Murat Sevinç
Bir programda, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO zirvesi münasebetiyle üç önemli Avrupa ülkesinin yöneticileriyle görüşmesini anlatırken; “İngiltere, Fransa, Almanya ve şahsım, dörtlü zirve yaptık,” demiş.
Bunun üzerine muhtelif kesimlerden tepkiler geldi. Konuya ciddiyetle yaklaşanlar olduğu gibi, şakaya vuranlar da vardı. Erdoğan’ın, bu ifade ile kendisini Türkiye yerine koymak istediğini, bunu amaçladığını sanmıyorum. Devletleri sayarken, muhtemelen Türkiye’yi temsilen orada bulunduğunu anlatmaya çalıştı. Amacı aşan bir cümle olduğunu düşünmek mümkün.
Buna mukabil, Erdoğan’ın kendisini yalnızca partisinin değil, aynı zamanda Türkiye’nin kaderiyle özdeşleştirdiği çokça konuşması mevcut. Haliyle, nasıl bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu anlamak için böyle bir cümleye ihtiyacımız yok sanırım.
Yine de okur okumaz ilk aklıma gelenler, önce Kanuni’nin Fransa Kralı François’ya yazdığı malum mektubun peşrevi ve ardından, bir başka Fransa Kralı XIV. Louis, nam-ı diğer Güneş Kral’a atfedilen o meşhur cümle oldu.
Fransa’nın neredeyse bütün bir 17’nci yüzyılıydı Louis. 72 yıl iktidarda kalmıştı. Bu yüzyıl, Fransa’nın o asırlardaki parlamentosu diyebileceğimiz Etats Généraux’un toplanmadığı dönemdi. Üç katmanın temsilcilerinden oluşan meclis 1614 ile 1789 arasında kral tarafından toplantıya davet edilmemişti. İşte mutlak monarşinin en mutlak yıllarının krallarından olan Louis, yönetim şeklini “L’État c’est moi/Devlet benim,” diyerek (bu ifadenin Kral’ın degil, daha ziyade Voltaire’in marifeti oldugu yönünde rivayet olsa da!) anlatmıştı.
Hal böyleyken Erdoğan’ın cümlesini, zannetmiyorum ama velev ki bu amaçla dile getirmiş olsa dahi, yadırgamadığımı itiraf etmeliyim.
Çünkü bana kalırsa;
halk tarafından seçilen; beş yıllığına ve iki kez seçilebilen; ancak ikinci döneminde meclis erken seçim kararı alırsa bir kez daha seçime girip üçüncü kez seçilme hakkı olan; Cumhurbaşkanlığının yanı sıra TBMM’deki milletvekillerinin yaklaşık yarısının mensup olduğu partinin genel başkanı sıfatını taşıyan; devletin başı olan; yürütme yetkisine sahip olan; Devlet Başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini temsil eden; Devlet Başkanı sıfatıyla Türk milletinin birliğini temsil eden; Devlet Başkanı sıfatıyla anayasanın uygulanmasını ve devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını ‘temin’ eden; ülkenin iç ve dış durumu hakkında TBMM’ye mesaj verme yetkisine sahip olan; kanunları yayınlayan ya da tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye yeniden gönderebilen ve 2017 değişikliğiyle bu ‘geri gönderme’ yetkisi ‘güçleştirici veto’ya dönüştürülen; Anayasa Mahkemesine iptal davası açabilen; sayısı belirlenmemiş yardımcılarını ve bakanlarını atayabilen; sayısı belirlenmemiş yardımcılarını ve bakanlarını görevden alabilen; üst kademe yöneticilerini atayıp görevlerine son verebilen; yabancı devletlere Türkiye’nin temsilcilerini gönderip onların temsilcilerini kabul etme yetkisine sahip olan; milletlerarası antlaşmaları onaylayıp yayınlayabilen; anayasa değişikliğine dair kanunları gerekli gördüğünde halkoylamasına sunabilen; milli güvenlik siyasetini belirleme yetkisine sahip; TBMM adına TSK’nin başkomutanlığını temsil eden; TSK’nin kullanılmasına karar veren; belli