Mümtazer TÜRKÖNE
Yargıyı bitirecek tasfiye kanunu çıkarsa, ülkemizde hukukun namı nişanı bile kalmayacak. Bu sonu bilen en başta Parlamento’nun, özellikle muhalefetin, yargının ve bütün ülkenin ayağa kalkması kaçınılmaz.
Her şey 2013 yılının 17 Aralık’ında başladı.” Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin Türkiye Raporu’nda bir hikâyenin girişine benzeyen bu ifadeyi andıran bir cümle yer alıyor:
“Dört bakan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu hakkındaki 17-25 Aralık 2013 tarihli yolsuzluk iddiaları ulusal politik süreçlerle ilgili değişikliklerin başlangıç noktası oldu.” Demek dışardan bakıldığı zaman bu kadar açık belli oluyor. Elin oğlunun soğukkanlı ve isabetli hükümler vermesi doğal; canı yanan, demokrasiyi, özgürlükleri ve haklarımızı kaybeden biziz. Bizler de serinkanlı davranmalıyız ve yargıyı sıfırlayan tasfiye kanununu, doğrudan bu başlangıcın hemen ikinci adımı olarak okumalıyız.
Türkiye, üzerinden yolsuzluk ve hırsızlık şaibesini, doğal hukuk yollarını izleyerek atamamış bir iktidar şebekesi tarafından yönetiliyor. Kendisini soruşturacak savcıyı, kovuşturacak yargıcı değiştirerek bu soruşturmaları durduran iktidar, şimdi bütün bir yargı sistemini aklına bu soruşturmayı bir daha getirmeyecek şekilde elekten geçirip düzene sokma işlemini tamamlama teşebbüsünde bulunuyor. Başka hiçbir niyeti yok. Bizler sadece engelleyemediğimiz bu teşebbüsün kaçınılmaz-doğal sonuçları ile baş etmek zorunda kalıyoruz. En başta tûba ağacı gibi kökleri havada, meyveleri karanlıkta yerin altında duran hukuk düzeni gibi.
Türkiye için AKPM’de “siyasî denetime alınma” önerisi bile veriliyor. Ne yaptık bu muameleyi hak edecek? Cumhurbaşkanı, Avrupa’yı, “AB sürecini referanduma götürmekle” tehdit ediyor. Peki Türkiye’de sadece “17/25 Aralık’ta yolsuzluk yapıldı mı?” sorusunun yer aldığı bir referandum yapılsa, sonuç ne çıkar?
Gündelik Türkiye manzarasına bakıp, çok açık sebep-sonuç ilişkileri kuralım. Mafya denilen örgütlü suçlarda artış mı var? 17/25 Aralık’tan önce artık duyulmayan bu suçlarda neden adeta patlamalar yaşanıyor ve neden yakalanan her sanık suçunu “paralel”e bağlıyor?
Çözüm süreci neden sona erdi? PKK şehirlerde hendek savaşını neden başlattı? 17/25 Aralık olmasaydı, daha doğrusu yargı bu iddiaları tarafsız ve adil bir şekilde soruşturabilseydi PKK sadece kan dökmeyi amaçlayan terör eylemlerini bu raddeye getirebilir miydi?
Devletin ekonomik düzene müdahale yeteneği, 17/25 Aralık’ta iktidar koltuğunda başlayan yangını söndürmek için seferber edildi. Ortaya hiçbir kuralın işlemediği, en vahşi haliyle bir ahbap-çavuş kapitalizmi çıktı. Çarklar dönmüyor, taşıma su kaynakları bile kurudu. Kayyım tasarısı ile bel veren büyük sermayeye yönelik müsadere tehdidi, ürkek kuşa benzeyen özel sektörü perişan etmiş durumda. Hepsi 17/25 Aralık’ın kaldırıldığı rafta durması için. O dosyaları o raftan indirmeye yeltenecek mecal kalmayana kadar herkesin üzerinden silindir gibi geçilecek.
Medyanın susturulması, basın özgürlüğünün tepesinde akbabaların dolaşması 17/25 Aralık yüzünden değil mi? “Paralel” bunun için icat edilmedi mi? Tek sesli medya, takvimlerden 17/25 Aralık tarihlerini silmek için seferberlik halinde değil mi? “Özgür Gündem’e destek için gelen nöbetçi yayın sorumlularının tutuklanması, PKK terörünü nasıl etkiler?” sorusunun cevabını araştırın. Terörü sevimli gösterecek bu adli tasarruflar hangi akıldan ve neden çıkmış olabilir? 17/25 Aralık’la dengesi bozulmasaydı, yargı akl-ı selimden bu kadar uzaklaşır mıydı?
Yargının toptan tasfiyesinin ve sıfırlanmasının sebebi de aynı. New York’ta 17/25 Aralık’ı raftan değil, kendi çekmecesinden çıkartıp dünyanın önüne seren bir savcı olmasaydı, Anayasa’yı bile bile, kasten ve taammüden çiğneyen bu tasarı gündeme getirilir miydi? Hukuksuzluk ne kadar çoksa, korku o kadar büyük demektir.
Yargıyı bitirecek olan tasfiye veya sıfırlama kanunu çıkarsa, ülkemizde hukukun namı nişanı bile kalmayacak. Bu sonucu ve bu sonucun sebebini bilen en başta Parlamento’nun, özellikle muhalefetin, yargının ve bütün ülkenin ayağa kalkması kaçınılmaz. Anayasaya aykırı bir yasanın, iptal edileceği bilinerek çıkartılmasına neden izin verelim?
Geriye hukuk adına bir şey kalmayacağına göre, hukukun gösterdiği en son çarelere başvurmaya mecburuz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025