Mustafa ARMAGAN
Uzun süredir gündemi meşgul eden yeni başbakanın kim olacağı sorusu, cevabını buldu. 5 yıl 3 aydır Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Ahmet Davutoğlu’nu önümüzdeki günlerde Başbakan olarak göreceğiz. Önümüzdeki 10 yılı belirleyecek yeni bir liderin doğuşuna tanık oluyoruz. Öncelikle hayırlı olsun.,
Ahmet Davutoğlu’nun akademisyen yönü iyi kötü bilinir ama son 5 yılda (kendisinin de buna çok üzüldüğünü biliyorum) düşünür-mütefekkir yönü büyük ölçüde koltuğunun gölgesinde kaldı. Kendisi İslam’ın, Batı’nın mağrur modernliğine en yetkin cevabı verebileceğine inancını her fırsatta dile getirmiş ve Osmanlı çiçeklenişine daima özel bir anlam ve değer atfetmiştir.
Nitekim Türkçedeki temel kitabı “Stratejik Derinlik” henüz siyasete girmediği 2001’de neşredilmişti. Kitabın arka kapağındaki tanıtım metni önemli bir ipucunu uzatıyor. Şöyle:
“Modernite Avrupa-merkezli bir tarihî sürecin eseriydi; küreselleşme ise kaçınılmaz bir şekilde başta Asya olmak üzere bütün insanlık birikimini tarihin akış seyrinde tekrar devreye sokacak unsurlar taşımaktadır. Tarihî birikimi etkin bir açılıma temel sağlayacak toplumların öne çıkacağı bu süreçte Türkiye tarihî derinliği ile stratejik derinliği arasında yeni ve anlamlı bir bütün oluşturma ve bu bütünü coğrafî derinlik içinde hayata geçirme sorumluluğu ile karşı karşıyadır.”
Burada dikkat çeken husus, kitabın adını oluşturan “stratejik derinlik” ile beraber “tarihî derinlik” ve “coğrafî derinlik” kavramları. Kendisi bir defasında “Stratejik Derinlik” kitabını “Tarihî Derinlik” ve “Coğrafî Derinlik” ciltlerinin takip edeceğini söylemişti ancak kader onu kürsüsünden kaldırıp siyasetin cangılına sürükledi. Teori Türkiye’de bir kere daha pratiğin sarp yollarına sürüldü. Diğer kitaplar çıkmadı, çıkamadı. Teorik sentezlerin pek nadir boy verebildiği kültürümüz adına üzünülesi bir kayıptır bu.
Aslında Sayın Davutoğlu ile vaktiyle kitaplarının yayımlanması hususunda İz Yayıncılık yayın yönetmeniyken görüşmüş ve mutabık kalmıştık. Hatta ilk kitabının tashih provaları bile alınmıştı ancak onu “kisve-i tab’a büründürmek” mümkün olamamıştı.
Hatırladığım kadarıyla kendisiyle tanışmamız 1990’da “İslam Düşüncesi Tarihi” adlı 4 ciltlik kitabı yayına hazırladığım sırada olmuştu. Sayın Davutoğlu’ndan, M.M. Şerif’in yayına hazırladığı “A History of Muslim Philosophy” adlı İngilizce kitabın Türkçe versiyonunun başına bir takdim yazması ricasında bulunmuştum. Kabul etmiş ve özlü bir çerçeveleyici ve bağlamına oturtucu yazı göndermişti. Bahsini ettiğim kitap o takdimle çıktı (İnsan Yayınları).
“İzlenim” yılları
Sonra Malezya yılları başladı. Derken döndü. Ben bu defa İz Yayıncılık’ta çalışıyor ve “İzlenim” adlı o tarihlerde dikkatle takip edilen bir aylık dergi çıkartıyordum. Derginin yayın kurulunda sayın Davutoğlu da vardı, fırsat buldukça kurul toplantılarına da katılırdı. “İzlenim”i çıkardığım dönemde bazı yazılarını yayımlamış (mektubun kaybolan anlamı üzerine yazısı hâlâ hafızamda), hatta kendisiyle Avrupa-İslam-Osmanlı ilişkileri üzerine uzunca bir söyleşi de yapmıştım.
