükmetmesini sağlayan adalet fikri ve bu fikrin somut hali olan yasa düzenidir. Irkıl Ata’nın Oğuz boylarını bir düzen ve işbirliği içinde tutan töre ortak paydasından bu yana değişen bir şey yoktur. Töre, yani yasa her şeyin önündedir, devletin bile. Bu yüzden, en az iki bin yıllık geçmişe sahip temel kural şudur: “İl gider, töre kalır.” Yani “devleti boşverin” diyor bu söz, töreniz yaşıyorsa her şey yoluna girer. Çünkü her şeyi yoluna sokan töre, yani yasadır.
Medeniyet, yasa fikri üzerinde yükselir. Antik Yunan Medeniyeti Solon Yasaları’nın eseridir. Şu söz 2500 yıllık bir aklı yansıtır: “Vatandaşlar yasaları, şehrin duvarlarını savunur gibi korumalıdır.”
Roma, dünya üzerinde tek devlet olma iddiasını 15 asır boyunca hukuk düzeni ile sürdürebilmiştir.
İyi yasalara sahip olmanız yetmiyor, bu yasaları, yine yasaları sündürüp sağa sola çekmeden ve gerçeğe bağlı kalarak uygulayacak yargıçlara ihtiyaç var.
Devletin varlık sebebi:
Devlet iktidarının tek meşrû varlık sebebi tarafsız ve adil bir yargılama gücüne olan ihtiyaçtır. İnsanlar aralarındaki anlaşmazlıkları “kendi davalarının yargıcı olamayacakları için” tarafsız bir otoritenin önüne götürmek zorundadır. Devlet, bu anlaşmazlıkları çözecek tarafsız otorite olarak ortaya çıkar. Diğer bütün yetkileri, bu temel ana varlık sebebini yerine getirmek içindir. Demek ki devlet, adil ve tarafsız bir otorite olma hüviyetini kaybettiği an, devlet olma özelliğini de kaybeder. Devlet olarak koruması gereken hiçbir şeyi, kendi varlığını da sürdüremez.
Hukuku ve bu hukuku adil ve tarafsız bir şekilde uygulayacak yargı erkini çekip çıkardığınız zaman devletten geriye bir eşkıya çetesi, bir suç örgütü, zorla varlığını sürdüren bir çıkar şebekesi kalır.
Hukuk, vatandaştan önce devlet için gereklidir. Çünkü hukukun olmadığı yerde devlet de olmaz.
Asıl tehlike: Olmayan Yargı Bağımsızlığı:
Erdoğan dün, Özgür Özel’e cevap olarak “Yolsuzluk operasyonları neticesinde belediyeler rüşvetçi çetelerden, Türkiye safralarında, kendisi de prangalarından kurtulacak.” dedi. Yargı erkinin kilit kadrolarını atayan partili cumhurbaşkanı, sürmekte olan davalarla ilgili bu hükmü verdikten sonra, Adalet Bakanı’nın sık sık atıf yaptığı Anayasa’nın 138. Maddesinin hiçbir anlamı ve karşılığı kalmıyor. Bu madde yargıya talimat vermeyi bir kenara bırakın telkinde bulunmayı bile yasaklıyor. Belediye soruşturmalarının, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde rakiplerini ve CHP’yi tasfiye etmek için açıldığı, o kadar politikacının bu iş için içerde tutulduğu iddiasını işte bu durum ortaya çıkartıyor. “Turbun büyüğü heybede” diye başlayan ve muhalefetin üzerinden buldozer gibi geçen soruşturmaların tarafsız ve bağımsız yargı marifetiyle yürütüldüğüne kim inanır?
Yargı, siyasî rekabeti belirleyen iktidar sopası olarak kullanılıyorsa, yargı en kestirme yoldan devasa bir beka sorununa dönüşür.
Arkasını saraya dayayan kişi, hangi meslekte olursa olsun bu işi yasanın dışına çıkarak yapıyorsa ve buna göz yumuluyorsa hemen altın kural devreye girer. İktidar desteği ile İktidar adına kanunsuz işe girişen kişi, bir işi talimat doğrultusunda yapıyorsa dokuzunu da kendisi adına yapar. Çürüme başdöndürücü bir hızla devletin bütün hücrelerine yayılır.
Hemen hiç biri hakkında kamuoyunu tatmin edecek açıklamaların yapılmadığı, Anadolu Başsavcısı İsmail Uçar’ın dilekçe halinde HSK’ya verdiği suç duyurularından başlayarak peş peşe patlayan ve hâlâ devam eden yargı skandallarına bakın. Burhan Kuzu’nun müdahil olduğu rüşvetle uyuşturucu baronlarının tahliyesi davalarından, hiçbir şekilde soruşturulmayan FETÖ Borsası iddialarına varıncaya kadar yargı sistematik bir töhmet altında bulunuyor. İBB Borsası iddiası, tek başına bağımsız bir devleti kurda kuşa yem edecek kadar bitirici, tüketici bir soruşturma konusu olarak önümüzde duruyor.
Sürmekte olan davalara, açılan soruşturmalara bakın. Kanunda yer almayan bir suçtan Fatih Altaylı yargılanıyor. Tutukluluk itirazını hâkim “delil karartma” gerekçesi ile reddederken, “hangi delil” sorusu hiç aklına bile gelmiyor.
Savcılar, zanlılar hakkında Ceza Kanunundaki sevk maddesini toplama-çıkarma işlemlerine göre kafalarına göre seçiyorlar. İBB Borsası ithamıyla gözaltına alınıp serbest bırakılan avukatın adil yargılamayı etkileme suçundan muaf tutularak sadece nüfuz ticaretinden hakim karşısına çıkartılması böyle bir durum. Delil dosyalarını Grok’a okutup sevk maddesi sorsalar, inanın sevk maddelerinin çoğu değişir, çok sayıda tutuklu serbest, tutuksuzlar ise tutuklu hale gelir.
Adalet dağıtması, temiz vicdanla karar vermesi gereken yargının tam tersine bir suç örgütüne dönüştüğü, kararların rüşvetle verildiği, masumların değil suçluların çıkarlarının gözetildiği iddiası havada asılı dururken hangi devlet asli görevlerini yerine getirebilir?
Peş peşe patlayan skandallarla, yargı tel tel dökülüyor. Büyüyen adalet sorunumuz, bir yargı sorunu olmaktan çıktı esaslı bir devlet sorununa dönüştü. İktidar geleceğini, yargının tepe tepe kullanılarak çürütülmesi üzerine inşa ettiyse, o zaman iktidar usulüne uygun şekilde değişecek demektir. Zira sorun bir adalet sorunu olarak yargıyı fersah fersah aştı, doğrudan bir devlet sorunu haline geldi. Artık devletin bekasını ve milletin çıkarlarını, yargıyı yasalara uygun şekilde hizaya sokmadan koruyamayacağımız derin bir uçurumun kenarlarında dolaşıyoruz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025