durumlarda af yetkisi kullanabilen; cumhurbaşkanı kararnamesi çıkarabilen; kanunların uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelikler çıkarabilen; ‘bir suç işlediği iddiasıyla’ suçlanıp yargılanması, gerçekleşmesi son derece zorlu koşullara bağlanan; görev süresi bittikten sonra aynı iddialarla yargılanması da yine aynı zahmetli prosedüre tabi olan; kendisine bağlı pek çok kamu kurum ve kuruluşunda idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yapmakla yetkili DDK (Devlet Denetleme Kurulu)’nin başkan ve üyelerini atayan; gündemini belirlediği MGK’nin kararlarını değerlendiren; Genelkurmay Başkanlığı kendisine bağlanan; YAŞ (Yüksek Askeri Şura)’a başkanlık eden; 2017 anayasa değişikliğine (çoğu hükmünün yürürlüğe girdiği 2018’e) dek başbakanlığa bağlı olan kurum ve kuruluşların (MİT, Milli Saraylar, Savunma Sanayi Başkanlığı, TMSF gibi) kendisine bağlandığı; çıkaracağı bir kararname ile MGK Genel Sekreterliği’nin teşkilatını ve görevlerini belirleyen; belli koşullar gerçekleştiğinde OHAL ilan etme yetkisine sahip olan; OHAL’in gerekli kıldığı durumlarda cumhurbaşkanı kararnamesi (104/17-2’deki sınırlamalara tabi olmayan) çıkarabilen; cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kamu tüzel kişiliği kurabilen; doğrudan ve dolaylı biçimde YÖK üyelerini seçen; üniversite rektörlerini atayan; genel başkanı olduğu partinin RTÜK üyelerinin çoğunluğunu seçtiği; Dil ve Tarih kurumlarını kendi seçtiği bir bakana bağlayan; Diyanet İşleri Başkanlığı kendisine bağlı olan; Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 12’sini dolaylı (7) ve doğrudan (4) seçebilen; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekilini kendisine sunulan adaylar arasından belirleyebilen; Danıştay üyelerinin dörtte birini seçebilen; kendi atadığı Adalet Bakanı, HSK (Hakimler Savcılar Kurulu)’nin başkanlığını yapan; O HSK’nin 13 üyesinden dördünü doğrudan doğruya seçen; bütçe üzerinde büyük etkisi/gücü olan; anayasa değişikliklerini ‘belli koşullar’ gerçekleştiğinde halkoylamasına sunabilen; bünyesinde THY, Ziraat Bankası, Türk Telekom, Halkbank, Botaş, Türkiye Petrolleri, Milli Piyango, Türksat, Çaykur gibi çok önemli maddi varlıkları barındıran Türkiye Varlık Fonu A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan; Merkez Bankası başkanını kararname ile atayıp-görevden alabilen; misal, BDDK gibi düzenleyici ve denetleyici kurumların başkan-üyelerini atayan; TRT Genel Müdürünü atayan; hatta Yap-İşlet-Devlet sözleşmelerinin ilgili idarelerce yapılmasına yetki veren…
ve Allah bilir burada yazmayı ihmal ettiğim başkaca yetkilere de sahip olan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “İngiltere, Fransa, Almanya ve şahsım, dörtlü zirve yaptık,” ifadesinde bir gariplik yok.
Yeni rejimin hukuk düzenine göre, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı’nın ‘şahsının,’ İngiltere, Fransa ve Almanya ile dörtlü zirve yapması, anayasa-yasa-kararname hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, olağan karşılanmalıdır.
Yazı önerisi: ‘Osman Kavala serbest bırakılmalıdır,’ cümlesini kurmak dahi yüz kızartıcı. AİHM’nin ‘tutukluluğa’ ilişkin verdiği ‘ihlal’ kararı hakkında eski AİHM yargıcı Rıza Türmen’in bilgilendirici yazısını buraya bırakıyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025