Neyse, dostluğumuzun sayfalarını daha fazla çevirerek canınızı sıkmaktan vazgeçip asıl fikir dünyası üzerinde duralım:
Çeyrek asırdır tanıdığım Ahmet Davutoğlu Türkiye için bir şanstır. Düşünme kapasitesi, bilgi birikimi ve coğrafyası ve tarihinden sorumlu gerçek aydın profiliyle farklı ve parlak bir zihindir. Bu köşeyi ilgilendiren boyutuyla konuşursam kendisiyle tarih ve kültür alanlarında tabularla yüzleşme ve Batı’yla hesaplaşma adına Cemil Meriç’lerin, Kemal Tahir’lerin, İdris Küçükömer’lerin, Said Nursi’lerin, Necip Fazıl’ların açtıkları parantezi kapatma şansını yakalayabileceğimiz bir öncüdür.
Nicedir dile getiriliyor: Tanzimat’tan itibaren başlayan ama son bir asırda, özellikle Cumhuriyet döneminde kemikleşen Batı hayranlığı ve kendimizi Batı’nın aynasında seyretme hastalığından kurtulmamız şart. Bu zihnî sakatlığın dış politikamıza yansıyan yönleri kadar zihnimizi emen ve kendimize bakışımızı çarpıtan sonuçlarını eğitim hayatımızda hep beraber yaşadık.
Kendi tarihine bizimki kadar gadreden, aşağılayan, aşağılık kompleksine yuvarlanmış bir sistemin can suyu nereden geliyor? Batı’dan ve Celal Al-i Ahmed’in dediği gibi ‘Batı-zedelik’ten elbette. Mesela şu pek bayıldığımız “Osmanlı’nın Kanuni’den sonra gerilemeye başladığı” söyleminin siyasî sonuçlarını görebilen kaç kişi var içimizde? Maalesef eline kalemi veya mikrofonu alan, sözü tarihe getirir ve Osmanlı’daki bozulmadan, çöküşten, gerilemeden, yozlaşmadan bahs açar. Medreseler şöyle yozlaşmış, böyle gerilemiş vs.
Osmanlı geriledi mi?
O zaman uyanık bir zihin şu soruyu sormalı değil midir:
Eğer bu bozulmuş dediğiniz medrese bugün çapına ulaşmaktan aciz kaldığımız her biri birer yıldız mesabesindeki Ahmed Cevdet Paşa’yı, Elmalılı Hamdi Yazır’ı, Zahid el-Kevserî’yi çıkarabilmişse ve aynı eğitimden nemalanan Bediüzzaman’ı yetiştirebilmişse bunun ‘bozulmamış’ denilen kısmını varın siz tasavvur edin. Batan güneş buysa öğle vaktinde nasıldı?
Sözde gerileyen ve gerileyerek çöken bir Osmanlı’nın torunlarının aşağılık duygusuna kapılarak ona düşman olmaları normal değil mi? Gerileyen bir kurumun tarihini kimseye okutturamazsınız, çünkü sıkılırlar. Başarılı şirketlerin gelişim hikâyesini öğrenmek isteriz de iflas eden şirketlerin nasıl battığını öğrenmek istemeyiz! Peki Osmanlı tarihinin son 300 yılını neden ısrarla bir gerileme/iflas tarihi gibi anlatıyoruz? Okumayın, öğrenmeyin der gibi…
İşte bu eğitim mantığıyla yetişen nesillerden özgüveni olan (lütfen bunu kaba böbürlenmeci milliyetçilikle karıştırmayın) bireylerin çıkması şansa kalmış. Oysa bir tarih eğitimi evet hamasete çok bulanmamalı ama insanlara tarihinin içindeki zembereği de öğretebilmelidir.
İşte Sayın Davutoğlu’nun önündeki zorlu görevlerden biri daha. Şu müzmin tarih krizimizi “tarihî derinlik” çerçevesinde yenileme ve bu çağa ve Türkiye’nin 21. yüzyıl vizyonuna oturtma görevi omuzlarındadır. Artık bu Türkiye’de Latife Hanım’ın mektuplarının bohçacı kadınlar gibi pazarlıklarla halktan saklandığı günlerin bitmesini, ATASE gibi bir askerî tarih arşivinin belge talebinize cevap dahi vermemek gibi lükslerinin olmamasını diliyoruz. En önemlisi de, 90 yıldır beyinleri yıkanan nesillerin Kemalist dogmalardan kurtarılması.
Çok şey mi istiyoruz yoksa? Oysa istediğimiz sadece “tarihî derinlik”… Bunu başaracağımıza inanıyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2017
9.02.2017
26.03.2017
19.03.2017
12.03.2017
26.02.2017
5.02.2017
29.01.2017
22.01.2017
15.01.2017