Mümtazer TÜRKÖNE
Erdoğan’ın Amerika’yı yeniden keşfe çıkması, dört dörtlük bir gündem oluşturma çalışması.
Başarısı, sağlam bir iletişim stratejisine dayanmasından geliyor. Önce iddianızı mümkün olduğu kadar keskin bir şekilde seslendiriyorsunuz. Her yerden karşılığı geliyor. Oltaya takılanlar kayığı sürüklemeye başlayınca, stratejinin baştan hesaplanmış ikinci adımı geliyor: “Müslümanların bu işi yapacağına inanmayan” özgüven yoksunu -bencileyin- köşe yazarları güruhundan cahillere savaş açarak cepheyi büyütmüş oluyor.
Eskilerin “efkâr-ı umumiye” dediği, kamuoyu tabirinin çoğu zaman yanlış anlaşılan sağlam bir büyüsü vardır. Kamuoyu hiç bir zaman tek değildir; mevcut olabilmesi için birden fazla fikrin tartışılması gerekir. Tartışma yoksa, kamuoyu da yoktur. Politikacının başarısı, çetrefil konuları basitleştirip herkesin üzerinde fikir yürütebileceği hale getirip kendi savaşı için cephaneye dönüştürmesi, yani kamuoyuna mal etmesidir. Erdoğan, yılların tecrübesi ve becerikli danışmanları ile bu işi iyi yapıyor. Sazanlar atlayınca, Cumhurbaşkanı zararsız ama verimli tartışmalarla savaş meydanındaki cephesini büyütmüş oluyor.
Önceki gün söylediği “İmam-hatiplere giden yollardaki engelleri tek tek kaldırdık.” lâfı kadar “İmam-hatip öğrencilerinin sayısı 15 kat arttı.” açıklaması da benzer bir gündem oluşturma teşebbüsü. Eskiden olsaydı yer yerinden oynardı; bugün yine de “15 kat artış” üzerinde söz söyleyecek tonlarca fikir sahibi ve onların takipçileri var.
Gerçek mesele ne “ABD’yi kim keşfetti?” tartışması, ne de zamansız ve gereksiz bir din eğitimi kavgası. Erdoğan bu gündemler üzerinden bize kendisini gösteriyor. Gündem belirleme gücü, bir siyasî güç gösterisidir. Arkanıza hemen taraftarlarınızı alır ve önünüzdeki siyasî alana yayılırsınız. Elinizin altında sizden işaret bekleyen dev medya gücü de, kullandığınız bu cephanenin menzilini artırmakla görevli. Önlerine bir gündem, yani cephane gelmeden Erdoğan’ın siyasî gücünü nasıl görünür kılacaklar?
“Müslümanların tarihte büyük işler yaptığına inanmak” veya “devlet tekelindeki din eğitiminin yaygınlaştırılmasından yana olmak”, tarafsız ve sorumsuz Cumhurbaşkanı ile hemefkâr olmanızın “gündeme getiriliş vesilesi”ne dönüştüğü zaman işlem tamamlanıyor. Durumu anlamak için Erdoğan’ın Amerika’yı değil, kendi gücünü halkın yeniden keşfetmesine imkân hazırladığını fark etmek yeterli. O güç sahibi bir adam, bilinmek ve tanınmak istiyor. Hepsi bu kadar.
Her zaman sorduğumuz soruyu sormak zorundayız: Neden? Erdoğan neden bu güç gösterisine ihtiyaç duyuyor? Sakin, ağır başlı, vakûr, saygın ve birleştirici bir cumhurbaşkanı olarak ağırlığını hissettirmek yerine çözücü, ayrıştırıcı ve fazlasıyla polemikçi bir role soyunuyor?
Bu sorunun cevabı, siyasî gücün sessiz sedasız el değiştirmesinde saklı. Erdoğan’ın elindeki güç, temmuz güneşi görmüş kar gibi eriyor. Devlet gelenekleri ve bürokrasinin doğal mekanizmaları gücü onun elinden alıp Davutoğlu’nun eline veriyor. AK Parti teşkilatı bu gücün yeniden dağılması sürecini pür dikkat takip ediyor. Herkes arkasını kolluyor ve elindeki sermayeyi doğru ata oynamaya çalışıyor. Erdoğan’ın gündem belirleme hamleleri partinin iç kamuoyunu hedef alıyor. Ne dediği değil, söylediklerinin ne kadar güç barındırdığı önemli. Bu kadar eften-püften meselelerden gündem devşirmesi bu yüzden.
Gerçek siyasî güç nasıl ölçülür? Önümüzde seçimler var. İkbal hesapları yapanlar kime yakın olmalı? Erdoğan ve etrafındaki müteahhit senyörleri ve onları temsil eden parti içindeki klikler mi, yoksa Davutoğlu etrafında tahkimatı geliştirenler mi? Gökyüzünde iki güneş olmayacağına göre? Saatinizi ayarlayacağınız ve programınızı bağlayacağınız güneş hangisi olacak?
Önünü görmeye çalışanların karşısına “Amerika’yı yeniden keşfeden” birinin çıkması, mecazî olarak “evvel benim, ahir benim”; “benim keşfettiğim Amerika’yı yeniden keşfe çıkmayın” mesajından ibaret.
Peki bu güç gösterisinin doğru okuması nedir? Güç, gerçekten Erdoğan’ın elinde olsaydı böylesine yapay gündemler üzerinden güç gösterilerine ihtiyaç duymazdı. Demek ki güç artık Erdoğan’da değil.
Ak-Saray’da üretilecek benzer gündemlere, kaybolan gücü yeniden kazanma hamleleri olarak bakarsanız, siyasetteki güç dağılımının yeniden nasıl şekillendiğini takip etmiş olursunuz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025